Bir kitap ince, diğeri ise kalın. Kalın olanının yaklaşık 200 sayfası var.One book is thin. The other is thick. The thick one has about 200 pages.
Bazı insanlar Japonya'nın her şeyde 1 numara olduğuna inanıyor.Some people believe that Japan is No.1 in everything.
Kanal 1'de İngilizce, ve Kanal 7'de Japonca dinleyebilirsin.You can hear English on Channel 1, and Japanese on Channel 7.
Genelde, İngiltere'de iklim yumuşaktır.Generally speaking, the climate in England is mild.
İngilizler genel olarak evcil hayvanlarına son derece düşkündür.The English people in general, are extremely fond of their pets.
İnsanların çoğu savaşa karşıdır.The people at large are against war.
İnsanlar genellikle yeni yasaya karşı.People in general are against the new law.
Genellikle genç insanlar formaliteden hoşlanmazlar.In general, young people dislike formality.
Genel olarak, Amerika'daki insanlar büyük arabaları tercih etme eğiliminde.In general, people in America tend to prefer bigger cars.
Bir yıl ya da benzer sürede İngilizceye hakim olmak imkansızdır.It is impossible to master English in a year or so.
O gün boyunca İngilizce duyar.She hears English all through the day.
Bir gün için bile, İngilizceden uzak kalmayınız.Do not stay away from English, even for a day.
Hiç İngilizce konuşabiliyor musun?Can you speak English at all?
Çok pratik yaparsan İngilizceyi daha iyi konuşabileceksin.You'll be able to speak English better if you practice hard.
Ömrümün geri kalanını alsa bile senden intikamımı alacağım.I'll get even with you, if it takes me the rest of my life.
Birlikte bazı İngilizce şarkıları söyleyelim.Let's sing some English songs together.
Bir haftada beş İngilizce dersimiz var.We have five English classes a week.
Inoue bilgisayarlar sevmez.Inoue doesn't like computers.
Doktorlar ve hastaneler tekrar sağlıklı olabilecek insanlara yardım etmelidir.Doctors and hospitals should help the people who can get healthy again.
Doktor midemi incelemek için X-ışınları kullandı.The doctor used X-rays to examine my stomach.
Diğer kültürlerden insanlarla iletişim kurmak çok zordur.It's very difficult to communicate with people from other cultures.
Bunu sade bir İngilizce ile söyleyebilir misiniz?Could you say that in plain English?
Kitap sade bir İngilizce ile yazıldığında senin tarafından bile okunabilir.Written in plain English, the book can be read even by you.
Her büyük yazar İngilizce ile ilgileniyor gibi görünüyor.Every great writer seems to have been interested in English.
Birçok büyük insan gençliklerinde zorluklardan geçmişlerdir.Many great men went through hardship during their youth.
İnsanlar yürüyerek seyahat ederlerdi.People used to travel on foot.
İyi (!) insan lafının üstüne gelirmiş!Speak of the devil and he is sure to appear.
Sezar'ın hakkı Sezar'a.Give credit where credit is due.
Bir insan ne ekerse onu biçmek zorunda kalır.What one has sown one will have to reap.
Aşkın ince olduğu yerde hatalar kalındır.Faults are thick where love is thin.
Bildiğimiz gibi dil bir insan icadıdır.Language as we know is a human invention.
Bildiğimiz anlamda dil, bir insan icadıdır.Language, as we know it, is a human invention.
Onun masum olduğuna dair sıkı bir inancım var.I have a firm belief in his innocence.
Onun söylediği beni gerçekten incitti.What he said really hurt me.
İngiltere'ye gitme arzum var.I have a desire to go to England.
Ben Ken'e inanıyorum.I believe in Ken.
Biz hepimiz profesörün İngilizce konuşabileceğine kesin gözüyle baktık.We all took it for granted that the professor could speak English.
Londrada iken, İngilizce eğitimi aldı.While in London, she studied English.
Londra'daki kalışı sırasında İngilizcesini tazeledi.He brushed up his English during his stay in London.
Londra İngiltere'nin başkentidir.London is the capital of England.
Londra'nın nüfusu, diğer tüm İngiliz şehirlerinden çok daha büyüktür.The population of London is much greater than that of any other British city.
Onun Londra'da birlikte yaşadığı insanlar beni görmeye geliyorlar.The people he is living with in London are coming to see me.
Bir robot bir insanın yapabileceğinden daha çok iş yapabilir.A robot can do more work than a man can.
Robert'ın hasta olduğunu duyuyorum.I hear Robert is sick.
Roger buz üzerinde kaydı ve bacağını incitti.Roger slipped on the ice and hurt his leg.
Laura Ingalls kırda büyüdü.Laura Ingalls grew up on the prairie.
Romalılar eski İngilizleri medenileştirmeye çalıştı.The Romans tried to civilize the ancient Britons.
Ben ipi indirdim.I let down the rope.
Başkan Reagan'ın vergi programı işe yaramadı.President Reagan's tax program has not worked.
Lindbergh, Atlantik üzerinden uçan ilk insandı.Lindbergh was the first man to fly across the Atlantic.
Lindbergh'in tek başına sürekli transatlantik uçuşu kayda değer bir başarıydı.Lindbergh's solo nonstop transatlantic flight was a remarkable accomplishment.
Başkan Lincoln kendi kendini yetiştirmiş bir insandı.President Lincoln was what we call a self-made man.
Lincoln harika bir insan.Lincoln is a great person.
O, Wripple'ın köşesine yakın yaşıyor, bu yüzden o her gün araba sürmektedir.She lives near the edge of Wripple, so she drives in every day.
Richard sevmediği insanlara karşı bile adildir.Richard is fair, even to people he does not like.
Lisa, sadece İngilizce değil, aynı zamanda Fransızca da konuşur.Lisa speaks not only English but also French.
Daha makul bir öneri Emmet'in teorisi ile ilgili Leech'in sunduğudur.A more plausible proposal is the one Leech presented in conjunction with Emmet's theory.
Emmet'in teorisi ile bağlantılı olarak Leech'in sunduğu teklif en makulüdür.A more plausible proposal is the one Leech presented in conjunction with Emmet's theory.
Lansing Michigan'ın eyaletinin başkentidir.Lansing is the state capital of Michigan.
Radyodaki İngilizce programlarını dinlersen bedava İngilizce öğrenebilirsin.If you listen to English programs on the radio, you can learn English for nothing.