Ana içeriğe geç
Sözlük

şüyu ile cümle

şüyu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Mahallenin [[içme suyu şebekesi ve kanalizasyon vardır.Водный (он же Садовый), Садовый, Садовый (Водный).
Zar suyu emer, yük tutma kabiliyetindeki artış ve kapasitans (direnç) ölçülür.Он как забирает (запирает) воду, так и приносит её избыток (наводнение, ливни).
İçme suyu son yıllarda içilemez hale gelmiştir.В последние годы жизни злоупотребляла спиртным.
Şehir kullanım suyunun önemli bir bölümünü karşılamaktadır.Территория города характеризуется очень значительной долей водных поверхностей.
İçme suyunu Kayacı vadisinden (Lemas çayı) almaktadır.В чашу поступает вода из источника.
Muhammed el-Huzayrî es-Suyuti'dir.Шухрат Мухаммадиев (узб.
Kabakları bir süre haşladıktan sonra, haşlama suyuyla şerbet yapıp üzerine dökülerek de hazırlanır.Защипывают края теста, кладут в кипящую воду и когда они всплывут — вынимают.
Su kireçsiz ise dinlendirilmiş musluk suyu olabilir.Кислое молоко может замещаться водой, подкислённой уксусом.
Yeşili ve suyu bol, bu nedenle meyve ve sebzesi de çeşit bakımından zengindir.Питается водами рек и ручьёв, в том числе реки Великая.
Addakslar suyu, yedikleri bitkilerden alırlar.Поедают также плоды пальм, упавшие в воду.
Köyün içme suyu yoktur.Село лишено питьевой воды.
Gölün çevresindeki yerleşim birimlerinin içme suyu ihtiyacı doğrudan gölden sağlanır.Забор чистой воды для нужд жителей ведётся из озера Кереть.
Tablonun asıl konusu suyun şaraba dönüşmesidir.К предписываемым ему чудесам относится превращение воды в вино.
İçme Suyu yeterlidir.Вода для питья непригодна.
1810’da, Sir John Leslie yapay olarak suyu buza dondurdu.В 1810 году Джоном Лесли создана первая искусственная ледоделка на основе поглощения сернистого газа водой.
Havası ve suyu son derece güzeldir.Режим и воздух здесь очень хорошие.
Suyun yıllara göre tadı değişir.При гадании вкус воды изменяется.
Mahalleye içme suyu üç defa getirilmiştir.Для жителей города в течение трёх дней была организована доставка питьевой воды в 11 автоцистернах.
Sebze suyu sık sık lezzet arttırmak için elma veya üzüm gibi meyvelerle karıştırılır.Овощные соки часто смешивают с фруктовыми, такими как яблочный или виноградный, для улучшения вкуса.
Son yıllarda yaşanan kuraklık bu derenin suyunun kesilmesine neden olmuştur.События прошлых лет заставляют леденеть душу.
Küresel olarak insanların %89'u (6.5 milyar kişi) iyileştirilmiş içme suyu kaynağına erişebilmektedir.98,6 % населения обеспечено доступом к питьевой пресной воде.
Ama suyu bulduk.Вода у меня была.
Sulamada yeraltı suyu kullanılır.Используется дистиллированная вода.
Ağlıpınar Çeşmesi mahallenin meşhur çeşmesi olup, suyunun şifalı olduğu söylenir.Сады Шираза знамениты по всей стране, они хорошо обеспечены водой.
Suyun üzerinde avlanırken sıklıkla havada asılı kalır.При преследовании нередко убегает в воду.
Yılda 10 hm³ içme suyu temin edilmesini sağlamaktadır.Раз в 10 дней сообщают о расходовании шёлка.
Köyde içme suyu şebekesi mevcut ve kanalizasyon alt yapısı ise kısmen mevcuttur.Сейчас не осталось даже развалин строения, на ее месте, вероятно, расположена кофейня.
Köyün içme suyu 2011 yılında yapılmıştır kanalizasyon şebekesi yoktur.2012 года деревня не имеет ни одного источника питьевой воды.
Ayurveda uygulamalarında bir inanış vardır,bir fincan sıcak limon suyu ciğerleri temizler.Для гостей праздника существует особый ритуал: они должны выпить топлёного саламатного масла.
Bazen kendi suyunun veya bir şerbetin içinde servis edilir.Иногда в конструкцию входит собственный бак для воды и/или моющего средства.
Ay balıkları bazen, henüz bilinmeyen nedenlerden suyun yüzünde yan yatarlar.Иногда, подобно китам, они по неизвестным причинам совершают прыжки над водой.
Çok sık olarak yüzeyde hızlıca yüzerken ya da suyun dışına sıçrarken gözlemlenir.Их очень часто видели быстро плывущими на поверхности и выпрыгивающими из воды.
Köy fasulyesiyleve maden suyuyla ünlüdür.Местные жители очень гордятся чистотой водоема.
Yaylada 20 Ağustos tarihine kadar kalınmakta, yaylanın havasından suyundan faydalanılmaktadır.В продвинутом базовом лагере они оставались до 20 сентября, ожидая улучшения погоды.
Yoksa suyu bırakmaz.Не растворяется воде.
Tatlılar HASIDA: Un kavurulur ve suyun içerisine atılır.Испытывался каждый кирпич: взвешивался и опускался в воду.
Suyun altına dalarak beslenirler.Добывают пищу, ныряя в воду.
Suyu acıdır, içilmez.Вода пресная, не годится для питья.
Suyu ve yeşilliği bol bir köydür.Жёлтые Воды — очень зелёный город.
İnkalar’ın suyu ilgilendiren birçok alanda bir hayli ileri olduklarını söylemek yanlış olmaz.Вряд ли я могу преувеличить, насколько иным предстает вино, налитое в эти бокалы».
Suyun satışı için İsrail ile görüşmeler yapılmıştır.Израиль не принимает участия в вопросах распределения водных ресурсов сектора Газа.
(Normal deniz suyunun tuzluluk oranı yüzde 10 civarındadır.)(Доля в объёме продуктов лесохимии около 1 %).
Köyde, içme suyu ve kanalizasyon şebekesi yoktur.В поселении не хватало питьевой воды и дров.
Mahallenin içme suyu şebekesi vardır ama yetersiz kanalizasyon yoktur.В доме находятся запасы пищи, но сухого молока нет.
Bu ürün kimyasal amonyak, alkol, hayvansal yan ürünler, çamaşır suyu veya fosfat içermez.Он не вступает в химические реакции с пищевыми продуктами, водой или бытовыми моющими средствами.
Gölün sığ alanı 2,5 — 3 metre, suyu tuzludur.Озеро неглубокое — в среднем 2,5 — 3 метра, вода слабосолёная.
Yani buhar halindeki suyun, sıvı hale geçmeden, doğrudan donması, buz haline geçmesidir.И вот пока довезём эту воду, она, конечно, уже в лёд превращается.
Bu aşamada peynir kendi suyunu bırakır, bundan sonra sertleşmesi icin baskıya alınır.После этого сыр вымачивают в рассоле и выкладывают для вызревания.
Batlava Gölü bugün Priştine ve Poduyeva şehirleri için ana içme suyu kaynağıdır.Серрильос — главный источник питьевой воды для города Понсе.
Bu dönemde ayrıca Boğaz suyunun rengi de değişir.Также у таких людей после катастрофы изменился цвет волос.
Suyun bütün evrelerini kontrol etmek gücüne sahibdir.Управляет водой во всех её проявлениях.
Mahallenin içme suyu şebekesi yakın zamanda yenilenmiştir .Население столичного округа освоило их относительно недавно.
Ancak, suyun nereye gittiği sorusu geriye kalmaktadır.ومع ذلك، يبقى السؤال الأهم إلى أين ذهب الماء.
Bu suyun büyük kısmı İsrail tarafından kullanılmaktadır.يتم تحويل معظم إمدادات المياه فيها إلى إسرائيل.
Gelişmekte olan ülkelerdeki kadınlar günde ortalama 20 litre suyu 6 km taşıyorlar.تنقل المرأة في الدول النامية 20 لترا من المياه يوميا لمسافة 6 كم.
Dolayısıyla 1 mol suyun ağırlığı 18,01508 gramdır.وعلى هذا, فإن مول واحد من الماء يزن 18.01508 جرام.
Botlarımız suyun içindeki kayalardan ötürü daha ileri gidemiyordu.ولم تتمكن القوارب من الوصول أكثر بسبب الصخور الحادة في الماء.
Suyun yüzünden yukarı çıkıp kuruyunca katılaşıp toprak olur.وإذا زاد بخار الماء في الهواء صار الهواء كثير الرطوبة وإذا قل صار جافًا .
Peter 1857'de çikolata yapımına ilk adımını attığında süt ile suyu birbirinden ayırmada güçlük çekmiştir.عندما بدأ دانيال بيتر بعمله في صنع شوكولاتة الحليب في عام 1857، كانت لديه مشكلة في إزالة الماء من الحليب.
"Bayanların suyu çıktı".فالماء أصل الأشياء."
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod