Ben onun senin işin olduğunu sanıyordum.I thought that was your job.
Eğer ona bir fırsat verirsem Tom'un işin üstesinden gelebileceğini düşündüm.I thought Tom could handle the job if I gave him a chance.
Senin zaten bir işin olduğunu düşündüm.I thought you already have a job.
Bir kızılötesi ışın elektromanyetik radyasyondur.An infrared ray is electromagnetic radiation.
"İşini bıraktığını duydum." "Aslında kovuldum.""I hear you quit your job." "Actually, I got fired."
Hep birlikte bu işin içindeyiz.We're all in this together.
İşinizden çok zevk aldığınızı gördüğüme sevindim.I'm glad to see you enjoy your work so much.
O bir işin peşinde.He's up to something.
İşin hakkında konuşalım.Let's talk about your job.
Hava ısınıyor.It's getting hotter.
Hani işin doğrusunu bilmesem bir şey sakladığını söylerdim.If I didn't know any better, I'd say you were hiding something.
İşini istemiyorum.I don't want your job.
İşini korumanı istiyorum.I want you to keep your job.
Eski işini geri ister misin?Do you want your old job back?
Gösteri işinde olmak istiyorum.I want to be in show business.
Tom'un işini kaybetmesini istemiyorum.I don't want Tom to lose his job.
İşin bitince onları geri istiyorum.I want those back when you're done.
Sevdiğin bir işin olmasını istiyorum.I want you to have a job that you love.
Kel kör, kendi işini kendin gör.If you want something done right, do it yourself.
Senin pis işini benim yapmamı istiyorsun, değil mi?You want me to do your dirty work for you, don't you?
Tom Mary'nin işini nasıl işlettiğini ona söylemesini istemedi.Tom didn't want Mary to tell him how to run his business.
Tom bunu sana söylememi istemedi ama o işini kaybetti.Tom didn't want me to tell you this, but he just lost his job.
Cuma gecesi işin var mı?Are you busy Friday night?
Tom işinde çok meşguldü.Tom has been busy at work.
İşiniz sizi oldukça meşgul ediyor olmalı.Your job must keep you pretty busy.
Kendi işine bakmayı öğrenmen gerekiyor.You need to learn to mind your own business.
Bu senin işin değil.This isn't your job.
İşin bitti mi?Are you about done?
İşin bitmek üzere mi?Are you about done?
İşin bitince haber ver.Let me know when you're done!
Keşke senin işine sahip olsam.I wish I had your job.
Bana işin inceliklerini gösterdi.He showed me the ropes.
O hem kız arkadaşını hem de işini kaybetti.He lost both his girlfriend and his job.
Neden işine devam etmiyorsun?Why don't you get on with your job?
Neden kendi işine bakmayı denemiyorsun?Why don't you try minding your own business?
İşinizi yapın.Do your job.
Sen işini yap, ben benimkini yapacağım.You do your job, I'll do mine.
Benim işim senin işin senin için olduğu kadar benim için önemlidir.My job is just as important to me as your job is to you.
O senin işin.That's your business.
Bu işin geleceği yok.This job has no future.
Hizmetçi kız, işinden ayrıldı.The maid gave up her job.
İşini çabuk bitir.Finish your work quickly.
Arkadaşının işine hayran kaldı.He admired his friend's work.
O işinde herkesin önüne geçer.He gets ahead of everybody in his work.
Bu Tom'un işine yaradı.It worked for Tom.
Yeni işine hızlı bir şekilde uyum sağladı.She made a quick adjustment to her new job.
O işini çok iyi yönetir.He conducts his business very well.
O, işini titizlikle yaptı.He did his work painstakingly.
O, işini özenle yaptı.He did his work painstakingly.
Güvenlik konusunda asla işin kolayına kaçmamalısın.You should never cut corners on safety.
Tom çok kendini işine adamış.Tom is very dedicated.
Yarın işin yok mu?Don't you have work tomorrow?
İşin yarın başlamıyor mu?Doesn't your job start tomorrow?
Senin işine ihtiyacım yok.I don't need your job.
Yıldızlar patladıkları zaman gama ışınları yayarlar.Stars emanate gamma rays when they explode.
Senin yapılması gereken bir evrak işin var.You have paperwork that needs to be done.
Yapacak işin yok mu?Don't you have work to do?
Günlük işinden vazgeçme.Don't give up your day job.
Tom'un işini çok beğendim.I admired Tom's work.
Her zaman gösteri işine girmek istedim.I always wanted to go into show business.