Çay kenarındaki kum ocakları suyu bulandırdığından balık ölümleri olabilmektedir.Řasy mohou vodní nádrže znečistit tak, že dojde k úhynu ryb.
Bu nedenle Ogun nehrinin suyunun kısırlığı tedavi ettiğine inanılır.Podle pověsti zdejší voda léčí oční neduhy.
Görülecek en güzel yerler suyun çıktığı mağara ve civarıdır.Nejznámější vodopády jsou Okienkový vodopád a Korytový vodopád, které se nacházejí ve střední části úžiny.
Limon suyu ile haşlanan tavuk daha lezzetli olur.Navíc je pivo z vysmoleného sudu i chutnější.
İçme Suyu yeterlidir.K pití je nejvhodnější voda.
Köyün içme suyu şebekesi yoktu.Klášter byl původně bez přívodu pitné vody.
Mahallenin içme suyu pınarlardan sağlanmaktadır.Pitná voda je k dispozici ze studní na místě.
En az 2 milyar insan ise hala güvenli olmayan kirlenmiş içme suyu kaynaklarını kullanmaktadır.Více než miliarda lidí na světě nemá přístup ke kvalitnímu zdroji pitné vody.
Fakat ciddi bir içme suyu sıkıntısı vardır.I ona ovšem měla nedostatek pitné vody.
Devamlı suyun içinde kalırlarsa çürürler.Musí být vykonáván vždy v tekoucí vodě ponořením.
Su ya da et suyu ilavesiyle kaynamaya bırakılır.Voda ani šampon srsti nevadí.
Böcekleri hem suyun altında hem suyun üstünde avlarlar.Semena dozrají v tobolkách nad vodou i ve vodě.
Genellikle tamammen suyun içine girer.Většinou se rozpouští ve vodě.
Bu kuşlar dalar ve suyun altında yüzerler.Ty plže opouští a plavou ve vodě.
Ayrıca salçayı sulandırarak domates suyu haline getirerek kullanmak da mümkündür.Důležité je mít na paměti také to, že ke sprše musíte být schopni natáhnout přívod vody pomocí hadice.
Aquaporin'ler suyun distal kıvrımlı tübül ve toplayıcı tübüllerden hücrelere geçişini sağlayan kanallardır.Aquaporiny jsou membránové vodní kanály, které hrají hlavní roli v kontrole obsahu vody v buňkách.
Mahallenin içme suyu şebekesi vardır ve su günde yaklaşık sabahları 2 saat verilmektedir.Obyvatelé tak mají k dispozici pouze studenou vodu, a i tu pouze na dvě hodiny denně.
Bu makine maden ocağından suyu dışarı atmak amacıyla kullanılmıştır.Stroj sloužil k čerpání vody z dolů.
Okulu vardır.Elektriği ve suyu mevcuttur.Proběhla výstavba škol, vodovodu, začala elektrifikace.
Bu konutlar van gölünün suyunun yükselmesi nedeniyle verilmiştir.Další byli přemístěni kvůli vzestupu hladiny oceánů.
Adı soğutma suyu anlamına gelir.Numele ei înseamnă răcirea apei.
Köyün ortasında suyu güzel olan bir kuyusu bulunur.In mijlocul satului se găsește o fântână acoperită cu apă foarte bună.
Şehrin diğer kısımları deniz suyu ile çevriliydi.Alte părți din oraș erau acoperite de apele mării.
Suyun veya diğer çözücü moleküllerin içeriği kendi kendine bir araya gelmiş yapıları değiştirir.Conținutul de molecule de apă sau alt solvent schimbă structurile auto-asamblate.
Uyandığında yanı başında duran yemek ve suyu fark eder.Când prizonierul se trezește, descoperă hrană și apă în apropiere.
Finlandia, Finlandiya'da üretilen altı sıralı arpa ve buzul kaynak suyundan üretilen bir votka türüdür.Finlandia vodka este produsă din orz de șase rânduri cultivate în Finlanda și apă de primăvară glaciară pură.
Suyu çok sever.În plus, ele detestă apa.
Bölge ayrıca bol miktarda maden suyu da barındırıyor. ^Chiar și astăzi, turnul adăpostește un rezervor de apă de mici dimensiuni.
Akan suyun hızı azaldıkça, askı halindeki bu maddeleri taşıma yetisi de azalır.Când însă s-a sfârșit apa din burduf, a lepădat ea copilul sub un mărăcine.
Köyün içme suyu şebekesi tamamıyla akarsudur.El este bețivanul satului, ceea ce este o onoare.
(Evet köylünün bir dileği vardır lemas çayından sulama suyu temin etmek).Satul dispune de alimentare cu apă (aducțiune din Cuejdel).
Mahallenin 2 tane içme suyu şebekesi vardır.În oraș există 2 sisteme de aprovizionare cu apă.
Bu konutlar van gölünün suyunun yükselmesi nedeniyle verilmiştir.Aceste numere tind să rămână fixe deoarece nivelul lacului este reglementat.
Calippo% 30 meyve suyu ile yapılır ve% 99 yağsızdır.De exemplu: Recipientul este curat 99% dar nu 100%.
İçme suyu şebekesi bulunmaktadır.Asistenta medicală îi dă apă.
Bu çalışmalarla Mars’ta en azından geçmişte sıvı suyun bulunduğu kesinlik kazanmıştır.Acestea au adus dovezi concludente că pe Marte a existat cândva apă.
Mojito yapmak için misket limonu suyu uzun bir bardak içerisindeki şeker ve nane yapraklarına eklenir.Pentru a prepara un Mojito, sucul de la o limetă este adăugat peste zahăr și mentă, într-un pahar înalt.
Balığın yoğunluğunu, suyun yoğunluğuna göre ayarlar.Ca și calciul, determină duritatea apei.
Yılda 12 m³ içme-kullanma suyu sağlamaktadır.Circa 200 km³ de apă se evaporă anual.
Bağımsız tahminler gösteriyor ki, akifer suyu 60 ila 100 yıl arasında tüketilebilirdi.Conservatorii sunt de părere că o pictură în ulei este complet uscată după 60-80 de ani.
Tutunca, teleme haline gelince teleme peynir süzeğe konur, suyu süzülür ve ateşe koyulur.Din boturile ei tâșneau, când răsufla, torente-nvăpăiate de foc mistuitor”.
Toksik maddeler suyu zehirler.Acestea împroașcă un gaz otrăvitor .
Suyun elektriksel iletkenliği doğrudan sudaki çözünmüş iyonize katıların konsantrasyonu ile ilgilidir.Conductivitatea electrică a apei este direct legată de concentrația de solide ionizate dizolvate în apă.
Ayaklarıyla çiçeğin suyunu kontrol ederler.La picioarele muncitorului sunt desenate flori.
Köyün [[içme suyu şebekesi vardır.Satul are o pivniță de vinuri".
Köylü bu suyu içme suyu olarak kullanmıştır.Populația folosește această apă ca apă de băut, pentru consumul curent.
Batlava Gölü bugün Priştine ve Poduyeva şehirleri için ana içme suyu kaynağıdır.Lacul Ialpug este singura sursă de apă potabilă pentru orașul Bolgrad.
Doğu Avrupa'da en büyük meyve suyu üreticisi ve dünyanın altıncı en büyük üreticisidir.Țara este al patrulea producător de aur din Europa și al șaselea producător de cărbune.
Suyun altında yapılan araştırmalar bütün dünyada büyük heyecan uyandırdı.Știrea morții sale provoacă o vie emoție în întreaga lume.
Pehlivanlar, bu ormanların havası ve suyuyla yetişmektedir.Păsările sunt mai bine reprezentate prin cele de apă și de pădure.
Buna basit bir örnek olarak kaynayan suyu örnek gösterebiliriz.Mecanismul derivei genetice poate fi ilustrat cu un exemplu simplu.
İçme suyu var.Nu beau apă.
Adı meşhur ve şifalı içme suyundan gelmektedir.Numele provine de la timpul rapid (expres) de pregătire a băuturii.
Göl suyu oldukça tuzludur ve pH değeri 5,8 ile 6,0 arasındadır.Apa lacului Dracșani are un caracter slab alcalin, având un pH care variază între 7,8 – 8,6.
İçme suyu şebekesi vardır fakat kanalizasyonu yoktur.A fost finalizată alimentarea cu apă, dar nu dispune de canalizare.
Kanalizasyon ve içme suyu bulunmaktadır. elektrik vardır.Instalațiile de apă și electricitate, el le donează.
Köyün içme suyu şebekesi vardırPTT şubesi yoktur ancak PTT acentesi vardır.Utilizatorii au un spațiu nelimitat de stocare dar sunt acceptate numai fotografiile JPG.
Suyu tuzludur.Apa văii este sărată.
Klor yararlı banyo, içme suyu dezenfeksiyonu için ve yüzüyor.Ablutofobia se extinde la evitarea de a face baie, duș sau de a înota.
Yer altı suyu dünyanın tatlı suyunun yaklaşık olarak %22'sini sağlar.Lacurile ei conțin aproximativ un sfert din apa dulce în stare lichidă din lume.