Ana içeriğe geç
Sözlük

ın ile cümle

ın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Onun müziği genç insanlara hitap ediyor.His music appeals to young people.
Ailesi yoksuldu ve yoksul insanlar genellikle müzik duymadı.His family was poor, and poor people did not often hear music.
Az sayıda insan onun yorumunu anlar.Few people understood his comment.
Onun duygularını incitmekten korktuğum için ona gerçeği söylemedim.Afraid of hurting his feelings, I didn't tell him the truth.
Onun duygularını incitmek istemiyorum.I don't want to hurt his feelings.
Onun yüzü birçok insan tarafından bilinir.His face is known to many people.
Sanırım onun duygularını incittim.I think I hurt his feelings.
Onun planı o nehir üzerinde bir köprü inşa etmektir.His plan is to build a bridge over that river.
İnsanlar onun hatalarına rağmen onu daha da çok sevdiler.People liked him all the better for his faults.
Ona güçlükle inanabildim.I could hardly believe him.
Onun söylediği şeye inanmaktan kendimi alamıyorum.I cannot help believing what he says.
Ona inanman aptallık.It's silly of you to believe him.
Ona inanıyor musun?Do you believe him?
Ona inanmayacak kadar akıllı olmalıydım.I should have known better than to believe him.
Sözleri onun duygularını incitti.His words hurt her feelings.
Onun söylediğine inanma.Don't believe what he says.
Ona göre, insanlar su sıkıntısı çekeceği zaman yakında gelecektir.In his opinion, the time will come soon when people will suffer from a water shortage.
Onun işi İngilizce öğretmektir.His job is to teach English.
Ondaki kitaplardan bazıları İngilizce romanlar.Some of the books that he has are English novels.
Yaşadığı aşk acısının sonucunda intihar etti.His suicide came as a result of his disappointment in love.
Onun asistanı kağıt yığınını tekrar ve tekrar inceledi.His assistant examined the pile of papers over and over again.
Onun romanları İngilizce ve Fransızca olarak da yayınlanır.His novels also appear in English and French.
Bazı insanlar onun dürüstlüğünü sorguladı.Some people questioned his honesty.
Onun açıklaması inandırıcı değil.His explanation is unconvincing.
Saçı gittikçe inceldi.His hair got thinner and thinner.
O benden üç inç daha uzundur.He's three inches taller than I am.
Onun kitabı sadece İngiltere'de ünlü değil, Japonya'da da ünlü.His book is famous not only in England but also in Japan.
Onun kitaplarını okuduktan sonra bir ev inşa edebileceğimi hissediyorum.After reading his books I feel I can construct a house.
Teorilerini pek az insan anlayabilmektedir.Few people are able to understand his theories.
Onun teorilerini çok az sayıda insan anlayabilir.Few people are able to understand his theories.
Onun konuşması onun çok şey bildiğine beni inandırdı.His talk led me to believe that he knows a great deal.
Ne kadar hızlı İngilizce konuşuyor!How fast he speaks English!
Kalbim onun hikayesi tarafından incitildi.My heart was touched by his story.
Onun hikayesi garip, ama inandırıcı.His story is strange, but it's believable.
Ben neredeyse onun hikayesi inanamıyorum.I can hardly believe his story.
Onun hikayesine inanıyor musunuz?Do you believe his story?
Bazıları onun hikayesini inandı ve diğerleri inanmadı.Some believed his story, and others did not.
O, İngilizdi.He was English.
O, kolay bir İngilizce kitabı aldı.He got an easy English book.
İngilizcenin yanı sıra Tay dili de konuşabiliyor.He can speak Thai as well as English.
O İngilizcenin yanı sıra, Almanca ve Fransızca bilir.He knows German and French, not to mention English.
O, akıcı bir şekilde İngilizce konuşuyor.He speaks English fluently.
O, aslında nazik bir insandır.He is a kind man at heart.
O, inanıyorum ki, sözünün adamıdır.He is, I believe, a man of his word.
Tanrı'nın bizi yarattığına olan inancını ifade etti.He stated his belief that God created us.
O, insandır.He is human.
O, Titanik'in enkazını tanıttı.He identified the wreck of the Titanic.
İngilizce öğrenmeye on bir yaşında başladı.He started learning English at the age of eleven.
O, bir günde on İngilizce kelime ezberledi.He memorized ten English words a day.
O otuz yaşında intihar etti.He killed himself at the age of thirty.
O oda 418'in, çok küçük bir oda, boş olduğunu hatırladı.He remembered that Room 418, a very small room, was empty.
O geçinebileceğin türden bir insandı.He was the sort of man you could get along with.
O, Afrika'da iken sık sık aralarında yaşadığı insanlardan bahsederdi.He would often talk about the people he had lived among while he was in Africa.
Konuşması o kadar uzun zaman sürdü ki bazı insanlar uyumaya başladı.His speech went on for such a long time that some people began to fall asleep.
Amerika'da iken İngilizce becerisini geliştirdi.He developed his English skill while he was in America.
Amerika Birleşik Devletleri'ne gitmeden önce hiç İngilizce eğitimi almamıştı.He had never studied English before he went to the United States.
O bir Amerikalı değil ama bir İngilizdir.He is not an American but an Englishman.
İngilizceyi pratik yapmak için her fırsatı kullandı.He used every chance to practice English.
Her türlü insanla bağlantı kurar.He comes into contact with all kinds of people.
Bir kitapçıdan bir tane İngilizce kitabı aldı.He bought an English book at a bookstore.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod