şölen ile cümle
şölen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Avner yirmi kişiyle birlikte Hevrona, Davutun yanına vardı. Davut Avnerle yanındakilere bir şölen verdi.Da nun Abner gen Hebron zu David kam und mit ihm zwanzig Mann, machte ihnen David ein Mahl.
Avner yirmi kişiyle birlikte Hevrona, Davutun yanına vardı. Davut Avnerle yanındakilere bir şölen verdi.아브넬이 종자 이십인으로 더불어 헤브론에 이르러 다윗에게 나아가니 다윗이 아브넬과 그 함께 한 사람을 위하여 잔치를 배설하였더라
Avner yirmi kişiyle birlikte Hevrona, Davutun yanına vardı. Davut Avnerle yanındakilere bir şölen verdi.När då Abner, åtföljd av tjugu man, kom till David i Hebron, gjorde David ett gästabud för Abner och hans män.
Avner yirmi kişiyle birlikte Hevrona, Davutun yanına vardı. Davut Avnerle yanındakilere bir şölen verdi.Twintig mannen vergezelden hem en David bood hun een feestelijke maaltijd aan.
Avner yirmi kişiyle birlikte Hevrona, Davutun yanına vardı. Davut Avnerle yanındakilere bir şölen verdi.ויבא אבנר אל דוד חברון ואתו עשרים אנשים ויעש דוד לאבנר ולאנשים אשר אתו משתה׃
Avner yirmi kişiyle birlikte Hevrona, Davutun yanına vardı. Davut Avnerle yanındakilere bir şölen verdi.فجاء ابنير الى داود الى حبرون ومعه عشرون رجلا. فصنع داود لابنير وللرجال الذين معه وليمة.
Avner yirmi kişiyle birlikte Hevrona, Davutun yanına vardı. Davut Avnerle yanındakilere bir şölen verdi.押 尼 珥 帶 著 二 十 個 人 、 來 到 希 伯 崙 見 大 衛 . 大 衛 就 為 押 尼 珥 和 他 帶 來 的 人 、 設 擺 筵 席
Avner yirmi kişiyle birlikte Hevrona, Davutun yanına vardı. Davut Avnerle yanındakilere bir şölen verdi.押 尼 珥帶 著 二十 個 人 、 來到 希伯崙見 大衛 . 大衛 就 為押尼珥 和 他 帶來 的 人 、 設擺 筵席
Babası kadını görmeye gidince, Şimşon da damat geleneğine uyarak orada bir şölen düzenledi.삼손의 아비가 여자에게로 내려가매 삼손이 거기서 잔치를 배설하였으니 소년은 이렇게 행하는 풍속이 있음이더라
Babası kadını görmeye gidince, Şimşon da damat geleneğine uyarak orada bir şölen düzenledi.När nu hans fader kom ned till kvinnan, gjorde Simson där ett gästabud, ty så plägade de unga männen göra.
Babası kadını görmeye gidince, Şimşon da damat geleneğine uyarak orada bir şölen düzenledi.Så drog Samson ned til Kvinden; og de holdt Gilde, som de unge havde for Skik.
Babası kadını görmeye gidince, Şimşon da damat geleneğine uyarak orada bir şölen düzenledi.Sitten hänen isänsä meni naisen luo, ja Simson laittoi siellä pidot, sillä niin oli nuorten miesten tapa.
Babası kadını görmeye gidince, Şimşon da damat geleneğine uyarak orada bir şölen düzenledi.Suo padre scese dunque da quella donna e Sansone fece ivi un banchetto, perché così usavano fare i giovani
Babası kadını görmeye gidince, Şimşon da damat geleneğine uyarak orada bir şölen düzenledi.Tatăl lui Samson s'a pogorît la femeia aceea. Şi acolo Samson a făcut un ospăţ, căci aşa făceau tinerii.
Babası kadını görmeye gidince, Şimşon da damat geleneğine uyarak orada bir şölen düzenledi.Tedy šel otec jeho k ženě té, a učinil tam Samson hody, nebo tak činívali mládenci.
Babası kadını görmeye gidince, Şimşon da damat geleneğine uyarak orada bir şölen düzenledi.tedy szedł ojciec jego do onej niewiasty, i sprawił tam Samson wesele; bo tak czyniwali młodzieńcy.
Babası kadını görmeye gidince, Şimşon da damat geleneğine uyarak orada bir şölen düzenledi.Vtedy odišiel jeho otec dolu k žene, a Samson tam pripravil hostinu, lebo tak robievali mládenci.
Babası kadını görmeye gidince, Şimşon da damat geleneğine uyarak orada bir şölen düzenledi.Και κατεβη ο πατηρ αυτου προς την γυναικα και εκαμεν εκει ο Σαμψων συμποσιον διοτι ουτως εσυνειθιζον οι νεοι.
Babası kadını görmeye gidince, Şimşon da damat geleneğine uyarak orada bir şölen düzenledi.И баща му слезе при жената; и там Самсон направи угощение, защото така правеха момците.
Babası kadını görmeye gidince, Şimşon da damat geleneğine uyarak orada bir şölen düzenledi.И пришел отец его к женщине, и сделал там Самсон пир, как обыкновенноделают женихи.
Babası kadını görmeye gidince, Şimşon da damat geleneğine uyarak orada bir şölen düzenledi.וירד אביהו אל האשה ויעש שם שמשון משתה כי כן יעשו הבחורים׃
Babası kadını görmeye gidince, Şimşon da damat geleneğine uyarak orada bir şölen düzenledi.ونزل ابوه الى المرأة فعمل هناك شمشون وليمة لانه هكذا كان يفعل الفتيان.
Babası kadını görmeye gidince, Şimşon da damat geleneğine uyarak orada bir şölen düzenledi.他 父 親 下 去 見 女 子 . 參 孫 在 那 裡 設 擺 筵 宴 、 因 為 向 來 少 年 人 都 有 這 個 規 矩
Babası kadını görmeye gidince, Şimşon da damat geleneğine uyarak orada bir şölen düzenledi.他 父親 下去 見 女子 . 參孫 在 那 裡設擺 筵宴 、 因為 向來 少年人 都 有 這個 規矩
Ben maden düşmanla şölen; durumlarda, ani bir, biri bana yaralı hathAm fost ospăţ cu duşmanul meu; În cazul în care, pe neaşteptate, o ma rănit
Ben maden düşmanla şölen; durumlarda, ani bir, biri bana yaralı hathBol som hodovanie s mojím nepriateľom, Ak na náhle, jeden jest zranili ma
Ben maden düşmanla şölen; durumlarda, ani bir, biri bana yaralı hathByl jsem hodování s mým nepřítelem, Pokud na náhlé, jeden jest zranili mě
Ben maden düşmanla şölen; durumlarda, ani bir, biri bana yaralı hathÉn már a lakoma ellenségem, Ha egy hirtelen, egy kinek sebesült meg
Ben maden düşmanla şölen; durumlarda, ani bir, biri bana yaralı hath난 내 적을 feasting되었습니다, 어디에, 갑자기, 한 사람이 나를 부상 하셨어요
Ben maden düşmanla şölen; durumlarda, ani bir, biri bana yaralı hathFui festejar com o meu inimigo; Quando, de repente, uma tem me ferido
Ben maden düşmanla şölen; durumlarda, ani bir, biri bana yaralı hathHe estado festejando con mi enemigo, donde, de repente, uno me ha herido
Ben maden düşmanla şölen; durumlarda, ani bir, biri bana yaralı hathIch habe mit meinem Feind Schlemmen, wo auf einer plötzlichen, einer hat mich verwundet
Ben maden düşmanla şölen; durumlarda, ani bir, biri bana yaralı hathIk heb gefeest met de mijne vijand; Indien op een plotselinge, een heeft verwondden mij
Ben maden düşmanla şölen; durumlarda, ani bir, biri bana yaralı hathI zostały biesiadowanie z moim wrogiem W przypadku, gdy się nagle, jeden bowiem mnie zranił,
Ben maden düşmanla şölen; durumlarda, ani bir, biri bana yaralı hathJag har varit festande med min fiende, När vid en plötslig, har ett sårade mig
Ben maden düşmanla şölen; durumlarda, ani bir, biri bana yaralı hathJ'ai été fête avec mon ennemi, où, sur un coup, on m'a blessée
Ben maden düşmanla şölen; durumlarda, ani bir, biri bana yaralı hathJeg har været fest med min fjende; Hvis det på en pludselig, har en såret mig
Ben maden düşmanla şölen; durumlarda, ani bir, biri bana yaralı hathOlen ollut Kalasatama kanssa minun vihollinen; Jos on äkillinen, yksi kaiketi haavoittunut minua
Ben maden düşmanla şölen; durumlarda, ani bir, biri bana yaralı hathSaya telah berpesta dengan musuh saya, Dimana, pada tiba-tiba, salah satu telah melukaiku
Ben maden düşmanla şölen; durumlarda, ani bir, biri bana yaralı hathSem bil slavja z mojim sovražnikom, Kadar je ob nenadni, dade eden me je ranjenih
Ben maden düşmanla şölen; durumlarda, ani bir, biri bana yaralı hathSono stato banchettare con il mio nemico; Quando, all'improvviso, uno mi ha ferito
Ben maden düşmanla şölen; durumlarda, ani bir, biri bana yaralı hathTôi đã được ăn uống no nê với kẻ thù của tôi, ở đâu, trên bất ngờ, một trong những phán thương tôi
Ben maden düşmanla şölen; durumlarda, ani bir, biri bana yaralı hathΈχω γλέντι με τη δική μου εχθρό? Όταν, σε μια ξαφνική, ένα hath μου τραυματίες
Ben maden düşmanla şölen; durumlarda, ani bir, biri bana yaralı hathИмам пируване с мой враг; В случаите, когато изведнъж, един ме е ранен
Ben maden düşmanla şölen; durumlarda, ani bir, biri bana yaralı hathЯ пировал с моим врагом, Где, внезапно, один имеет ранила меня
Ben maden düşmanla şölen; durumlarda, ani bir, biri bana yaralı hathהייתי משתה עם האויב שלי, איפה, על פתאומי, אחד הפצועים יהוה לי
Ben maden düşmanla şölen; durumlarda, ani bir, biri bana yaralı hathلقد كنت الولائم مع العدو الألغام ؛ أين ، على نحو مفاجئ ، واحدة لي هاث الجرحى
Ben maden düşmanla şölen; durumlarda, ani bir, biri bana yaralı hathそれは私が負傷でいます。汝の助けと神聖な薬草ある中で私たちの救済の両方;
Bir şölen için kötü beseeming bir görünüş.잔치에 대한 학대 beseeming 유사.
Bir şölen için kötü beseeming bir görünüş.Een slecht betamelijk schijn voor een feest.
Bir şölen için kötü beseeming bir görünüş.Egy rosszul beseeming látszatát a lakomát.
Bir şölen için kötü beseeming bir görünüş.Ein schlecht beseeming Anschein für ein Fest.
Bir şölen için kötü beseeming bir görünüş.Et dårligt beseeming antydning til en fest.
Bir şölen için kötü beseeming bir görünüş.Ett dåligt beseeming tillstymmelse till en fest.
Bir şölen için kötü beseeming bir görünüş.Huonosti beseeming näennäinen varten juhlaa.
Bir şölen için kötü beseeming bir görünüş.Một semblance bệnh beseeming cho một bữa tiệc.
Bir şölen için kötü beseeming bir görünüş.O asemănare rele-beseeming pentru o sărbătoare.
Bir şölen için kötü beseeming bir görünüş.Sebuah kemiripan sakit-beseeming untuk pesta.
Bir şölen için kötü beseeming bir görünüş.Slabo beseeming Slično za praznik.
Bir şölen için kötü beseeming bir görünüş.Špatně beseeming zdání na hostinu.