Burası Irak.Dies ist der Irak.
Burası Irak.Dit is Irak.
Burası Irak.Đó là Iraq.
Burası Irak.Esto es Irak.
Burası Irak.Ez itt Irak.
Burası Irak.Ini adalah Irak.
Burası Irak.Isto é o Iraque.
Burası Irak.여기는 이라크입니다.
Burası Irak.Questo è l'Iraq.
Burası Irak.Tohle je Irák.
Burası Irak.To Irak.
Burası Irak.Toto je Irak.
Burası Irak.Εδώ είναι Ιράκ.
Burası Irak.Това е Ирак.
Burası Irak.Это же Ирак.
Burası Irak.זוהי עיראק.
Burası Irak.هذا هو العراق .
Burası Irak.あなたが目にするのは
Bu savaşın tam ortasında görevlendirilmiştim çünkü savaşı Irak'ın kuzey kesiminden takip ediyordum.Am fost trimis în inima războiului pentru că relatam din partea de nord a Irakului.
Bu savaşın tam ortasında görevlendirilmiştim çünkü savaşı Irak'ın kuzey kesiminden takip ediyordum.Byl jsem poslán do středu této války, protože jsem psal o válce ze severní části Iráku.
Bu savaşın tam ortasında görevlendirilmiştim çünkü savaşı Irak'ın kuzey kesiminden takip ediyordum.J'étais au milieu de cette guerre parce que je couvrais la guerre depuis la partie nord de l'Irak.
Bu savaşın tam ortasında görevlendirilmiştim çünkü savaşı Irak'ın kuzey kesiminden takip ediyordum.Saya ditempatkan di pusat peperangan tersebut karena saya meliput perang tersebut dari bagian utara Iraq.
Bu savaşın tam ortasında görevlendirilmiştim çünkü savaşı Irak'ın kuzey kesiminden takip ediyordum.Sono stato messo al centro di quella guerra perché seguivo la guerra dalla parte nord dell'Iraq.
Bu savaşın tam ortasında görevlendirilmiştim çünkü savaşı Irak'ın kuzey kesiminden takip ediyordum.Tôi ở ngay trung tâm của cuộc chiến bởi vì tôi đưa tin về cuộc chiến đó từ khu vực phía bắc Iraq.
Bu savaşın tam ortasında görevlendirilmiştim çünkü savaşı Irak'ın kuzey kesiminden takip ediyordum.Yo estaba en medio de esa guerra cubriendo lo que sucedía en el norte de Irak.
Bu savaşın tam ortasında görevlendirilmiştim çünkü savaşı Irak'ın kuzey kesiminden takip ediyordum.Znajdowałem się w samym centrum tej wojny, gdyż nadawałem z północnej części Iraku.
Bu savaşın tam ortasında görevlendirilmiştim çünkü savaşı Irak'ın kuzey kesiminden takip ediyordum.Βρέθηκα στην καρδιά αυτού του πολέμου διότι κάλυπτα τον πόλεμο από το βόρειο τμήμα του Ιράκ.
Bu savaşın tam ortasında görevlendirilmiştim çünkü savaşı Irak'ın kuzey kesiminden takip ediyordum.Намирах се в центъра на сраженията, тъй като отразявах войната от северната част на Ирак.
Bu savaşın tam ortasında görevlendirilmiştim çünkü savaşı Irak'ın kuzey kesiminden takip ediyordum.Я знаходився в центрі подій, оскільки висвітлював війну із півночі країни.
Bu savaşın tam ortasında görevlendirilmiştim çünkü savaşı Irak'ın kuzey kesiminden takip ediyordum.Я оказался в самом центре событий, потому что я вел репортажи из северной части Ирака.
Bu sözü de tuttum. Irak'taki savaşı sonlandıracağımı söyledim ve öyle de yaptım.Ich sagte, dass I\' Balkenspiralgalaxie Beendigung des Krieges im Irak, und ich tat.
Bu, şunun 0'a yakınsadığından daha hızlı bir şekilde artarsa, bu ıraksar. -Jeśli to rośnie szybciej niż to zbiega do 0, to całość będzie rozbieżna.
Bu, şunun 0'a yakınsadığından daha hızlı bir şekilde artarsa, bu ıraksar. -Se questo cresce più velocemente di quanto questo si avvicini a 0, allora questo diverge.
Bu, şunun 0'a yakınsadığından daha hızlı bir şekilde artarsa, bu ıraksar. -Si esto aumenta más rápido que esto acerca a 0, entonces esto se divergen.
Bu, şunun 0'a yakınsadığından daha hızlı bir şekilde artarsa, bu ıraksar. -אם זה גדל מהר יותר מאשר זה משיג את 0, אז זה יתפצל.
Bu, şunun 0'a yakınsadığından daha hızlı bir şekilde artarsa, bu ıraksar. -إذا كان هذا يتزايد بشكل أسرع فإنه يقترب من الصفر ، إذاً هذا سينفرج.
Bu, şunun 0'a yakınsadığından daha hızlı bir şekilde artarsa, bu ıraksar. -収束しません。 これが
Bu teyplerinin Irak'tan bana ulaşması yaklaşık iki hafta sürdü.이라크에서 저에게로 병사들이 찍어 보낸 테입은 보통 2주 정도 걸려서 도착했어요.
Bu teyplerinin Irak'tan bana ulaşması yaklaşık iki hafta sürdü.Casetele baietilor au ajuns in cam doua saptamani din Iraq la mine.
Bu teyplerinin Irak'tan bana ulaşması yaklaşık iki hafta sürdü.De tapes van de mannen deden er gemiddeld twee weken over van Irak naar mij.
Bu teyplerinin Irak'tan bana ulaşması yaklaşık iki hafta sürdü.Die Bänder brauchten im Schnitt 2 Wochen vom Irak zu mir.
Bu teyplerinin Irak'tan bana ulaşması yaklaşık iki hafta sürdü.I nastri dei ragazzi ci mettevano in media due settimane per arrivare dall'Iraq.
Bu teyplerinin Irak'tan bana ulaşması yaklaşık iki hafta sürdü.Las cintas de los soldados tardaron, de media, dos semanas en llegar desde Iraq.
Bu teyplerinin Irak'tan bana ulaşması yaklaşık iki hafta sürdü.Les enregistrements des gars prenaient environ deux semaines pour arriver d'Irak.
Bu teyplerinin Irak'tan bana ulaşması yaklaşık iki hafta sürdü.Zazwyczaj dwa tygodnie trwało zanim taśmy chłopaków z Iraku trafiły do mnie.
Bu teyplerinin Irak'tan bana ulaşması yaklaşık iki hafta sürdü.За записите на момчетата трябваха средно две седмици, за да стигнат от Ирак до мен.
Bu teyplerinin Irak'tan bana ulaşması yaklaşık iki hafta sürdü.Отснятые парнями кассеты, шли ко мне из Ирака больше двух недель.
Bu teyplerinin Irak'tan bana ulaşması yaklaşık iki hafta sürdü.לסרטים של החבר'ה לקח בממוצע שבועיים להגיע מעיראק אלי.
Bu teyplerinin Irak'tan bana ulaşması yaklaşık iki hafta sürdü.فيلم الجنود عادة يأخذ اسبوعين ليصلني من العراق .
Bu teyplerinin Irak'tan bana ulaşması yaklaşık iki hafta sürdü.その間 私は兵士とはEメールや インスタント・メッセージングで会話しました
Bu vakada Arap Ligini getirdik. Irak ve Afganistan son örnekleri olacakCând ne-am dus în Libia, nu era bine ca Occidentul să fie singur; a trebuit să îi cooptăm pe ceilalți.
Bu yeni merkezi oldu kart buldum ediyorum sadece beş gün Irak halkı BaşkanDet havde konstateret, at kun fem dage irakiske folk formanden fremtidige unge
Bu yeni merkezi oldu kart buldum ediyorum sadece beş gün Irak halkı BaşkanECON ste eden na obrobju Insignia to je bil sedež nove kartice bilo bi ugotovili, da le pet dni
Bu yüzden Bill Clinton var, Hillary var, Irak, George Bush, Barack Obama, Scooter Libby var --Temos Bill Clinton, Hillary, Iraque, George Bush, Barack Obama, Scooter Libby.
Caddenin diğer ucunda bir Iraklı tarafından işletilen bir markette ise epey baharat çeşidi mevcut.Al cruzar la calle, hay una tienda, perteneciente a un iraquí, que vende muchas especias.
Caddenin diğer ucunda bir Iraklı tarafından işletilen bir markette ise epey baharat çeşidi mevcut.Di seberang jalan ada sebuah toko milik orang Irak yang menjual banyak jenis rempah-rempah.
Çevrimiçi halde, IŞİD, Suriye ve Irak'taki korkunç sömürülerini dünya görsün diye aktif olarak yayınlıyor.ИГИЛ было активно в интернете, показывая миру свои ужасные деяния в Сирии и Ираке.
Clay de benimle birlikte deniz piyadeydi. Irak ve Afganistan'da birlikte görev yaptık.Clay a fost în Marina Militară cu mine, am luptat împreună în Irak și Afganistan.
Clay de benimle birlikte deniz piyadeydi. Irak ve Afganistan'da birlikte görev yaptık.Clay diende samen met mij. in Irak en Afghanistan.
Clay kendisini Irak ve Afganistan'da yaşananlardan dolayı öldürmedi.Anda tahu, Clay tidak bunuh diri karena apa yang terjadi di Irak dan Afganistan.