Ana içeriğe geç
Sözlük

şüyu ile cümle

şüyu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ancak Zam Zam Cola için Zemzem suyu kullanılmamaktadır.No existen tarifas por la utilización del agua subterránea.
Mahallenin içme suyu şebekesi 1986'dan beri vardır.Vive en Alcobendas desde 1986.
Irmaklardaki suyun temel kaynağı yağışlardır.El fuente principal de agua es el agua lluvia.
Her ne kadar eskiden susuz bir köy idi ise, şimdi bol suyu olan bir mahale olmuştur.Entonces ellos despiertan, y lo que antes era un exuberante tierra verde con agua es ahora un desierto.
Meşhur kırk göz suyu çok meşhurdur.Cien famosas vistas de Edo.
Köyün içme suyu şebekesi vardır, sürekli su verilebilmektedir.En el centro hay una fuente de la que mana agua constantemente.
Köyün hem içme suyu şebekesi iyidir ama kanalizasyon şebekesi çökmüş olup yetersizdir.Lo mejor es plantarla en tierra cerca de una fuente de agua, pero no inundado.
Bu gerilim, suyun kopmayan bir sütun hâlinde yükselmesini sağlar.En estas condiciones, se la sumerge en un recipiente que contenga agua.
İki bardak portakal suyu, lütfen.Due bicchieri di succo d'arancia, per favore.
Maden suyunu tercih ederim.Preferisco l'acqua minerale.
Banyo yaptıktan sonra meyve suyu içtim.Dopo aver fatto il bagno, ho bevuto del succo di frutta.
Suyu içmememiz için bizi uyarmayı unuttun.Hai dimenticato di avvisarci di non bere l'acqua.
Tom, buzdolabından portakal suyunu aldı.Tom prese del succo d'arancia dal frigo.
Suyu çok sever.Ama moltissimo l'acqua.
Deniz suyu tipik olarak alkalidir ancak tatlı suyun pH oranı oldukça değişik olabilir.L'acqua marina tipicamente è alcalina, mentre il pH dell'acqua dolce può essere molto variabile.
Ayrıca sulama suyu da vardır, ancak yeterli değildir.Le uova vengono disperse nell'acqua e non vi sono cure verso di esse.
Bu geleneksel Kore bahçelerinde suyun önemine dikkat çeker.Esso mette in luce l'importanza dell'acqua nei giardini coreani di tipo tradizionale.
"İmam Celaleddin Es-Suyuti"."Mi piacerebbe vederti qui" ^ lett.
Yoksa suyu bırakmaz.Non ho fermato l'acqua.
Bu sırada Sayid, Sun'da su olduğunu fark eder ve suyu Sawyer'dan aldığı ortaya çıkar.Sayid scopre che Sun ha dell'acqua e lei gli rivela che è stato Sawyer a dargliela.
Thales maddenin ilk öğesi (arkhe) olarak suyu ileri sürmüştür.La prima è la stessa dei rivelatori ad acqua pura.
Kurma (Kurbağa): Tufan esnasında suların altına batmış olan yeryüzünü suyun üzerine çıkartır.Chi negherà viver la Terra, e la Acqua, le quali danno vita agli animali generati da loro?»
Türün ya derin suyu geçemediği ya da geçmek istemediği sanılmaktadır.La specie sembra non amare o non essere in grado di attraversare aree di acque profonde.
Suyun bu özelliğin bazı avantajları vardır.Molti sono i vantaggi che offre questa specie.
Nehir suyunun 50-55% kadarı eriyen kar sularından oluşmaktadır.Circa il 50-55% della quantità d'acqua a disposizione del fiume deriva dallo scioglimento delle nevi.
Suyu temsil eder.Rappresenta l'elemento d'acqua.
Dolayısıyla Gandi portakal suyu içerek orucunu bitirdi.A questo punto Gandhi smette il digiuno bevendo un succo d'arancia.
Suyun pH oranı asitlik ya da alkalilik oranını belirler.Il pH dell'acqua è la misura del grado di alcalinità o di acidità della stessa.
Çarşamba Suyu başlıca akarsuyudur.Rappresenta il mercoledì, e l'elemento dell'acqua.
Ne var ki suyun kaynama noktasını 0 °C, donma noktasını ise 100 °C olarak kabul etmişti.All'altro punto fisso, il punto di ebollizione dell'acqua, fu invece assegnato il valore di 60 gradi.
Köyün içme suyu şebekesi ve kanalizasyon şebekesi bulunmamaktadır.Tu non impedisci al bevitore di bere, né gli insudici l'acqua.
13. Lucky Strikes sigarası kullanan portakal suyu içer.Chi fuma le Lucky Strike beve succo d'arancia.
Yangtze Nehri'nde suyun dışına sıçradıkları ve kuyrukları üzerinde dik durdukları bilinmektedir.Nel fiume Yangtze, si sa che le focene attere saltano fuor d'acqua e si tengono "in piedi" sulla coda.
Deniz uçakları pist yerine suyu kullanmaktadır. ^ "V/STOL - Was it a good idea?".L'asse del water è detta benza (便座? "sedile per gli escrementi").
Köyün içme suyu şebekesi ve köy içinde üç tane çeşmesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur.La stazione è dotata di tre ascensori, ma non di scale mobili.
Suyun üstünde yüzerler.Galleggia sull'acqua.
Fakat aksi bir şekilde sadece suyuna gitmek te mümkün.Naturalmente può essere dislocata unicamente in acqua.
Bunun sonucu olarak yağış hızlı bir şeklide suyun onları kurutan nehirlere doğru kabarmasını sağlar.Ma ci penseranno le rapide di un fiume a metterli definitivamente nei guai.
İçme suyu köye geçen sene yeni gelmiştir.1930 Arriva in paese l'acqua potabile.
Otu ve suyu boldur.Acqua e sapone...
Örneğin suyun kırılma indisi 1.33'tür.Per esempio, l'aria ha un indice di rifrazione di 1,003 e l'acqua di 1,33.
Çark Suyunun hikayesi... medyabar.com.Sito sulla vita del medico, su ecomed-medizin.de.
Fakat Nijer Nehri'nin suyunun kara olmaması bu tezleri sarsar.Ad ogni modo il Niger non è un fiume dalle acque nere.
Gölün suyu biraz tuzludur, ve su düzeyi her yıl yaklaşık 5 cm düşmektedir.Oggi il livello dello specchio d'acqua è di circa 21 m s.l.m. ed oscilla annualmente di circa 30 cm.
Yine de ADF frekans aralığındaki sinyaller deniz suyunun daha derinlerine ulaşmada başarılıdırlar.I segnali nel campo di frequenze ELF, invece, possono penetrare molto più in profondità.
Köyün içme suyu şebekesi 6 Mayıs 2007 tarihinde hizmete geçmiştir.L'uomo sarà quel che è nella toilette, 6 maggio 1993.
İçme suyu sıkıntısı yoktur.L'acqua non è potabile.
Bunlar suyun sistemden tazyikli çıkmasını sağlar.In quel caso un dispositivo le fa cadere dell'acqua.
Suyun üstünde uçan bir sineği sudan atlayarak havada kapabilirler.Evitano per un pelo uno zombie che arranca verso di loro.
Baraj 3.594 hektarlık bir alana sulama hizmeti verirken, yıllık 5 hm³'lük içme suyu sağlamaktadır.Quindi, se si assumono 3.500 calorie al giorno, cercare di bere 3 litri di acqua.
Suyun yokluğu aynı zamanda, ısıyı yansıtmak için neredeyse hiç buz olmadığı anlamına gelir.Caratteristico è il fatto che l'acqua non geli mai.
Deniz suyunun pH değeri 7.5 ile 8.4 değerleri arasında sınırlıdır.Il pH dell'acqua di mare è tra 7,7 e 8,4.
Bu çalışmalarla Mars’ta en azından geçmişte sıvı suyun bulunduğu kesinlik kazanmıştır.Questa è la prima forte prova di una presenza di acqua liquida su Marte in passato.
Batlava Gölü bugün Priştine ve Poduyeva şehirleri için ana içme suyu kaynağıdır.Il fiume Otún è l'unica fonte di acqua potabile per le città di Pereira e Dosquebradas.
Köyün içme suyu 2011 yılında yapılmıştır kanalizasyon şebekesi yoktur.Nel 2010 il villaggio era privo di acqua corrente.
Köyün içme suyu şebekesivardır. köyün kanalizasyon şebekesi vardır.La mancanza d'acqua porta alla disperazione gli abitanti del villaggio.
Suyu yeterlidir.Elemento acqua.
Kendisi glutamatın kombu deniz yosununun suyuna lezzet verdiğini belirlemiştir.Fu, come detto, lui a battezzare il liquido aquafaba.
Portekiz su köpeği, suyu çok seven bir köpek ırkıdır.Il cão de água português è una razza di cane d'acqua di origine portoghese.
Düzce İl Merkezinde içme suyu sıkıntısı bulunmamaktadır.Non è da escludere la presenza di un dolmen al centro.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod