Yeraltı suları, aynı zamanda ambalajlanarak maden suyu olarak satılmaktadır.După cum se știe, globul pământesc este aprovizionat cu apă în mod inegal.
Köyün bozuk bir içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur.Ocupă o varietate largă de habitate, dar lipsește din deșerturi.
Anne iki şişe portakal suyu aldı.Mama a luat două sticle de suc de portocale.
Anne iki şişe portakal suyu aldı.Mama a cumpărat două sticle de suc de portocale.
Biraz kahvaltılık gevrek ve portakal suyu alacağım.O să iau niște cereale și suc de portocale.
Biraz kahvaltılık gevrek ve portakal suyu alacağım.Voi cumpăra niște cereale și suc de portocale.
Normal şartlar altında, suyun kaynama sıcaklığı 100 santigrat derece.În condiții normale, punctul de fierbere al apei este la 100 de grade Celsius.
Gerçekten portakal suyu katmak istedin mi?Chiar ai vrut să adaugi suc de portocale?
"İmam Celaleddin Es-Suyuti".Mindannyiunknak hiányozni fogsz, Alain.”
Kontamine içme suyunda larvanın öldürülmesi için temefos adlı kimyasal kullanılabilir.A fertőzött ivóvizet vegyileg úgynevezett temefosszal kezelik a lárva megöléséhez.
Bu suyun büyük kısmı İsrail tarafından kullanılmaktadır.A terület nagyobb részét Izrael ellenőrzi.
Suyu çok sever.Nagyon szereti a vizet.
Yılda 125 hm³ içme suyu sağlamaktadır.125), mely ugyanoda hozott vizet.
Fakat az miktarda suyun ses miktarını arttırabilmektedir.Habár a kis mennyiségű víz igazából növelheti a hang erősségét.
Örneğin suyun akmazlığı 20 °C'de 1.0020 cP dir.A centipoise széles körű használatának az az oka, hogy a víz viszkozitása 20 °C hőmérsékleten 1,0020 cP.
Deniz akvaryumlarında refraktometre suyun tuzluluğunu ve özgül ağırlığını hesaplamak için kullanılmaktadır.A tengeri akvárium tartásában refraktométert használnak a víz sótartalmának és fajsúlyának mérésére.
Yine de ADF frekans aralığındaki sinyaller deniz suyunun daha derinlerine ulaşmada başarılıdırlar.Az ELF frekvenciájú jelek azonban képesek áthatolni a tengervízen és sokkal mélyebbre jutnak.
Son 35 yılda suyunun yaklaşık üçte birini kaybetti.Az utóbbi 50 évben a rend tagjainak mintegy 50%-át vesztette el.
İçme Suyu yeterlidir.Az ivóvíz kevés.
Son yıllarda yaşanan kuraklık bu derenin suyunun kesilmesine neden olmuştur.Az utóbbi évtizedekben a szárazság a forrás kiapadásához vezetett.
Yoksa suyu bırakmaz.Nem megy tönkre a víztől.
Badenli Louis komutasındaki ordu 14 Ekimde şehri işgal etti, kaleyi kuşattı ve suyunu kesti.Badeni Lajos őrgróf hadserege október 14-én elfoglalta a várost és lerombolta a várba vezető vízvezetéket.
Sulama suyu yetersizdir.A lágy csapadékvíz nem megfelelő.
Anlamı suyu bol demektir.Ez annyit jelent vízből származik.
Bulak kelimesinin anlamı suyun kaynağıdır.E szó jelentése vízforrás.
Suyun tadı az tuzludur.A vizes oldatának sós íze van.
Suyun orta ve üst seviyelerinde yüzer.A víz középső és felső szintjein tartózkodik.
Her türlü suyu olağanüstü bir güzellikte tablolarında adeta akıtmıştır.Mindegyik busz a jó láthatóságot biztosító sárga festést kapott.
2014'ten beri şehirde içme suyundaki kirlilik nedeniyle su krizi yaşanmaktadır.2014 óta katasztrófavédelmi őrs is üzemel a városban.
2008 yılında içme suyu şebekesi yapılmıştır.Az ivóvíz-hálózat 2008 körül készült el.
Ancak, suyun nereye gittiği sorusu geriye kalmaktadır.Kérdés, hogy a játék a fejlődése folyamán melyik irányba mozdul el.
Ksenik asit, suyun içinde ksenon trioksitin dağılması ile oluşan bir soy gaz bileşiğidir.A xenonsav egy nemesgázvegyület, mely a xenon-trioxid vízben történő oldódása során keletkezik.
Adada tatlı su olmadığından içme suyu adaya teknelerle getirilmektedir.A szigeten nincs természetes ivóvíz, azt tankhajókkal Rodoszról szállítják.
Temiz suyu elde etmelerinin bir yolu, yağmur sularını toplamak ve depolamaktır.Funkciójuk szinte biztosan az esővíz összegyűjtése és tárolása volt.
Çevre köylerden içme suyu için talep alır.A környező települések innen fogják kapni az ivóvizet.
Köyün içme suyu yoktur.A hegyen ivóvíz nincs.
Şehir kullanım suyunun önemli bir bölümünü karşılamaktadır.A gyár a város területének jelentős részét foglalja el.
Mahallenin içme suyu şebekesi vardır ve 2007 yılında yenilenmiştir.Dávodi Gyógy- és Strandfürdő: 2007-ben felújított.
Suyu tuzludur.A vize igen sós.
Köyün içme suyu şebekesi 1960 yılların sonunda YSE trafından kurulmuştur.A község ivóvizét az 1960-as évek végéig, a törpevízmű megépítéséig innen hordták.
Genellikle tamammen suyun içine girer.Gyakran teljesen a víz alá merülnek.
İçme Suyu Şebekesi bulunmaktadır.Az ivóvízben a jelenlétük szükséges.
Ortalama 4 dakika, en fazla 16 dakika suyun altında nefes almadan gezerler.Akár 6 percen át is kibírják a víz alatt levegő nélkül.
Evliya Çelebi bu göl için "O kadar derin değil, suyu ab-ı hayata benzer.Evlija Cselebi írja: „Nem olyan mély (a tó), mint az élet.
Tarakdişler dalarak ve suyun altnda yüzerek beslenirler.Megkülönböztetünk úszó és elmerülő damilt.
Orta Doğu ülkeleri deniz suyunu arıtıp kullanmaktadır, bu pahalı bir yöntemdir.A tengervíz sótalanítása, ihatóvá tétele drága művelet.
Bu gölden akan çayın suyu çok beyaz olduğundan aksu adı verilmiştir.A falu közelében található tó vize feltűnően fehér volt, innen a név: Fehértó.
Mahallenin içme suyu şebekesi vardır yine mahallede kanalizasyon şebekesi vardır.A gyimesiek egykori vásáros helye, környékén borvízforrások vannak.
Mahalleye 2008 senesinde yeraltı kaynağından içme suyu temin edilmiştir.1990-ben már majdnem minden lakásba hálózaton jutott el az ivóvíz.
İçme ve sulama suyu yetersizdir.Víz és ivóvíz alig-alig volt.
Baraj yılda 150 hm³ içme-kullanma suyu sağlamaktadır.A mérések szerint 250 évente kicserélődik a tó vize.
Soğutma Suyu Devreleri: Soğutma için kullanılan deniz suyu ve tatlı suyun dolaşımında kullanılan devrelerdir.Csaptelepek: Szerelvények, amelyek a hideg és meleg víz vételezésére szolgálnak.
Köyde, 2008 yılı içerisinde içme suyu şebekesi yapılmıştır, ancak kanalizasyon şebekesi yoktur.A villamos energiát 1990-ben vezették be, ivóvízhálózat nincs.
Gerfurt suyunda bulunan furanokumarin, P450 enzimlerinden CYP3A4'ü inhibe eder.A szolifenacint a máj citokróm P450 CYP3A4 enzimje metabolizálja.
Görülecek en güzel yerler suyun çıktığı mağara ve civarıdır.Egyre inkább biztos benne, hogy a barlangok a megfelelő hely a túléléshez.
Su gezegende az bulunan bir madde olduğundan kültürleri suyun korunmasını temel alır.A legalsó kultúrát azonban nehéz tanulmányozni, mert talajvízben áll.
İçme suyu kontrolü yapılmamaktadır.Forrásvizet nem szabad inni.
Bu meyve suyunu iç.Idd ki ezt a gyümölcslét.
Moğolistan'daki en büyük içme suyu kaynağıdır.Se on Mongolian tärkein juomaveden lähde.
Eskiler yağmur suyu kullanırmış.Aiemmin kasvillisuus käytti sadevettä.