Mahallenin [[içme suyu şebekesı vardır kanalizasyon şebekesi yoktur.أن لا يكون على محل المسح المفروض (وهو أعلى الخف) حائل يمنع وصول الماء إلى الخف كخرقة أو شمع أو عجين.
Köyün içme suyu şebekesi olmakla birlikte kullanılamamaktadır.إن جوادي لا أستيطع إرغامه على شرب الماء .
Tatlı doğal kaynak suyudur.مصدر آمن وطبيعي للسكر .
22 Haziran 2011'de, AiB ilk projesi olan Gazze'de deniz suyu arıtma tesisinin kuruluşunu etiketledi.في 22 يونيو 2011، يمنح الاتحاد من أجل المتوسط ختمه لأول مشاريعه، وهو إنشاء محطة لتحلية المياه في غزة.
Suyu bol, yeşillik bir mahalledir.وإن تسنيم هي عين في الجنة يشرب بها المقربون.
Başlangıçta basit bir meyve suyu kutusunu bile çözememiştir ve modern Japonca’yı okuduğu mangadan öğrenir.في البداية لم تستطع الشرب من علبة العصير بسهولة، وتعلمت اللغة اليابانية الحديثة عن طريق قرائتها للمانجا.
Üftâde eğilerek; "Haydi evlâdım suyu dök." dedi.قال: فمنعوا معبدًا الماءَ وضارّوه حتى مات هُزالا.
Deniz suyunun ortalama yoğunluğu su yüzeyinde 1.025 g/ml (1025 kg/m³)'dir.تبلغ كثافة ماء البحر عند سطح المحيط 1٫025 غرام /مل في المتوسط.
Sürekli kaynaklar: Hiç kurumadan sürekli suyun geldiği kaynaklar.أودية نهرية: تجري فيها المياه باستمرار.
Suyu bol, manzarası güzel ve yeşil bir yayladır.وقد تسببت وفرة المياه في وجود أرض خصبة وخضراء، ومنظر عام جميل وأخضر يحيط بها.
80 yerleşim yerinde ise içme suyu bulunmakla birlikte yeterli değildir.ولكن لا يزال 780 مليون من سكان الارض لا يصلهم ماء صالح للشرب.
Takım elbisesiyle suyun giderini tıkar.اغسل ثيابك بالماء.
Fakat ciddi bir içme suyu sıkıntısı vardır.وكان هناك نقص حاد في مياه الشرب النقية.
Devamlı suyun içinde kalırlarsa çürürler.الماء إذا استقر في البركة لمدة طويلة يفسد.
Mahallenin içme suyu kuyusu açılmış; ancak şebekesi yoktur , kanalizasyon şebekesi yoktur.عندما تنقص كمّيّة الماء في الجسم يشعر الإنسان بالعطش؛ إذ لا يستطيع الإنسان أن يعيش دون شرب ماء لفترة طويلة.
"Su" ve "ne" kelimelerinin tamlama çekimi “suyun (tamlanan)”, “neyin (tamlanan)” şeklinde yapılır.ابن منظور، لسان العرب، مادة "صنع": "هي أَحباسٌ تتخذ للماء، واحدها مَصْنَعةٌ ومَصْنَعٌ، وقيل: هي ما أُخذ للماء.
Doğal özellikleri içme suyu, maden suları olan bir yerdir.إن السلاح العنصري الذي يتميز به الماء هو الكأس.
İlçenin içme suyu şebekesi vardır .عين سنان هي التي توفر مياه الشرب المحلية.
İçme Suyu yeterlidir.إذا كانت المياه تكفي فقط للشرب.
Bu göl her yıl yağan yağmurun suyuyla dolmaktadır.تختلف كمية المياة حسب الأمطار في العام.
Elektiriği, suyu, telefonu gelmiştir.وشكبة المياه والكهرباء، والهاتف.
Sebze suyu sık sık lezzet arttırmak için elma veya üzüm gibi meyvelerle karıştırılır.عادةً ما يكون عصير الخضار مخلوط مع فواكه مثل التفاح والعنب لتحسين الطعم.
2007 yıl sonu itibarı ile içme suyu şebekesi faaliyete geçmiştir.انتصبت بها منذ مطلع عام 2007 وحدة لتعليب المياه المعدنية.
En az 2 milyar insan ise hala güvenli olmayan kirlenmiş içme suyu kaynaklarını kullanmaktadır.أكثر من مليار يفتقرون إلى مياه الشرب النظيفة.
Kontamine içme suyunda larvanın öldürülmesi için temefos adlı kimyasal kullanılabilir.يمكن معالجة مياه الشرب الملوثة بمادة كيميائية تسمى تيميفوس لقتل اليرقة.
Marka başlangıçta 1950 yılında bir ağız bakım suyu olarak tanıtıldı.في البداية كانت العلامة التجارية مُستخدمة لتسويق غسول للفم في 1950.
Adı soğutma suyu anlamına gelir.يعني اسمها "تجمع المياه الموحلة".
İçme suyu kalitesindeki sularda yaşar.تجنب السباحة في الماء الملوث.
Ayrıca İçme suyu şebekesi mevcuttur.وأيضاً تستهلك المشروبات الغازية.
Bu yağıştan gelen su şehir şebeke suyunda kullanılır.و تستخدم مياه هذه الأمطار في مياه المدينة.
Şebeke suyu yoktur.لا يوجد إمداد بالماء.
Mahallede 1980'li yıllardan bu yana içme suyu şebekesi bulunmaktadır.في القرية شبكة مياه منذ عام 1980.
Taban suyu 1 m'den yakın olmamalıdır.و ينبغي الا يزيد قطر البقعة عن 1سم .
Suyu yeterlidir.جودة المياه.
Tahıl yemekleri BULGUR PİLAVI: Kaynayan suyun içerisine bulgur atılır.بلازما اللبن: الماء المتبقي من اللبن المتخثر.
Sıcak deniz suyu genişler ve bu nedenle soğuk deniz suyundan daha az yoğun olur.تتمدد مياه البحر الدافئة مما يجعلها أقل كثافة بالمقارنة مع المياه الأبرد.
Bu suyun geliş yolunu bilenimiz hiç yok; yaşlılarımızda bizlere böyle gördük böyle biliyoruz diyorlar; derler.وأما المشبهة فيقولون: نحن لا نؤول بل نحمل آيات الصفات وأخبارها على ظاهرها.
Köyün içme suyu şebekesivardır, kanalizasyon şebekesi yotur.تفتقر القرية لمياه الشرب النظيفة، نظرًا لاختلاطها بمياه الصرف الصحي.
Suyun üstünde yüzerler.بصمات فوق الماء.
Yöre halkının bu oldukça besleyici meyve suyundan günde 2 litreye kadar tükettiği belirlenmiştir.يجب الاهتمام بشرب الماء 4 لتر يومياً للشخص البالغ.
Suyun kaynağı ise "sıkışmış hava"dır.)تتركب من: ماء مذيب.
Yoksa suyu bırakmaz.علينا أن لا نعكر الماء.
Köyün içme suyu şebekesi vardır ve sürekli su verilebilmektedir.أما بالنسبة للمياه فيحظى سكان القرية بمضخة واحده فقط ولديهم مياه طوال الوقت.
Suyun sıkışması sonunda önce çamur, sonra toprak, en sonra da taş olur.فالهواء المخلخل يصبح النار وفي حين تكثيف الهواء الرياح أولا ثم السحاب ثم الماء ثم الأرضثم الحجر على التوالي.
Pastörize edilmemiş sütten ve meyve suyundan kaçınılmalıdır.عن طريق تجنب تناول الخضار والفواكة الغير مغسولة جيدا.
Mahallenin içme suyu şebekesi ve kanalizasyon şebekesi vardır PTT şubesi yoktur.المنزل يمتلك نظام تيكنلوجي لتوزيع المياه وللصرف الصحي وهو غير متصل بشبكة المياه بالمدينة.
Suyu boldur.عداد مياه .
Rus uzmanlarının yaklaşık 40 yıldır burada içme suyunun hidrokarbon ve mineral rezervleri çalışmaları vardır.ويقول إن الروس يملكون مجموعة من الأسلحة الحرارية لمدة أربعة عقود على الأقل.
İçme suyu her iki mahalleye de akmaktadır.تموين الطعام يتم من كلا الطائفتين.
Adı soğutma suyu anlamına gelir.Seu nome significa água de resfriamento.
Suyu temsil eder.Representa a Água.
Cavendish Dünya'nın yoğunluğunu, suyun yoğunluğunun 5.448 ± 0.033 katı olduğunu ortaya çıkardı.O valor obtido por Cavendish para a densidade da Terra foi 5,448 ± 0,033 vezes a densidade da água.
Suyu tatlıdır.Sua água é doce.
Suyun dökülmesi, yemin bozulursa kanın döküleceğine dair bir hatırlatmadır.O derramamento de água foi um lembrete que se o juramento é quebrado, sangue seria derramado.
Mahallenin [[içme suyu şebekesi ve kanalizasyon vardır.Companhia de Água e Esgotos da Paraíba (Cagepa).
Bush bu ikinci kısmı şu şekilde tanıttı: "Gece boyunca suyun içinde yalnız kalan bir insan hakkında.Bush o descreveu como sendo "sobre uma pessoas sozinha na água pela noite.
En basit faz diagramları bir maddenin örneğin suyun basınç-sıcaklık diagramlarıdır.Os mais simples diagramas de fase são diagramas pressão-temperatura de uma única substância, tais como a água.
Verdiği nimetler (pınarbaşı mevkiinden köyün kaynak suyu çıkar) için Allah'a şükretmek amacıyla yapılır.Mediante a esperança em Deus mostrará misericórdia a todas as nações que estiverem diante dele em temor.
Barajdan Aliağa ve İzmir'e içme suyu sağlanmaktadır.Entre as bebidas, destaca-se o orujo (aguardente) e a sidra.
Böylece kupanın içinde bulunan suyun tamamı dökülmüş olur.Dentre suas obras, a mais divulgada é Todas as águas.