Birincisi, Porsuk suyudur.Primeiro, campo de prata.
Tünel suyu taşıyacak kadar büyük değildi ve eğikti dolayısıyla açıldığında geri tepmişti.O túnel não era bastante grande para transportar a água, o qual provocou que colapsasse ao ser aberto.
Nereden gelir bu değirmenin suyu?De Onde Vem o Leite?
Tut suyunu' denildi.É chamado de Dung.
Americano'nun sertliği eklenen espresso ve suyun miktarına göre değişir.A força de um Americano varia com o número de colheres de café e da quantidade de água adicionada.
Suyun başını kim ya da kimler tutar?Mas quem ou o que é a caça de quem?
Bulak kelimesinin anlamı suyun kaynağıdır.A palavra sede representa a necessidade de água.
Bir de suyun olsaydı...Se não havia água!
Suyu geçirmezler.Você não tem água!
Abdest suyu hazırlar.O bufo expele água.
Daha yüksek atmosfer basıncı, suyun sıvı kalacağı aralığı arttırır.Pressões atmosféricas mais altas aumentam a gama onde a água pode permanecer líquida.
Ksenik asit, suyun içinde ksenon trioksitin dağılması ile oluşan bir soy gaz bileşiğidir.Ácido xênico é um composto de gases nobres formados pela dissolução de trióxido de xenônio na água.
Kanada'daki Dasani suyunun ilk kaynağı Calgary, Alberta idi.Foi a origem do nome de Fort Calgary no Canadá, que se tornou a cidade de Calgary, em Alberta.
Ne var ki suyun kaynama noktasını 0 °C, donma noktasını ise 100 °C olarak kabul etmişti.Ao ponto de ebulição da água, o valor foi 100ºC.
Araştırmalara göre, Mısırlılar Nil deltasında deniz suyunu buharlaştırarak tuz üretiyorlardı.Promoveu-se que os colonos pudessem elaborar seu próprio sal mediante a ebulição da água marinha.
Kurak bir bölgede, yağmur suyu yere çabuk batar.Na parte mais baixa, uma calha capta águas pluviais.
Deniz suyu, denizlerde ve okyanuslarda bulunan su.Água do mar é a água encontrada em mares e oceanos.
Bu konutlar van gölünün suyunun yükselmesi nedeniyle verilmiştir.Há casos onde o forro cedeu devido ao peso da água.
Karnındaki gaz keseleriyle G. atlanticus suyun üzerinde yüzeyel olarak durabilir.Com a ajuda de um saco cheio de gás no seu estômago, G. atlanticus flutua perto da superfície.
Ben de tanelerini karıncalara verirdim, ekmeğimi onun suyuyla yerdim.Quanto a mim, no seu lugar, gostaria de comer todos os meus bolos do Palatinado.
Voltaik pili öğrenirken Willam Nİcholson ve Anthony Carlise onu suyun elektrolizinde kullandılar.Algumas semanas mais tarde William Nicholson e Anthony Carlisle usaram-na para a eletrólise da água.
Ama suyu bulduk.Militar conseguindo água.
Gölün suyu daha sonra buharlaşır ve arkasında çözülmemiş tuzları bırakır.Quando a água do lago evapora, sais e outros sedimentos são deixados para trás.
Elektriği ve suyu vardır.Faltava água e comida.
Mahallenin 2003'ten beri içme suyu şebekesi vardır.Os Terra D'Água existem desde 2003.
Her ne kadar eskiden susuz bir köy idi ise, şimdi bol suyu olan bir mahale olmuştur.Nesse lugar, numa zona baixa, onde já existia uma fonte de água muito boa, começou a construir-se uma aldeia.
Yoksa suyu bırakmaz.Ora, a água não ferve.
Günümüzde de kuyu içme suyu temininde kullanılmaktadır.O sarilho é empregado ainda hoje no abastecimento de água.
Balık, suyu ağzından alır, solungaç yaprakları üzerinden geçirir.Alimenta-se de peixes, que retira da água com suas garras afiadas.
Suyun altına dalarak beslenirler.Como podemos mergulhá-lo debaixo d'água?
Akuamarin, akvamarin veya aquamarin (Lat. aqua marina, "denizin suyu" anlamına gelir).Aquos, no original Aqua (アクア, Akua?) é o atributo da água.
Doğal kaynak suyu bulunmaktadır.Esta fonte natural sempre se manteve com água.
Bu makine maden ocağından suyu dışarı atmak amacıyla kullanılmıştır.Isso era insuficiente para bombear água de uma mina.
Suyun pH'si 7,68 olup içilebilir özelliktedir.Seu pH é 7,4 o mesmo do sangue normal.
Harbin yönetimi esasen su şebeke kaynağı kontrol edilirken, suyun geçici olarak kesileceğini söyledi.Harbin suspendeu temporariamente seu fornecimento de água.
Köyün içme suyu şebekesi yoktur ve kanalizasyon şebekesi yoktur.O local não apresenta infraestrutura para o turismo e não possui espaço suficiente para acampar.
Bu uzantılar yardımıyla suyun dibinde besin ararlar.Estas garrafas funcionam colocando água no interior.
İçme suyu şehir ihtiyacını karşılamaktadır.Captação de água potável para a cidade.
"Günbalı" denen pekmez türü şıranın geniş kaplarda, güneş altında suyunun uçurulmasıyla elde edilir.Lindos campos de altivos pinheiros, Quando o sol ornamenta o poente.
Takım elbisesiyle suyun giderini tıkar.Atirou-se ao mar de roupa e tudo.
İsim mahalledeki içme suyu kuyusunun 85 metre derinliğinde olmasından dolayı verilmiştir.O seu nome deve-se facto de o rio ser subterrâneo durante cerca de 500 metros.
Bir diğer filozof Demokritos'ta depreme sebep olarak suyu göstermişti.Segundo as fontes, o filósofo Epicuro estudou com um discípulo de Demócrito em Teos.
Suyu yeterlidir.Boa qualidade de água.
Göl suyu tuzludur.Há lagos de água salgada.
Bazen 50 metreden daha derin çukurlarda suyu yukarı çıkarmak için sifon kullanılırdı.Dessa forma conseguia tirar água a mais de 50 metros de profundidade ininterruptamente.
İçme suyu 4 ayrı kaynaktan gelmektedir.Eau de Parfum vem em quatro diferentes tamanhos.
İçme suyu sıkıntısı yaşanmaktadır.Pode comprometer o abastecimento de água potável.
Bu suyun kurması kasaba halkının moralini kırdı.O fechamento da fábrica devastou a economia da cidade.
Ufak bir mağaradan gelen kaynak suyu vardır şifalı olduğu söylenen sudan içilir.Numa das falésias da praia, existe uma pequena bica de água doce, onde se pode tomar um banho leve.
Köyün kendine ait içme suyu şebekesi vardır ayrıca her evin kendine ait kanalizasyon şebekesi vardır.Cada aldeia tem um poço artesiano e uma caixa d'água que abastece todas as casas.
İçme suyu şebekesinin üzerinde 30 yıl geçmiştir.100 Anos de Comércio em Alcobaça.
Şalgam suyuLei do Chá
Sırt üstü yüzme suyun üzerinde sırt üstü yatarak yapılmaktadır.A saída do nado de costas é realizada dentro da piscina.
Köfteleri servis tabağına alın ve üzerine suyundan gezdirip, sıcak servis yapın..Coloque as lascas numa panela com água e aqueça-os.
Dashi miso çorbası, net suyu, şehriye suyu ve birçok sıvı yemeğin temelini oluşturur.Dashi forma a base para sopa de miso, caldo para macarrão, e vários outros tipos de comidas.
Pek çok durumda deniz suyundan daha fazla tuz konsantrasyonuna sahiptir.Em alguns casos, os lagos salgados podem chegar a ter uma concentração de sal superior à água do mar.
Polipropilen karbonları ayrıca laboratuvarlarda arıtılmış suyu aktarmak için kullanılır.Amostras de tecidos também serão enviadas para laboratórios no exterior.
Bu sırada Sayid, Sun'da su olduğunu fark eder ve suyu Sawyer'dan aldığı ortaya çıkar.Sayid encontra Sun com uma garrafa de água, e seu marido revela que Sawyer lhe deu.
Hacer, çıkan suyun etrafını çevirip biriktirmiş, bu sudan kırbasını doldurmuş, kendisi de içmiştir.E mandou que os troncos fossem removidos e lançados na água, ou no meio da mata, e assim foi feito.
Henüz suyumuz bitmedi.Nós ainda não ficamos sem água.