Onunla amcam William'ın öldüğü yıl karşılaştım.I met her the year that my uncle William died.
Onun mektubunda yazılanlara inanıyorum.I believe what is written in her letter.
Ben onun hikayesine inanıyorum.I believe her story.
Standart İngilizce öğrenmek istiyorum.I want to learn standard English.
Benim mantıklı bir insan olmam gerekiyor.I'm supposed to be sensible human.
Benim mantıklı bir insan olmam bekleniyor.I'm supposed to be sensible human.
İnsanları askıda bırakmaktan hoşlanmıyorum.I don't like to leave people hanging.
Kitabı indirdim ve ışığı açtım.I put the book down and turned on the light.
Her gün İngilizce çalışırım.I study English every day.
Her gün yarım saat İngilizce çalışıyorum.I study English half an hour every day.
Her gün yarım saat İngilizce çalışırım.I study English half an hour every day.
Her gün İngilizce konuşurum.I speak English daily.
Her gün İngilizce konuşuyorum.I speak English daily.
Her akşam İngilizce çalışmaya alışkınım.I am accustomed to studying English every evening.
Ben dostluğa inanıyorum.I believe in friendship.
Akşam yemeğinden sonra İngilizce çalışırım.I study English after dinner.
Akşam yemeğinden sonra iki saat İngilizce çalıştım.I studied English for two hours after dinner.
Gelecek ayın sonuna kadar altı yıldır İngilizce okuyor olacağım.I will have been studying English for six years by the end of next month.
Ben öteki hayata inanıyorum.I believe in the life beyond.
İyi bir İngilizce sözlüğüm var.I have a good English dictionary.
Yalnız olmaya dayanamayan bir insanım.I am a man who can't stand being alone.
Bitişik odayı inceledim.I looked into the next room.
Ruhun ölümsüzlüğüne inanıyorum.I believe in the immortality of the soul.
Ben trenden indiğimde bir arkadaşımı gördüm.When I got off the train, I saw a friend of mine.
Altı yıldır İngilizce çalışıyorum.I have been studying English for six years now.
Bir Japonca-İngilizce sözlüğe ihtiyacım var.I need a Japanese-English dictionary.
Ben de orada inerim.I get off there, too.
Ben de İngilizceyi severim.I like English, too.
Ben de İngilizceyi seviyorum.I like English, too.
Beni akşam yemeğine davet etmeniz büyük incelik.It is very kind of you to invite me to dinner.
Benden başka bütün üyelerin onun söylediğine inancı vardı.All the members but me have faith in what he says.
Öğretmenimiz İngilizcenin yanı sıra Fransızca da konuşur.Our teacher speaks French as well as English.
Bizim üniversite genellikle Nisanın 1'inde başlar.Our university usually starts on April 1st.
Sadece evsiz olduğu için bir insana tepeden bakmamalıyız.We shouldn't look down on a person only because he's homeless.
Onu önemli bir insan olarak görüyoruz.We regard him as an important man.
Darwin'in adını evrim teorisi ile bağdaştırıyoruz.We associate the name of Darwin with the theory of evolution.
Profesörün İngilizce konuşabilmesini doğal karşıladık.We all took for granted that the professor could speak English.
Biz İngilizce öğretmenimize E.T. diyoruz.We call our English teacher E.T.
Üç yıldır İngilizce öğreniyoruz.We have been studying English for three years.
İngilizce kullanmak için az fırsatımız var.We have little opportunity to use English.
Biz İngilizce eğitimi gördüm.We studied English.
Biz bir yabancı gördüğümüzde İngilizce kullanmaya eğilimliyiz.We tend to use English when we see a foreigner.
Okulda İngilizce eğitimi görüyorum.I study English at school.
Tepenin zirvesinden manzarayı inceledik.We surveyed the view from the top of the hill.
Birçok şekilde İngilizce çalışabiliriz.We can study English in many ways.
İnekler süt verir.Cows supply milk.
Kazada sol kolumu incittim.I got my left arm hurt in the accident.
Zaman geçerken, insanlar konu hakkında daha çok endişelendi.As time went on, people grew more and more concerned about the matter.
İnsan paranın zaman olduğunu akılda tutmalıdır.One should bear in mind that time is money.
Zaman geçerken, insanlar konuyla gittikçe daha az ilgilendiler.As time went on, people grew less and less concerned about the matter.
Zaman ve para kaybı inanılmaz.The waste of time and money is incredible.
Zaman değişebilir ama insan doğası aynı kalır.Times may change, but human nature stay the same.
Bir sonraki istasyonda inmeniz gerekecek.You'll have to get off at the next station.
Bir sonraki istasyonda ineceğim.I'll get off at the next station.
Bir sonraki istasyonda neredeyse herkes trenden indi.At the next station, nearly everyone got off the train.
Gelecek Pazartesi bir İngilizce sınavı olacağız.We will have an English test next Monday.
Bir sonraki durakta inin.Get off at the next stop.
Aşağıdaki cümleleri İngilizceye çevirin.Put the following sentences into English.
Sağır insanlar işaret diliyle konuşabilirler.Deaf people can talk in sign language.
İntihar umutsuz bir eylemdir.Suicide is a desperate act.