Ana içeriğe geç
Sözlük

ın ile cümle

ın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Avrupa enerjik insanların kıtasıdır.Europe is a continent of energetic peoples.
Şimdi bile Avrupa'da hayaletlere inanan birçok kişi var mı?Are there many people in Europe who believe in ghosts even now?
Avrupa'da bir sürü farklı insan var.There are a lot of different people in Europe.
Yoko bazı şiirleri Japoncadan İngilizceye çevirdi.Yoko translated some poems from Japanese into English.
Son analizlerde, metotlar çocukları eğitmezler; insanlar eğitir.In the last analysis, methods don't educate children; people do.
İyi İngilizce yazma, çok fazla pratik gerektirir.To write good English requires a lot of practice.
United Airlines'ın kayıt gişesi nerede?Where is the United Airlines check-in counter?
Eğer gayret edersen İngilizceni geliştirebilirsin.You can improve your English if you try.
Yorgunluk belirtileri için yüzünü inceledi.I studied his face for signs of weariness.
Eğer uzun süre İngilizce konuşmadıysan, körelirsin.You get rusty if you haven't spoken English for a long time.
Tam olmanı hayal ettiğim insan tipisin.You're just the kind of person I imagined you'd be.
Bazı insanlar kilo vermek için öğün atlarlar.In order to lose weight some people skip meals.
Umutsuz insanlar çoğu kez korkunç şeyler yaparlar.Desperate men often do desperate things.
Selam! Seni burada göreceğime dünyada inanmazdım! Dünya küçük, değil mi?Hello! Fancy meeting you here! It's a small world, isn't it?
Artık ona inanmıyorum.I don't believe him any longer.
İşin özüne inmek zor.It is hard to get to the heart of the thing.
Eğer o yoksa bir İngilizce testimiz olmayacak.If he is absent, we will not have an English test.
Eğer üniversiteye gitmek istiyorsan, daha çok İngilizce çalış.If you want to go to college, study English harder.
Eğer su olmasaydı, insan yaşamı imkansız olurdu.If it were not for water, human life would be impossible.
Su olmasa insanlar yaşayamaz.If it were not for water, humans could not survive.
Eğer yurt dışında yaşasam, İngiltere'de yaşarım.If I were to live abroad, I would live in Britain.
Başka gezegenden bir insan görsen ne yapardın?What would you do if you saw a man from another planet?
Jane'in annesi Japonya'da olsaydı, ben onu Bez Bebek Şenliğine davet edebilirdim.If Jane's mother were in Japan, I could invite her to the Doll's Festival.
Duygularını incittiysem, özür dilerim.I apologize if I hurt your feelings.
Mozart'ın müziği her zaman hoşuma gidiyor.The music of Mozart is always pleasing to me.
Mozart'ın ömrü çok kısaydı.Mozart's life was very short.
Birkaç ay içerisinde İngilizceyi akıcı olarak konuşabileceksin.You will be able to speak fluent English in another few months.
Bana bir indirim yapar mısın?Can you give me a discount?
Fiyatı biraz indiremez misin?Can't you bring down the price a bit?
İnanmak zordu.That was hard to believe.
İngiltere'yi bir kez daha ziyaret etmek için can atıyorum.I am anxious to visit Britain once again.
Meg'in diller için bir yeteneği var.Meg has a facility for languages.
Meg'in bir evcil hayvan olarak bir kedisi var.Meg has a cat as a pet.
Meg bazen Ken'in canını sıkar.Meg sometimes annoys Ken.
Meg Ken'in planını kabul etti.Meg agreed to Ken's plan.
Meg'in güzel bir yüzü var.Meg has a lovely face.
Meg'in ayakkabıları biraz gevşek.Meg's shoes are a little loose.
Meksika Japonya'nın yarısı kadar çok insana sahiptir.Mexico has half as many people as Japan.
Main Street'in nerede olduğunu bana söyleyebilir misiniz?Can you tell me where Main Street is?
Mary mutfağa indi.Mary went down to the kitchen.
Mary Bill'in kibarlığını doğal karşılıyor.Mary takes Bill's kindness for granted.
Mary özür dilemeyecek kadar çok inatçı.Mary is too stubborn to apologize.
Mary parayı çaldığını inkar etti.Mary denied having stolen the money.
Dün Ming'in babası tenis oynadı mı?Did Ming's father play tennis yesterday?
Arı, çiçek üzerine indi.The bee alighted on the flower.
Sen hiç Marylyn'in yaşadığı yeni evi gördün mü?Have you ever seen the new house in which Marilyn lives?
Birkaç dakika içinde yeni Tokyo Uluslararası Havalimanına iniyor olacağız.In a few minutes we'll be landing at New Tokyo International Airport.
Kısa sürede İngilizce konuşmayı öğrendi.Soon, he learned how to speak English.
İki tane alırsam fiyatı indirir misin?Could you knock down the price if I buy two?
Henüz İngilizce konuşmada iyi değilim.I'm not good at speaking English yet.
Seni tekrar görebileceğime inanıyorum.I trust that I can see you again.
Gittikçe daha fazla insan yardım etmeyi teklif etti.More and more people offered to help.
Her geçen gün daha fazla insan sigaranın zararlarının farkına varıyor.More and more people are becoming aware of the dangers of smoking.
Masaru İngiliz Kulübüne katılmak istiyor.Masaru wants to join the English Club.
İster inanın ister inanmayın, onun üç çocuğu var.Believe it or not, she has three children.
İnsan ektiğini biçer.You reap what you sow.
Michael sadece İngilizce değil Japonca da konuşur.Michael speaks Japanese, not to mention English.
Michael İngilizcenin yanı sıra Japonca da konuşur.Michael speaks Japanese, not to mention English.
Michael hem İngilizce hem de Japonca konuşur.Michael speaks Japanese, not to mention English.
Mike'ın güzel bir raketi var.Mike has a nice racket.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod