ızdırap ile cümle

ızdırap kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Görev tamamen ızdıraptı.The task was total agony.
Yaşam büyük bir ızdırap.Life is a great misery.
Tom ızdırap verici ağrı içindeydi.Tom has been in excruciating pain.
O ızdırap içinde iken yeni bir sevgili edinir.She takes a new lover while he is in anguish.
Sen ızdırap içinde gibi görünüyorsun.You seem to be in pain.
Izdırap içindesin, değil mi?You're in pain, aren't you?
Kızım zaten dört senedir iştahsızlıktan ızdırap çekmekte.My daughter has been suffering from anorexia for four years already.
Sabahleyin ağrı ızdıraplıydı.In the morning, the pain was excruciating.
Acı ızdıraplı oldu.The pain became excruciating.
Sol ayak parmağımda ızdıraplı bir acı hissettim.I felt excruciating pain in my left big toe.
Max Beckmann'ın pek çok tablosu yirminci yüzyılın başında Avrupa'da yaşanan ızdırapları anlatır.Many of Beckmann‘s paintings express the agonies of Europe in the first half of the 20th century.
Çalışma ızdırap içerir."The work endures.”
Izdırap çekeceksin.You are going to suffer.
Her geçen saniye 200 milyondan fazla kişi bu hastalıktan ızdırap ve acı çekiyor.Over 200 million people at any one time are suffering from it.
Bu bir dişi modeldir: dünyandaki ızdırapların feryatlarını algılayan kadın.It's a female archetype: she who perceives the cries of suffering in the world.
Tüm bu acı ve ızdırapla duygularınıza nasıl yenik düşmezsiniz?How do you not get overwhelmed by the despair and the misery of it all?
Kaplan daha sona benim "ızdırap içinde kıvrandığımı" söyleyecekti.Kaplan would later describe me as 'writhing in agony.'
Dedim ki " Izdırap içindeki bu dünyada yaşarken nasıl mutlu olabilirsiniz? ".I said, "How could you be happy and live in this world of suffering and live in this world of pain?"
ızdırap içinde olduklarını izliyorsunuz.and signs of their grief.
Sanki hepimiz ızdırap içindeyiz bilgi yüklenmesi ve veri yoğunluğundan.It feels like we're all suffering from information overload or data glut.
Bir zamanlar neşe ve mutluluk, ve şimdi acı ve ızdırap.Once a life of happiness and joy and suddenly, pain and sorrow.
Bunun tam merkezine git ve bundan ızdırap çekeni orada bulabilecek misin, bak.Go to the very centre of it and see if you find a sufferer of it there.
Ve "Ben"-liktir ızdırap çekiyor gibi gözüken dünyadaki bir sürü farklı nedenden ötürü.And the 'I' entity is what seems to be suffering from all these different reasons in the world.
Kendinizi ortaya çıkabilecek acılar ve ızdıraplardan bu şekilde korursunuz.You protect yourself from all the unexpected miseries or hurt that might show up.
Hayır, hepsi birer ızdırap abidesi.No, they are full of misery.
Burada hiç sahte duygu görmeyeceksiniz, sadece ızdırap içinde bir annenin gerçek ifadesi.Here you're going to see no false emotion, just the authentic expression of a mother's agony.
Ve ben işte öyle bir ızdırap içerisindeydim.And I was in so much agony.
Izdırap ve acı çekme nereden gelir?Where do pain & suffering come from?
Izdırap çekme daha çok psikolojiktir.Suffering is more psychological.
Çünkü ızdırap çekme bu acıyı nasıl karşıladığımıza dayalıdır.For suffering is based upon how we meet this pain.
Izdırap çekme budur.This is what is suffered.
Ve bütün bunlar bir büyük ızdırap çorbası haline gelir, aslında.And all of that becomes one great soup of suffering, actually.
Yıllarca süren ızdırap bitti.Years of suffering is over.
Bu ızdırap resimleriyle size biraz önce okuduğum tarih arasındaki ilişki nedir?What is the connection between these images of suffering and the history that I just read to you?
Bir anne olarak ızdırap içindeydimI suffered a lot as a mother.
Bu bina bir dehşet, işkence ve ızdırap sembolüydü," diyor Nihat İslami.This building was a symbol of horror, torture and suffering," said Islami.
Izdırap, 6.Distress, 6.
Ama Alcina'nın kendine gösterdiği vefasızlıktan bilmekte ve bundan büyük ızdırap çekmektedir.Alles, was Alcina bleibt, ist Bluff, aber ihr Schicksal ist besiegelt.
Kendini çok üzgün ve ızdıraplı hissederken şöyle dedi: "Baba, mümkünse bu kâse benden uzaklaştırılsın.Au moment où elle va sacrifier Oreste, celui-ci dit : « Ainsi tu péris en Aulide, Iphigénie, ô ma sœur ! ».
Diğer iki özellik, ızdırap (Dukkha) ve benliksizlik (anatman)'dır.Deux autres communes lui sont associées : Notre-Dame-d'Or et Verger-sur-Dive.
Ayrı Düşeli 10. Esinti 11. Fani dünya 12. Izdırap ÇocuğuUn abri super chouette 11. Le bobo de T'choupi 12.
İspanya'da II. Carlos'un saltanat yılları çok ızdıraplı geçti.Por todo ello, el recibimiento de Carlos II en Londres fue multitudinario.
Bu krizler böbrek taşı acısı gibi şiddetli bir ızdırap verirler.Pocas situaciones de emergencia plantean un desafío tan grande como el trauma en el cuello.
Senator John McCain'de waterboarding'in sahte bir idam ve "çok aşırı bir ızdırap" olduğunu belirtti.Il Senatore John McCain definì il waterboarding un'esecuzione simulata ed una "tortura molto seria".
Mısır metinlerine göre bir şekilde bir ağrı veya Firavunu etkileyen ruhsal ızdırapla ilişkilidir.В Текстах пирамид его культ ассоциировался с болью и духовными страданиями, влияющими на фараона.
III. George saltanatının son yıllarında yeniden nükseden akıl hastalığı nedeniyle çok ızdırap çekti.عانى جورج الثالث في آخر حياته من اضطراب نفسي متكرر، أصبح مزمناً في نهاية المطاف.
Kendini çok üzgün ve ızdıraplı hissederken şöyle dedi: "Baba, mümkünse bu kâse benden uzaklaştırılsın.فدعوا أبي بن كعب، فقال: «يا أبي، ائت بقيع المصلى، فأمر بكنسه»».
Demir silah ya da başka bir şey ona acı ve ızdırap vermezdi.Ze doodden mensen, en vuur noch ijzer konden hen schaden.
İnsanların ihtiyaçlarını yerine getirmek için ızdırap döngüsünde kalmayı tercih etmişlerdir.Ludziom pozostała jedynie nadzieja jako pociecha w ich nieszczęściach.
Kendini çok üzgün ve ızdıraplı hissederken şöyle dedi: "Baba, mümkünse bu kâse benden uzaklaştırılsın.Jarlen svarade: «Illa har din far det ställt på ön, om du nu skall dö.»
Mısır metinlerine göre bir şekilde bir ağrı veya Firavunu etkileyen ruhsal ızdırapla ilişkilidir.В текстах пірамід його культ асоціювався з болем і духовними стражданнями, що впливають на фараона.
İspanya'da II. Carlos'un saltanat yılları çok ızdıraplı geçti.Anii domniei lui Carol al II-lea au fost unii de agonie pentru Spania.
3 Mayıs'ı ne bir bayram, ne de bir ızdırap günü olarak görmüştür.Sitä ei kuitenkaan esitetty jouluaattona, joulupäivänä eikä tapaninpäivänä.
Bahçede Izdırap, İsa'nın Son Yemek ile tutuklanması arasındaki zamanda yaşadığı olaylara verilen isimdir.Maleriet beskriver Jesu siste timer før han blir tatt til fange.
Geçicilik (anicca) ve ızdırap (dukkha) ile birlikte olgular dünyasının üç özelliğinden biridir.Azab dibagi menjadi tiga bagian, yaitu: Azab dunia, Azab kubur, Azab akhirat.
Geçicilik (anicca) ve ızdırap (dukkha) ile birlikte olgular dünyasının üç özelliğinden biridir.Thân phụ của Trần Kiều là Trần Ngọ (陳午), đời thứ ba của tước vị Đường Ấp hầu (堂邑侯).
Kendini çok üzgün ve ızdıraplı hissederken şöyle dedi: "Baba, mümkünse bu kâse benden uzaklaştırılsın.あきれた父親は「頭が痛(いと)なった(または、腹の調子が悪い)」と言って横になる。
İspanya'da II. Carlos'un saltanat yılları çok ızdıraplı geçti.카를로스 3세의 치세 동안 스페인의 경제는 눈에 띄게 성장했다.
İspanya'da II. Carlos'un saltanat yılları çok ızdıraplı geçti.שנות שלטונו של קרלוס היו קשות עבור ספרד.
Çalışma ızdırap içerir."אנו מצטערים על אי הנוחות."

İlgili Sayfalar