Ana içeriğe geç
Sözlük

şüyu ile cümle

şüyu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Luis'in babası Atina'da maden suyu satar ve oğlu da taşımasına yardım ederdi.Jego ojciec sprzedawał wodę mineralną w Atenach, a młody Spiridon zajmował się jej rozwożeniem po mieście.
Suyun üstünde yüzerler.Pływają po powierzchni wody.
Bu da C4 bitkilerin suyu daha etkin kullanmalarını sağlar.Proces fotosyntezy u roślin C4 przebiega wydajniej.
Havası ve suyu diğer köylerden farklıdır.Trąby lądowe i wodne różnią się od siebie.
Suyun kırılma açısı 42°dir.Powierzchnia zwierciadła wody wynosi 42 ha.
Bu göllerin suyu genellikle acıdır.Wody gruntowe są zazwyczaj zasolone.
Bu koku "Eau de Cologne" (Köln suyu) adını taşımaktadır.Dom jest miejscem narodzin "wody kolońskiej" (Eau de Cologne).
Kurak bir bölgede, yağmur suyu yere çabuk batar.W suchych regionach, gdy nadchodzi deszcz, woda bardzo szybko wsiąka do gleby.
Sadece suyun hacmiyle şekliyle oynayabildiği söylenmektedir.Potrafi mówić tylko o wodzie.
Sağlık memba suyu kaynagıda buradadır.Ocaliło ich wypływające tam zdrowotne źródełko.
Ulukayın’ın dibindeki Yaşam Suyu’na bekçilik yapar.Przed tym punktem głowa musi "złamać" powierzchnię wody.
Son olarak 0,5 çay bardağı sıcak suyu tavaya ilave edip 1-2 taşım kaynatın.Zaleca się np. wypijanie rano i wieczorem po pół szklanki mleka z 1–2 ząbkami czosnku.
Otu ve suyu boldur.Suchą i Wodną.
Oyunculardan biri: Suyu var.Odpowiedź pracownika: Jest na niej olej.
Suyun yüzeyine yakın olarak dalsalar da, 60 metre derinliğe kadar dalabilirler.Pokarm zbierają z powierzchni wody, mogą jednak nurkować na głębokość do 6 m.
Ama Narlıkuyu soğuk ve tatlı suyu ile diğer koylardan farklıdır.Nie widzi natomiast różnicy pomiędzy wodą słodką i słoną.
Mahalleye 2007 yılında içme suyu şebekesi kurulmuştur ve kanalizasyon şebekesi yoktur.Od 2002 roku większość gospodarstw jest podłączona do wodociągu, nie ma natomiast kanalizacji.
Suyun yıllara göre tadı değişir."I w odmianach czasu smak jest".
Köyümüzün yerleşim arazisi biraz yamaçtır.Havası ve suyu çok güzeldir.Okolica wsi jest prawie bezleśna - teren falisty, a gleby bardzo urodzajne.
Su bulmak için bir muşamba içinde yağmur suyu topladı.Dla odprowadzania wody deszczowej zbudowano rzygacze.
Buralar suyun ve/veya sıcağın (ateşin) kutsallığını bir araya getiren yerlerdir.Rowy (fosy) mogły być wypełnione wodą (mokre) bądź nie (suche).
İçme suyunu 25 km mesafedeki kaynaktan karşılar.Dostawy wody pochodzą z miejsca oddalonego o 30 km.
PTT şubesi yoktur.Beldenin içme suyu şebekesi vardır.Hoop Polska Sp. z o.o. | Nasze napoje | Nasze napoje |
Suyunuz var.Wy macie wodę.
Suyunuz var.Pani ma wodę.
Suyunuz var.Pan ma wodę.
Suyunuz var.Państwo mają wodę.
Senin suyun var.Ty masz wodę.
Mahallenin içme suyu şebekesi yoktur ancak yoktur] .Till mer räckte inte vattnet till (se Vårby kvarn).
Verdiği nimetler (pınarbaşı mevkiinden köyün kaynak suyu çıkar) için Allah'a şükretmek amacıyla yapılır.Den som önskar att hålla kvar Guds nåd skall vara tacksam när Guds nåd ges och tålmodig om den tas bort.
Köklerinden yaşam suyu (Bengüsu) akar.Och de vet inte att vi låtit allt liv uppstå av vatten?
Kabakları bir süre haşladıktan sonra, haşlama suyuyla şerbet yapıp üzerine dökülerek de hazırlanır.De har långa ben, som hjälper dem att gå i vattnet och när de betar.
Nereden gelir bu değirmenin suyu?Hur har havsvattnet fått just denna blandning av salter?
Pek çok durumda deniz suyundan daha fazla tuz konsantrasyonuna sahiptir.I många fall har saltsjöar högre koncentration av salt än havsvatten.
Portekiz su köpeği, suyu çok seven bir köpek ırkıdır.Den portugisiska vattenhunden är en apporterande vattenhund.
Daha yüksek atmosfer basıncı, suyun sıvı kalacağı aralığı arttırır.Högre tryck i atmosfären kan utöka det område där vattnet kan förbli flytande.
Mahallenin içme suyu kuyusu açılmış; ancak şebekesi yoktur , kanalizasyon şebekesi yoktur.Den kan bäras glatt (pekande uppåt) men får inte bäras ringlad över ryggen.
2004 yılında hayvan içme suyu göleti yapılmıştır.En ny ladugård för köttdjur uppfördes 2004.
Son 35 yılda suyunun yaklaşık üçte birini kaybetti.På de senaste 50 åren har staden förlorat en tredjedel av sin befolkning.
Kebabın yanında özellikle şalgam suyu tüketilir.Bredvid vattendragen växer främst buskar.
Kaynak suyu veya mineral su diye bilinen tat, aslında suyun içinde çözülmüş olan minerallerin tadıdır.Smaken som annonseras på källvatten eller mineralvatten kommer från de mineraler som är upplösta i det.
Suyun başını kim ya da kimler tutar?Vem skapade vattnet och jorden?
İçme suyu vardır fakat yetersizdir.Vatten fanns det gott av men det var inte drickbart.
Suyun bir bez ya da kumaştan filtre edilmesi çoğunlukla yeterlidir.Att filtrera vattnet genom en bit tyg är ofta tillräckligt.
Tüm köyleri asfalt kaplama yola ve içme suyuna sahiptir. ^ "1990 genel nüfus sayımı verileri".Bara fortsätt även om folk kastar ägg på dig." ^ Sveriges befolkning 1990.
Şehrin diğer kısımları deniz suyu ile çevriliydi.Andra delar av landområdet täcktes av havsvatten.
Suyu yeterlidir.Vattenkvaliteten är god.
Timon bu ılık suyu misafirlerinin üzerilerine serper ve onlara boş tasları atarak gûya misafir ağırlar.Timon kastar vattnet i gästernas ansikten, och slänger tallrikarna efter dem.
O suyu nebizin üstüne döktü ve şöyle dedi: 'İçecekleriniz şiddetlenirse onu(n sertliğini) su ile kırınız."Och han tog en bägare, tackade Gud och gav åt dem och sade: "Drick alla av den.
Bu da fazla suyun derin hendekten aşağı boşalmasını sağlıyordu.Detta gjorde det möjligt att arbeta samtidigt helt nedsänkt i vatten.
Mahallenin suyu akan bir içme suyu şebekesi vardır.Damavallbyn kan till och med dricka lite saltvatten.
Suyun basma özelliğinden yararlanarak çalışır.Fachingen säljer fortfarande vatten från källan.
Bu suyun %80'i Keban barajının yukarısından kaynaklanır.Nu har ca 80% av vattnet åkt tillbaks till kroppen från primärurinen.
Suyun altında yapılan araştırmalar bütün dünyada büyük heyecan uyandırdı.Satelliten skapade stor uppståndelse över hela världen.
Kontamine içme suyunda larvanın öldürülmesi için temefos adlı kimyasal kullanılabilir.Kontaminerat dricksvatten kan renas med hjälp av den kemiska substansen temefos som dödar larverna.
1810’da, Sir John Leslie yapay olarak suyu buza dondurdu.År 1810 var John Leslie först med att tillverka artificiell is.
Aslında adsorbe edilmiş suyun iz konsantrasyonlarda varlığı milyonda 10 ilâ 1000 parça olarak hesaplanmıştır.I själva verket beräknas adsorberat vatten finnas vid spårkoncentrationer av 10 till 1000 ppm.
Uyandığında yanı başında duran yemek ve suyu fark eder.När de vaknar ser till sin förvåning att mat och vin har ställts fram.
Suyla karıştırılarak kül suyu oluşturulurdu.Den ger nämligen lut om den blandas med vatten.
Bazen kendi suyunun veya bir şerbetin içinde servis edilir.Ibland är den placerad i en vas eller kruka.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod