Ana içeriğe geç
Sözlük

ın ile cümle

ın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
O, İngilizce konuşamaz.He can't speak English.
İngilizce konuşmada berbattır.He is terrible at speaking English.
İngilizceyi çok iyi konuşur.He is a very good speaker of English.
İngilizce konuşma becerisi kazandı.He acquired the ability to speak English.
İngilizcenin dışında yabancı dil bilmez.He knows no foreign language except English.
İngilizce öğretmede bazı deneyimlere sahip.He has some experience in teaching English.
Bir İngilizce öğretmeni olarak kalifiyedir.He is qualified as an English teacher.
O, İngilizce kulübüne katıldı.He joined the English club.
O, İngiltere tarihi ile iyi tanınmıştır.He is well acquainted with the history of England.
O İngiliz tarihi okudu.He studied English history.
O bir İngiliz vatandaşı fakat Hindistan'da yaşıyor.He is a British citizen, but lives in India.
İngiltere'de doğdu, İngiltere İngilizcesi konuşuyor.Born in England, he speaks British English.
O, nasıl İngilizce mektup yazacağını bilmiyor.He doesn't know how to write a letter in English.
O, İngilizce bir mektubu nasıl yazacağını bilmiyor.He doesn't know how to write a letter in English.
O, İngiliz edebiyatı okumak amacıyla İngiltere'ye gitti.He went to England for the purpose of studying English literature.
Onun ana dalı İngiliz edebiyatıdır.He majors in English literature.
O, onun bir kahraman olduğuna inanıyor.He believes that he is a hero.
O, kazara istasyonda İngilizce öğretmeniyle karşılaştı.He met his English teacher at the station by accident.
O dobra dobra konuşan bir insan türüdür.He is a type of a person who calls a spade a spade.
O bir şey görmediğini söylüyor. Fakat onun söylediğinin doğru olduğuna inanmıyorum.He says that he saw nothing. However, I don't believe what he says is the truth.
Onun düzinelerce İngilizce kitapları var.He has dozens of English books.
O, evinin etrafında bir çit inşa etti.He built a fence around his house.
O, üzerine ev inşa etmek amacıyla arsayı aldı.He bought the land for the purpose of building a house on it.
O bagajı indirdi.He put the luggage down.
Onun sağlam bir inancı var.He has a firm belief.
Okulda İngilizce öğretmek istedi.He wanted to teach English at school.
Okulda İngilizce öğretmek istiyordu.He wanted to teach English at school.
O kolayca İngilizce okuyabilir.He can read English easily.
O kolayca İngilizce yazıyor.He writes English with ease.
O,asla işin kolayına kaçmayan bir insandır.He is a person who never cuts corners.
O, evini kaya üzerine inşa etti.He built his house on rock.
O, birçok insan tanıyor.He knows a lot of people.
O, masanın üstündeki İngilizce-Japonca sözlüğe uzandı.He reached for an English-Japanese dictionary on the desk.
O, trenden indi.He got off the train.
İneğini iki atla değiştirdi.He exchanged his cow for two horses.
Onun on ineği var.He has ten cows.
İnatçıydı ama diğer yandan güvenilirdi.He was too obstinate, but on the other hand he was reliable.
Ona terörden dolayı felç indi.He was paralyzed with terror.
O bir ayna aldı ve dilini inceledi.He picked up a mirror and examined his tongue.
O, çevresindeki insanlarla iyi geçiniyor.He gets along well with the people in his neighborhood.
Ona inanacak kadar aptaldı.He was silly enough to believe her.
O bir uyarı ile indi.He got off with a warning.
İnsanlar onun asla ölmeyeceğini söylüyorlar.People say he never dies.
O, fakir insanlara asla tepeden bakmaz.He never looks down on poor people.
O sözünden dönecek son insandır.He is the last person to break his promise.
Ay'ın yüzeyinde durdu.He stood on the surface of the moon.
Aya ayak basan ilk insandı.He was the first man to land on the moon.
O, bilgili bir insandır.He is a well informed person.
O, modern İngiliz edebiyatını avucunun içi gibi biliyor.He is at home in modern English literature.
O, modern İngiliz edebiyatını avucunun içi gibi bilir.He is at home in modern English literature.
Oradaki insanlar tarafından sıcak karşılandı.He was welcomed by the people there.
Konuşulan İngilizceye büyük önem verdi.He put great emphasis on spoken English.
Ben onun mutlu olduğuna inanıyorum.I believe that he's happy.
O rütbe indirme hakkında oldukça felsefi.He's quite philosophical about his demotion.
Yüksek bir pencereden atlayarak intihar etti.He committed suicide by jumping out of a high window.
Lisede İngilizce dil bilgisi öğretir.He teaches English grammar at a high school.
Onun siyahi insanlara tepeden bakma alışkanlığı vardı.He has a habit of looking down on coloured people.
O şu ana kadar yaşamış cesur bir insandır.He is as brave a man as ever lived.
O, şimdiye kadar iki ev inşa etti.He has built two houses so far.
O şimdi İngilizce çalışmıyor.He is not studying English now.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod