Ana içeriğe geç
Sözlük

ın ile cümle

ın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Pazar, insanların kiliseye gittiği gündür.Sunday is the day when people go to church.
Bazı insanlar Pazar sabahı kiliseye gider.Some people go to church on Sunday morning.
İneklerin çayırda otladığını gördük.We saw cows grazing in the meadow.
Bir süt ineği faydalı bir hayvandır.A dairy cow is a useful animal.
Bazı insanlar kedileri sever ve diğerleri köpekleri tercih eder.Some people like cats, and others prefer dogs.
Bazı insanlar kedileri sever, diğerleri köpekleri tercih eder.Some people like cats, others prefer dogs.
Yaşlı insanlarla alay etmeyin.Don't make fun of old people.
Yaşlı insanlar Kennedy suikastını hâlâ hatırlıyorlar.Older people still remember the Kennedy assassination.
Yaşlı insanlar sık sık yeni şeyleri denemekten korkarlar.Older people are often afraid of trying new things.
Her yaştan insan bu şarkıyı sever.People of all ages like this song.
Uçağımız yoğun sis nedeniyle inemedi.Our plane couldn't land on account of the dense fog.
Atından in.Get down from your horse.
Bir at bir insanın koşabildiğinden daha hızlı koşabilir.A horse can run faster than a man can.
Bay Umemura bize İngilizce öğretiyor.Mr Umemura teaches us English.
Ağustos başında İngiltere'ye yola çıktı.He left for England at the beginning of August.
Ağustos ayının başında İngiltere'ye hareket etti.He left for England at the beginning of August.
Saçları beline inen bir kız gördüm.I saw a girl whose hair came down to her waist.
Bütün yelkenler indirildi.All the sails were taken down.
Onun İngiltere hakkında söylediği doğrudur.What he said about England is true.
Onun dediğine inanabiliyor musun?Can you believe what he said?
Onun buraya geldiğine inanıyorum.I believe that he comes here.
Onun maçı kazanma şansı olduğuna hiç kimse inanmadı.Nobody believed he stood a chance of winning the match.
O kadar depresyonda olduğuna inanamıyorum.I can't believe that he is that depressed.
Onun bunu yapmadığı gerçeği inkâr edilemez.The fact that he did not do it cannot be denied.
Onun böyle bir şey yapacağı benim için inanılmaz.It is inconceivable to me that he would do such a thing.
Ne söylerse söylesin ona inanma.Don't trust him no matter what he says.
Sık sık onun İngilizce olarak konuşmasını dinledim.I often listened to him speak in English.
Eğer o İngilizcede yeterli ise onu işe alacağım.If he is proficient in English, I'll employ him.
Onun İngilizce konuştuğunu duyan biri onu bir İngiliz zannedebilir.Hearing him speak English, one would take him for an Englishman.
Eğer o İngilizce konuşabilseydi ona hemen iş verirdim.If he could speak English, I would employ him right away.
O aşağıya inerken ayak seslerini duyduk.We heard him come downstairs.
O giderken bana ayın 25'ine kadar tekrar geleceğini söyledi.When he was leaving, he told me that he would come again by the 25th.
Onun dediğine inandın mı?Do you believe what he said?
Onun erken kalkacağına inanıyorum.I believe him to get up early.
O içeri geldiğinde iki saattir İngilizce çalışıyordum.I had been studying English for two hours when he came in.
Kendisinin suçlu olmadığına inanmakta yalnız değiliz.We are not alone in believing that he is not guilty.
Onun masum olduğuna kimse inanmıyor.No one believes that he is innocent.
Onun zeki olduğu inkar edilemez.There is no denying that he is clever.
O İngilizce mi, Fransızca mı yoksa Almanca mı konuşur?Is he speaking English, French, or German?
O, İngilizce mi, Fransızca mı yoksa Almanca mı konuşuyor?Is he speaking English, French, or German?
Ona inanmak için onun iyi dayanakları var.He has good grounds for believing that.
İnanıyorum, onun iki oğlu var.He has two sons, I believe.
Senin duygularını incitmek niyetinde değildi.He did not intend to hurt your feelings.
O seni incitmek istemiyordu.He didn't mean to hurt you.
İngilizce konuşmamız muhtemelen iyi bir fikir, bu yüzden o anlayabilecek.It's probably a good idea for us to speak in English, so he'll be able to understand.
Onunla İngilizce konuştum fakat kendimi ifade edemedim.I spoke to him in English, but I couldn't make myself understood.
Onun İngilizcemi anlamasını sağlayamadım.I couldn't make him understand my English.
Onun İngilizce mesajı anlamasını sağlamada zorluk çektim.I had difficulty in making him understand the message in English.
Annesi bir İngilizce öğretmenidir.His mother is an English teacher.
Bazı insanlar onun şakalarına güler ama diğerleri gülmez.Some people laugh at his jokes, but others don't.
Onun tipindeki insanları sevmem.I don't go for men of his type.
Onun İngilizcesinde eğer varsa çok az sayıda hata vardır.There are few, if any, mistakes in his English.
Onun İngilizce bilgisi kötü.His knowledge of English is poor.
Onun İngilizcedeki yeteneği vasatın üzerinde.His ability in English is above average.
İngilizcedeki yeteneği ortalamanın üzerindedir.His ability in English is above average.
Onun İngilizcesi oldukça iyi düzeliyor.His English is coming along pretty well.
Onun İngilizcesi oldukça iyidir.His English is quite good.
İngilizcede kayda değer bir gelişme yaptı.He made remarkable progress in English.
İngilizcede dikkate değer bir ilerleme kaydetti.He has made remarkable progress in English.
Onun performansı inanılmazdı.His performance was amazing.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod