Ana içeriğe geç
Sözlük

ın ile cümle

ın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Belediye binası insanlarla doluydu.The town hall was full of people.
Kasabadaki insanlar ona yardım etmek için geldi.People in the town came to help him.
İnceleme kurulunun yeni üyelerini atamalıyız.We have to appoint new members of the examining board.
Bir kuş ötmesiyle ve bir insan konuşma tarzıyla tanınır.A bird is known by its song and a man by his way of talking.
Sizi incittim mi?Did I hurt you?
Caddede bir insan topluluğu var.There is a crowd of people on the street.
Caddenin her iki tarafında bir sürü insan vardı.There were a lot of people on both sides of the street.
Cadde insanlarla doluydu.The street was crowded with people.
Küçük erkek kardeşim İngilizce okuyabilir.My little brother can read English.
Kardeşim İngilizce ve müziğe ilgi duyuyor.My brother is interested in English and music.
Felsefe bir insanın altı ayda öğrenebileceği bir şey değil.Philosophy is not a thing one can learn in six months.
Tipik bir İngiliz akşam yemeği nedir?What is a typical British dinner?
Köylü insanlar genelde yabancılardan korkar.Country people are often afraid of strangers.
Köy insanları geleneksel olarak yabancılardan kuşkulanırlar.Country people are traditionally suspicious of strangers.
Bayan Tanaka yıllardır Amerika'da bulunduğu için çok iyi İngilizce konuşur.Having been in America for many years, Miss Tanaka is a very good speaker of English.
O durana kadar trenden inme.Don't get off the train till it stops.
Trenin zamanında geleceğine inanıyordu.He assumed that the train would be on time.
Telefonun icadı, uzak mesafelerdeki insanlarla haberleşmeyi mümkün hale getirdi.The invention of the telephone made it possible to communicate with people far away.
Şehirde yaşayan insanlar kır yaşantısının zevklerini bilmezler.People living in town don't know the pleasures of country life.
Toprak reformu, insanların yaşamlarında büyük bir değişime neden oldu.Land reform caused a great change in the lives of the people.
O düştü ve bacağını incitti.He fell and hurt his leg.
O günlerde insanlar zaten dünyanın yuvarlak olduğunu biliyorlardı.People in those days already knew that the earth is round.
Buradaki insanlar soğuğa alışkındır.The people here are accustomed to the cold.
Bir insanın arkasından kötü konuşmamalısın.You shouldn't speak ill of a man behind his back.
İnsan gülen tek hayvandır.Man is the only animal that laughs.
Zooloji ve botanik hayatın incelenmesi ile ilgilenir.Zoology and botany deal with the study of life.
İki insan aynı akla sahip değildir.No two men are of a mind.
Mutsuz insanlar diğer insanların da mutsuz olmalarını isterler.Misery loves company.
Bize özel bir indirim yapabilir misiniz acaba?We would like to know if you can grant us a special discount.
Bazı insanlar okuyarak dinlenirler.Some people relax by reading.
Bazı insanlar okumanın zaman kaybı olduğuna inanıyorlar.Some people think of reading as a waste of time.
Karbon dioksit bazen insanlara zarar verir.Carbon dioxide sometimes harms people.
25'ine geldiğinde beş farklı ülkede yaşamıştı.She lived in five different countries by age 25.
Onların görüşleri arasında ince bir fark vardı.There was a subtle difference between their views.
Eti ince dilimler halinde kesin.Cut the meat into thin slices.
İnsanın doğası ölümlüdür.The flesh is mortal.
Bir insanın vücudu ölür, ama ruhu ölümsüzdür.A man's body dies, but his soul is immortal.
Ben bir kası incittim.I pulled a muscle.
Japonya'da insanlar solda araba sürer.In Japan people drive on the left.
Japonya'da insanlar bir eve girdikleri zaman ayakkabılarını çıkarırlar.In Japan people take off their shoes when they enter a house.
Japonya ve İngiltere ada ülkeleridir.Japan and Britain are island countries.
Japonya'da yaşayan insanlar Japon ülkesi anayasasına göre hareket etmelidir.The people who live in Japan must act according to the Japanese country constitution.
Japonya'nın iklimi İngiltere'ninkine benzemiyor.The climate of Japan is not like that of England.
Japonya'nın iklimi Hindistan'ınkinden daha ılımandır.The climate of Japan is milder than that of India.
Japon çocukları İngiliz çocuklarından daha çok televizyon izler.Japanese children watch television more than English children.
Japonya'nın nüfusu İngiltere ve Fransa'nın bir araya getirdiği nüfustan daha büyüktür.Japan's population is larger than that of Britain and France put together.
Japonya'nın nüfusu Çin'in sekizde biri kadardır.The population of Japan is one-eighth as that of China.
Japonya'nın iklimi Çin'inki kadar sıcak.The climate of Japan is as warm as that of China.
Japonya'nın kuzeyinde yaşayan insanlar kışın karda kayak yapmanın tadını çıkarır.The people who live in the north of Japan enjoy skiing in the winter in the snow.
Japonya İngiltere ile çok ticaret yapar.Japan does a lot of trade with Britain.
Japonya, ekonomisini yeniden inşa etmek zorunda.Japan has to reconstruct its economy.
Japonya'nın tükettiği petrolün% 70'ini Orta Doğu'ya bağlı.Japan depends on the Middle East for 70% of oil it consumes.
İnsanlar çoğunlukla Japoncanın zor bir dil olduğunu söylüyor.People often say that Japanese is a difficult language.
Biz Japon tarihini incelemek için müzeye gittik.We went to the museum to study Japanese history.
Japon milleti için akıcı bir şekilde İngilizce konuşmak zordur.It is difficult for Japanese people to speak English fluently.
Az sayıda Japon İngilizceyi iyi konuşabilir.Few Japanese can use English well.
Japonya'da bir sürü insan siyasete kayıtsız.Lots of people in Japan are indifferent to politics.
Japon halkının Noel'i Amerikalılar'ın yaptığı şekilde kutlamadıkları söylenilmektedir.It is said that Japanese people don't celebrate Christmas the way Americans do.
Japonlar çok temiz insanlardır.The Japanese are a very clean people.
Japonlar cesur insanlardır.The Japanese are a brave people.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod