Tom'a işinin nasıl gittiğini sordum.I asked Tom how his job was going.
Tom işini kaybetmediği için şanslıydı.Tom was lucky that he didn't lose his job.
İşine saat yedide başlıyor.She starts her job at seven o'clock.
Onun neden işini birdenbire bırakma konusunda hiçbir fikrim yok.I have no idea why he quit his job suddenly.
Evrak işini zaten yaptım.I've already done the paperwork.
Epeydir bu işin içindeyim.I've been in this business a long time.
Öğretmenlik işine girmeye karar verdim.I've decided to get into teaching.
İşin sana önerildiğini duyuyorum.I hear you've been offered the job.
O işin kolay olmadığını biliyorum.I know that job wasn't easy.
İşinden nefret ettiğini biliyorum.I know that you hate your job.
Tom'un işini biliyorum.I know Tom's work.
Son zamanlarda yeni bir işin olduğunu biliyorum.I know you recently got a new job.
Sadece işinizi yaptığınızı biliyorum.I know you were just doing your job.
Bu işin kolay olacağını hiç söylemedim.I never said this job would be easy.
Tom'un işini nasıl aldığını bilmiyorum.I don't know how Tom got his job.
İşinizi gerçekten seviyorum.I really like your work.
Bugün işin yok mu?Don't you have work today?
İşini yapmanı ve benimkini yapmama izin vermeni öneririm.I suggest you do your job and let me do mine.
Sanırım Tom Mary'nin işini istiyor.I think Tom wants Mary's job.
Yapacak çok işin var mı?Do you have a lot to do?
Yeni işin nasıl gidiyor?How's your new job going?
Onun işinde o, elektrik devrelerini tasarlar.In her job, she designs electrical circuits.
Bir işin olduğu için mutlu olmalısın.You should be happy to have a job.
Kar beyazdır çünkü onun molekülleri güneş ışınlarının tüm renklerini yansıtır.Snow is white because its molecules reflect all the colors of the sun's rays.
İşinizin kalitesinden memnun değilim.I'm not satisfied with the quality of your work.
İşin çoğunu yapmak zorunda olan kişi benim.I'm the one who has to do most of the work.
Kendi işine bakmanı tavsiye ederim.I'd advise you to mind your own business.
Ben gerçekten işinize aşina değilim.I'm not really familiar with your work.
Bir daha senin işine karışmayacağım.I won't interfere with your work again.
İşin oraya varmamasını tercih ederim.I'd rather it didn't come to that.
Yapacak bir işin olduğunu anlıyorum.I understand you have a job to do.
Kendi işine bakar mısın?Would you mind your own business?
Tom Mary'ye yeni işinden bahsetti.Tom told Mary about his new job.
Senin işinden çok memnunum.I'm very pleased with your work.
Senin işine sahip olmadığıma memnunum.I'm glad I don't have your job.
Sen işini seviyorsun, değil mi?You love your work, don't you?
Senin hâlâ işin var.You've still got your job.
Bir işin var, değil mi?You have a job, don't you?
Zaten bir işin var.You've already got a job.
Tom gösteri işinde.Tom is in show business.
Tom işinde iyidir.Tom's good at his job.
Tom işini sevdi.Tom loved his job.
Tom işini beğendi.Tom liked his job.
Tom bütün işini gece yapar.Tom does all his work at night.
Tom yeni işinde nasıl?How's Tom doing at his new job?
Tom işini iyi yaptı.Tom has done his work well.
Tom onun işini iyi yapar.Tom does his work well.
İşinde iyidir.He's good at his job.
O, kullanılmış araba satıcısı olarak işini kaybetti.He lost his job as a used car salesman.
Bu kitap işine yarayabilir.This book could be useful to you.
Beynim aşırı ısınıyor.My brain is overheating.
Tom işini çok ciddiye alır.Tom takes his job very seriously.
Yeni işine ne zaman başlayacaksın?When are you starting your new job?
Sen işinde her zaman iyiydin.You always were good at your job.
Tom işini bıraktığını söyledi.Tom said that he quit his job.
İşinden nefret ediyorsun, değil mi?You hate your job, don't you?
Odamda senin ne işin var?What're you doing in my room?
İşine devam et.Carry on with your business.
Bu senin işin, değil mi?That's your job, isn't it?
İşiniz için teşekkür ederiz.Thank you for your work.