Ana içeriğe geç
Sözlük

ın ile cümle

ın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
O, İngilizce bir günlük tutar.He keeps a diary in English.
O, İngilizce tam not aldı.He got full marks in English.
Kendini İngilizce olarak ifade edemedi.He could not make himself understood in English.
O, sadece İngilizce ve Almanca konuşur, onlardan hiçbirini anlamam.He speaks only English and German, neither of which I understand.
İngilizce ve Almanca yanı sıra, İspanyolca konuşuyor.He speaks Spanish, not to mention English and German.
İngilizce ve Fransızca konuşabilir.He can speak English and French.
O, hem İngilizce hem de Fransızca öğretebilir.He is capable of teaching both English and French.
O hem İngilizce hem de Fransızca öğretme yeteneğine sahiptir.He is capable of teaching both English and French.
O, hem İngilizce hem de Fransızca konuşmaz.He doesn't speak either English or French.
İngilizce ve Fransızcanın yanı sıra, Almanca konuşabilir.He can speak German, not to mention English and French.
O, İngilizce ve Fransızca konuşur.He speaks English and French.
O, İngilizce öğrettiği kadar matematik de öğretiyor.He teaches mathematics as well as English.
İngilizcenin yanı sıra matematik de öğretir.He teaches mathematics as well as English.
O, İngilizce öğrettiği gibi matematik de öğretiyor.He teaches mathematics as well as English.
İngilizcede sıra dışı bir yeteneği var.He has an unusual ability in English.
O sadece İngilizce değil aynı zamanda Fransızca da konuşur.He can speak not only English but also French.
Birkaç İngilizce şarkı öğrenmek istiyor.He wants to learn some English songs.
İngilizce testinde iki hata yaptı.He made two mistakes in the English test.
İngilizce sınavını geçti.He passed his English examination.
O İngilizce bir mektup yazıyor.He writes an English letter.
İngilizce dersinde geride kaldı.He fell behind in his English class.
O bir İngilizce öğretmenidir.He is a teacher of English.
O, İngilizce öğrenmekle meşgul.He is busy learning English.
İngilizcesi üzerinde çalışıyor.He's working at his English.
O, İngilizcede hızlı bir gelişme yaptı.He has made rapid progress in English.
O sadece İngilizce değil aynı zamanda Almanca da konuşabilir.He can speak not only English but also German.
O sadece İngilizce değil fakat aynı zamanda Almanca da konuşur.He can speak not only English but also German.
O, İngilizce konuşmamak için Fransızca konuşur.He speaks French, not to speak of English.
O hem İngilizce hem de Almanca konuşabilir.He can speak both English and German.
O, hem İngilizceyi hem de Fransızcayı çok iyi konuşabilmektedir.He can speak both English and French very well.
Hem İngilizce hem de Fransızca konuşur.He speaks both English and French.
Ne İngilizce ne de Fransızca konuşabilir.He can speak neither English nor French.
İspanyolca dışında İngilizce de konuşabiliyor.He can speak Spanish, not to mention English.
O, iyi İngilizce konuşur.He speaks English well.
İngilizceyi asla hatasız konuşamaz.He never speaks English without making mistakes.
Hata yapmadan asla İngilizce konuşamaz.He never speaks English without making mistakes.
O, hiç İngilizce bilmez.He doesn't know English at all.
O, İngilizceyi bir Amerikalı kadar akıcı bir şekilde konuşur.He speaks English as fluently as if he were an American.
O, İngilizceyi iyi kavrıyor.He has a good grasp of English.
İngilizce öğrenmek için oraya gitti.He went there to learn English.
Hayatını İngilizce öğreterek kazanıyor.He earns his living by teaching English.
O, İngilizce öğretir.He teaches English.
Mükemmel bir İngilizce iletişimi var.He has a perfect command of English.
O, İngilizce öğrenmeye başladı.He began to learn English.
Hata yapmadan İngilizce yazamıyor.He cannot write English without making mistakes.
O, biraz İngilizce konuşur.He speaks English a little.
İngilizce eğitimi için üniversiteye gitmeye karar verdim.I decided to go to college to major in English.
O hiç İngilizce bilmez.He knows no English.
O, Fransızca şöyle dursun, İngilizce bilmiyor.He does not know English, much less French.
O da İngilizceyi okuyabilir ve yazabilir.He can read and write English as well.
O İngilizce okuyor ama ayrıca Almanca okuyor.He is studying English, but he is also studying German.
İngilizce eğitimi için USA'ya gitti.He went to the United States to study English.
İngilizce eğitimi için Londra'ya gitti.He went to London to study English.
O, İngilizce okumak niyetiyle Tokyo'ya gitti.He went up to Tokyo with the intention of studying English.
O, bir yerli gibi İngilizce konuşur.He speaks English like a native.
O İngilizce konuşmak zorunda.He has to speak English.
O, İngilizce konuşuyor.He is speaking English.
O İngilizce konuşur.He speaks English.
O, İngilizce konuşmaya başladı.He started to speak English.
O, İngilizce konuşabilir mi?Can he speak English?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod