Ana içeriğe geç
Sözlük

şüyu ile cümle

şüyu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Suyu iki termal kaynaktan sağlanır.El agua se obtiene de dos aljibes.
Gümüş aravana 6,0 ve 7,0 arası bir pH derecesi ile ılık suyu tercih eder.Las arawana plateadas prefieren agua blanda con un pH entre 6,0 y neutral.
Çok sık olarak yüzeyde hızlıca yüzerken ya da suyun dışına sıçrarken gözlemlenir.Con frecuencia se le observa nadando rápidamente en la superficie del agua y saltando sobre el agua.
Yıllık içme suyu olarak 26 hm³ su sağlamaktadır.Produce hasta 160 bolsas de té de doble cámara por minuto.
Mevcut suyun bir göletle değerlendirilmesiyle sulanabilen arazi bunun birkaç katına çıkabilecektir.Hoy el dinero para adquirir un pedazo de tierra allí debe ser considerable.
Birisinin kaynak suyu azalmış, diğer çeşmeye ise şebeke suyu bağlanmıştır.Creó vida por medio del agua y enseñó a los hombres a producir fuego.
Mahallenin içme suyu şebekesi yoktur ancak PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur.Ninguna parte del jardín tiene aire acondicionado, excepto el oasis y las oficinas administrativas.
Fakat köy halkı kendi imkanlarıyla içme suyu ihtiyacını doğal bir kaynaktan karşılamaktadır.La gente se lanzó al agua, mientras que sus compañeros en tierra se dispuso a reunirse con ellos en balsas.
Mahallenin 2 tane içme suyu şebekesi vardır.En ella sólo residen dos personas encargadas de las tomas de agua.
Sonra kadın kendini suyun akışına bırakır, gider.Después entra en la piscina y se mueve bajo el agua, donde termina.
2004 yılında hayvan içme suyu göleti yapılmıştır.En 2004 se hizo un inventario oficial de ganado.
Suyun buharlaşma ısısı 2257 joule/gramdır (yaklaşık 540 cal/g).El calor latente de evaporación del agua a 100 °C es 540 cal/g (ó 2260 J/g).
Doğanşar'ın içme suyu bu bölgeden karşılanır.El café es nativo en este lugar.
Buz suyun katı halidir.El hielo, estado sólido del agua.
Bu ölçümde, suyun donma ve kaynama noktası sırayla 32 °F ve 212 °F olarak belirlenir.La escala establece como las temperaturas de congelación y ebullición del agua, 32 ℉ y 212 ℉, respectivamente.
Mahallede sulu tarım yapılamamaktadır; Çünkü sulama suyumuz yoktur.Allí no se puede pescar, porque no hay más cardúmenes.
Suyu her döküşte elleriyle vücudunu iyice ovuşturur.Y beber todas juntas el agua con las manos.
Tuna tek başına her yıl 203 kilometre küp tatlı suyu Karadeniz’e taşır .Anualmente se unen al mar de Azov 230 millones de m² de agua dulce.
Sulama suyu kooperatifinin bulunduğu köyde sulu tarım yöntemleri uygulanır.Aldea indígena donde se muestra el método nativo para secar salmón.
Barış suyu kavramı 90'lı yıllarda Ortadoğu'yu ifade ederken 2010'lu yıllarda Kıbrıs'ı ifade eder olmuştur.Michael Jordan resume en dos palabras lo que fue la década de los años 1990.
Mahalle'niniçme suyu şebekesi vardır. kanalizasyon şebekesi Vardır.Tendremos un nuevo subbarrio comercial, Villazul del Agua.
Kayaların bileşimindeki suyun etkisiyle oluşur.Su temperatura se debe al contacto del agua con las rocas en fusión.
Genellikle betonun suyunun buharlaşması sonucu sertleştiği zannedilir.Suele ser típico ir a coger siempre agua del caño.
100 °C'de 1 g suyu 1 g su buharı hâline dönüştürmek için 539 kaloriye ihtiyaç vardır.Necesitamos 540 calorías para evaporar un gramo de agua.
Celsius derecesinde ise 0 noktası suyun erime/donma noktası olarak alınmıştır.Se asemeja a la escala de grados Celsius en cuanto a que 0° Celsius equivale a 0° Réaumur.
Mahallenin eski bir içme suyu şebekesi vardır ve kanalizasyon şebekesi yoktur.Tiene un nuevo salón municipal, un taller-gasolinera que ya no ofrece gasolina y carece de posadas.
Araştırmalara göre, Mısırlılar Nil deltasında deniz suyunu buharlaştırarak tuz üretiyorlardı.Se promovió que los colonos pudiesen elaborar su propia sal mediante la ebullición del agua marina.
İkinci tarifte ise votka, Chambord, Midori kavun likörü, ananas suyu ve kızılcık suyu kullanılır.El segundo está hecho a base de vodka, Chambord, Midori, zumo de piña y zumo de arándanos.
Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kullanılmıyor.El país también posee uranio, aunque no es explotado.
"Kızılay: İçme suyu ve iş makinalarına ihtiyaç var".«Las bebidas indígenas fermentadas y los patrones de consumo de alcohol de los grupos étnicos».
Göksu Çayı'ndan pompalanarak göle akıtılan su Gaziantep’e içme suyu olarak verilmektedir.El agua debe ser similar al agua potable de la zona en que se consumirá el té.
Suyun bütün evrelerini kontrol etmek gücüne sahibdir.Tiene el poder de controlar el agua.
Suyun altında yapılan araştırmalar bütün dünyada büyük heyecan uyandırdı.Estos hallazgos causaron una gran emoción en todo el mundo.
Bu bitkinin kökünün kaynatılarak elde edilen suyunun içilmesi şeker hastalığına iyi geldiği ifade edilir.El agua potable de esos estanques se considera curativa.
Erime suyunun diğer bir rolü ise, tabansal kayma şeklindeki buzul hareketine imkan vermesidir.Aun así, su uso más habitual es el de dar forma de bola a la crema de helado.
Şebeke suyu yoktur.Carece de aguas superficiales.
Eskiler yağmur suyu kullanırmış.Aprovechar el agua de lluvia.
İçme suyu fabrikaları için çalışmalar yapılmaktadır.Supervisó las obras de introducción de agua potable.
Yeraltı suları bol almasına rağmen yatırım yapılıp içme suyu temin edilemiyor.A pesar de las reiteradas solicitudes, todavía no nos han abastecido con agua potable.
Kulaklı (Hingel) Önce patates suyun içinde haşlanır.Lavar con agua hervida el pecho, antes de alimentar al lactante.
Fakat aksi bir şekilde sadece suyuna gitmek te mümkün.Su acceso es posible solo en bote.
"Bayanların suyu çıktı".«Por el agua van las niñas».
Bu yüzden buz, suyun dibine batmayıp su üstünde yüzer.De ahí que el hielo, más frío que el agua, flote sobre ella.
Köyün içme suyu şebekesi vardır. ancak kanalizasyon şebekesi yoktur sadece okulda foseptik bulunmaktadır.Una de las niñas más jóvenes necesita ir al baño, pero por supuesto no hay baño para mujeres en el estadio.
Nereden gelir bu değirmenin suyu?¿Qué le sucedió a este pobre árbol?.
Köyde, içme suyu şebekesi vardır ama çok zayıftır.Tenemos una sociedad civil, ahora mismo es muy débil.
En az 2 milyar insan ise hala güvenli olmayan kirlenmiş içme suyu kaynaklarını kullanmaktadır.Actualmente, se estima que alrededor de mil millones​ de personas tienen un deficiente acceso al agua potable.
Mahallede bulunan memba suyu çok kalitelidir.En sus paisajes la representación del agua es particularmente excelente.
Yılda 10 hm³ içme suyu temin edilmesini sağlamaktadır.También se construirá un proyecto de reutilización de agua de 10 megalitros por día.
Ne var ki suyun kaynama noktasını 0 °C, donma noktasını ise 100 °C olarak kabul etmişti.Como segundo punto de referencia tomó su temperatura corporal definiéndola como 100 grados.
Direnç yolunda ise polimer membranın emdiği suyun, geçirgenliği değiştirmesiyle nem ölçülür.Mejor resistencia al impacto que el poliestireno sin modificar.
Yarı yolda bir de kaynak suyu vardır.También redes de arrastre a media agua.
Tünel, Fırat'ın suyunu Harran Ovası'na kavuşturacak.Por último deberán lanzarse al agua para lograr conseguir el remo bora.
Suyun üstünde yüzerler.Tierra sobre el agua.
Köyün içme suyu şebekesi vardır bütün evlere sular bağlanmıştır. kanalizasyon şebekesi vardır.Un joven entra en un tranquilo pueblo, donde cada casa o construcción dispone de un molino de agua.
Bu sistemdeki suyun büyük kısmından sulamada yararlanılır.Se mantiene en el agua la mayor parte del tiempo.
MADIMAK AŞI: Madımak kaynayan suyun içine atılır.Brújula: para orientarse bajo el agua.
Köyün suyu dağdan su getirilerek, su deposu yoluyla evlerin musluklarına kadar basılmaktadır.Antes de manar a la luz, el agua es bombeada hasta el depósito de abastecimiento del pueblo.
Key lime suyunun rengi, düzenli limon suyunun aksine, bir soluk sarıdır.El zumo de lima, a diferencia del zumo de limón normal, es de color amarillo pálido.
Ayrıca yazın suyunu kaybeden küçük çaylarda bulunmaktadır.En pleno verano, les faltaba agua potable.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod