ısrar ile cümle

ısrar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Israr ettiler.Sie beharrten auf ihrem Standpunkt.
Israr ettiler. Ve Nathan direk halka gitti.Eles persistiram e Nathan foi diretamente à comunidade.
Israr ettiler. Ve Nathan direk halka gitti.이들은 굽히지 않고 직접 지역사회에 호소했습니다.
Israr ettiler. Ve Nathan direk halka gitti.Naciskali, a Nathan zwrócił się bezpośrednio do społeczności.
Israr ettiler. Ve Nathan direk halka gitti.Επέμεναν κι ο Νέιθαν πήγε κατευθείαν στην κοινότητα.
Israr ettiler. Ve Nathan direk halka gitti.Те настояваха и Нейтън се обърна директно към обществеността.
Israr ettiler. Ve Nathan direk halka gitti.وظلت الحملة مستمرة.فتوجه نيثن مباشرة الى المجتمع
Israr ettiler. Ve Nathan direk halka gitti.この問題に関心のある人々と連携したのです
Israr ettiler.Ze zetten door.
Israr ettiler.Вони наполягали.
Israr ettiler.Они настаивали.
Israr ettiler.הוא התחבר עם האנשים שהיה להם אכפת מכך.
Israr etti, mumyalamak yok, açık tabut yok, cenaze yok.A insistat, fără îmbălsămare, fără sicriu deschis, fără slujbă.
Israr etti, mumyalamak yok, açık tabut yok, cenaze yok.Dia bersikeras, tanpa pembalseman, tanpa peti terbuka, tanpa pemakaman.
Israr etti, mumyalamak yok, açık tabut yok, cenaze yok.Ele insistiu: nem embalsamento, nem caixão aberto, nem funeral.
Israr etti, mumyalamak yok, açık tabut yok, cenaze yok.Él insistió: sin embalsamar, sin ataúd abierto, ni funeral.
Israr etti, mumyalamak yok, açık tabut yok, cenaze yok.Er hat darauf bestanden: keine Einbalsamierung, kein offener Sarg, keine Beerdigung.
Israr etti, mumyalamak yok, açık tabut yok, cenaze yok.Ha insistito, niente imbalsamazione, nessuna camera ardente, nessun funerale.
Israr etti, mumyalamak yok, açık tabut yok, cenaze yok.Han envisades. Ingen balsamering, ingen öppen kista, ingen begravning.
Israr etti, mumyalamak yok, açık tabut yok, cenaze yok.Han insisterede, ingen balsamering, ingen åben kiste, ingen begravelse.
Israr etti, mumyalamak yok, açık tabut yok, cenaze yok.Hij stond erop, geen balseming, geen open kist, geen begrafenis.
Israr etti, mumyalamak yok, açık tabut yok, cenaze yok.Il a insisté, pas d'embaumement, pas de cercueil ouvert, pas de funérailles.
Israr etti, mumyalamak yok, açık tabut yok, cenaze yok.그는 주장했단다. 시체 방부처리 하지 말고, 관도 열어놓지 말고, 장례식도 없어야 한다고.
Israr etti, mumyalamak yok, açık tabut yok, cenaze yok.Nalegał, by nie było żadnego balsamowania, otwartej trumny, ani pogrzebu.
Israr etti, mumyalamak yok, açık tabut yok, cenaze yok.Ông ấy một mực không ướp xác, không mở quan tài, không đám tang.
Israr etti, mumyalamak yok, açık tabut yok, cenaze yok.Ragaszkodott hozzá, semmi balzsamozás, nyitott koporsó, semmi temetési szertartás.
Israr etti, mumyalamak yok, açık tabut yok, cenaze yok.Trval na tom, žádné balzamování, žádná otevřená rakev, žádný pohřeb.
Israr etti, mumyalamak yok, açık tabut yok, cenaze yok.Trval na tom, žiadne balzamovanie, žiadna otvorená rakva, žiadny pohreb.
Israr etti, mumyalamak yok, açık tabut yok, cenaze yok.Επέμενε, όχι ταρίχευση, όχι ανοικτό φέρετρο, όχι κηδεία.
Israr etti, mumyalamak yok, açık tabut yok, cenaze yok.Он настоял. Никакого бальзамирования и открытого гроба, никаких похорон.
Israr etti, mumyalamak yok, açık tabut yok, cenaze yok.Той настоя, без балсамиране, без отворен ковчег, без погребение.
Israr etti, mumyalamak yok, açık tabut yok, cenaze yok.הוא התעקש: בלי חניטה, בלי ארון פתוח, בלי לוויה.
Israr etti, mumyalamak yok, açık tabut yok, cenaze yok.أصر على ذلك، لا تحنيط ولا كفن مفتوح، ولا جنازة.
Israr etti, mumyalamak yok, açık tabut yok, cenaze yok.弔問も 葬列も 絶対するなとおっしゃいました まぁ 普通の人のようにしていたら おじさまのような 富を我がモノにすることはできないのでしょうね
Israrıma şaşıran garson, olayı yöneticiye taşıdı.Kaget dengan kengototan saya, pelayan itu berkonsultasi dengan manajernya.
Israrıma şaşıran garson, olayı yöneticiye taşıdı.Kitartásomon meglepődve, a pincér a menedzserhez fordult.
Israrıma şaşıran garson, olayı yöneticiye taşıdı.제 인내심에 놀란 웨이터는 이 문제를 매니저에게 알렸습니다.
Israrıma şaşıran garson, olayı yöneticiye taşıdı.Mutta minä haluaisin sokeria vihreään teeheni." (Naurua)
Israrıma şaşıran garson, olayı yöneticiye taşıdı.Ngạc nhiên vì sự khăng khăng của tôi, người phục vụ đem vấn đề tới hỏi người quản lý.
Israrıma şaşıran garson, olayı yöneticiye taşıdı.Överraskad av att jag stod på mig, tog servitören upp frågan med chefen.
Israrıma şaşıran garson, olayı yöneticiye taşıdı.Overrasket over min insisteren, nævnte tjeneren emnet for sin chef,
Israrıma şaşıran garson, olayı yöneticiye taşıdı.Překvapen mou neodbytností se číšník obrátil na manažera.
Israrıma şaşıran garson, olayı yöneticiye taşıdı.Prekvapený mojím naliehaním sa čašník odišiel poradiť s manažérom.
Israrıma şaşıran garson, olayı yöneticiye taşıdı.Sorprendido por mi insistencia, el mesero llevó el asunto con el gerente.
Israrıma şaşıran garson, olayı yöneticiye taşıdı.Sorpreso dalla mia insistenza, il cameriere andò a parlarne col direttore.
Israrıma şaşıran garson, olayı yöneticiye taşıdı.Surpreendido com a minha insistência, o empregado levou o assunto ao gerente.
Israrıma şaşıran garson, olayı yöneticiye taşıdı.Surprins de insistenţele mele, chelnerul a mers să se consulte cu managerul.
Israrıma şaşıran garson, olayı yöneticiye taşıdı.Surpris par mon insistance, le garçon est allé consulter le directeur.
Israrıma şaşıran garson, olayı yöneticiye taşıdı.Verrast door mijn volharding legde de ober de kwestie voor aan de manager.
Israrıma şaşıran garson, olayı yöneticiye taşıdı.Von meiner Beharrlichkeit überrascht beriet sich der Kellner mit seinem Vorgesetzten.
Israrıma şaşıran garson, olayı yöneticiye taşıdı.Zaskoczony moją nieustępliwością kelner udał się z tą sprawą do kierownika.
Israrıma şaşıran garson, olayı yöneticiye taşıdı.Έκπληκτος από την επιμονή μου, ο σερβιτόρος πήγε στον υπεύθυνο.
Israrıma şaşıran garson, olayı yöneticiye taşıdı.Здивований моєю впертістю, офіціант вирішив поговорити з менеджером.
Israrıma şaşıran garson, olayı yöneticiye taşıdı.Удивен от моята настоятелност, сервитьорът отнесе проблема до управителя.
Israrıma şaşıran garson, olayı yöneticiye taşıdı.Удивлённый моей настойчивостью, официант направился к менеджеру для решения вопроса.
Israrıma şaşıran garson, olayı yöneticiye taşıdı.מופתע מההתעקשות שלי, המלצר העלה את הבעיה בפני המנהל שלו.
Israrıma şaşıran garson, olayı yöneticiye taşıdı.وقد تفاجأ لاصراري مما دفعه لرفع الامر الى مديره
Israrıma şaşıran garson, olayı yöneticiye taşıdı.彼は困って 店長のもとへ すると間もなく
Israr. Joe Kraus diyor ki,인내하세요! 조 크라우스(익사이트의 공동 설립자)가 말하기를
Israr. Joe Kraus diyor ki,Persévérer. dit Joe Kraus:

İlgili Sayfalar