Ay'ın dünyanın çevresinde döndüğünü öğrendik.We learned that the moon goes around the earth.
Önümüzdeki şubat ayında beş yıl boyunca İngilizce eğitimi alıyor olacağız.We will have been studying English for five years next February.
Biz ihtiyacı olan insanlara yardım etmeliyiz.We should help people in need.
Biz yamaçlardan çıkmak ve inmek zorundaydık.We had to go up and down the slopes.
Bir sonraki istasyonda inmeliyiz.We have to get off at the next station.
Bir sonraki istasyonda iniyoruz.We are getting off at the next station.
Kendi inançlarımızı başkalarına zorla kabul ettirmekten kaçmaya çalışmalıyız.We should try to avoid imposing our own beliefs on others.
Biz sınıfta İngilizce konuşuyoruz.We speak English in class.
Yeni bir kasaba inşa etmek için buraya geldik.We came here to build a new town.
Biz Allah'ın varlığına inanıyoruz.We believe in the existence of God.
Biz Allah'a inanıyoruz.We believe in God.
Biz ikiziz. İnsanlar genellikle beni erkek kardeşimle karıştırıyor.We are twins. People often mistake me for my brother.
Biz başka insanlara karşı kibar olmaya çalışmalıyız.We must try to be kind to other people.
Biz dünyanın güneşin etrafında hareket ettiğine inanıyorduk.We believed that the earth moves round the sun.
Biz aynı sınıfta İngilizce öğrenimi görmekteyiz.We study English in the same class.
Bir kurbağayı, iç organlarını incelemek için kesip parçalara ayırdık.We dissected a frog to examine its internal organs.
Biz her gün İngilizce öğreniriz.We study English every day.
Her gün okulda İngilizce eğitimi yaparız.We study English at school every day.
Biz trenden indik.We got off the train.
Biz öğretmenler siz öğrenciler gibi insanız.We teachers are human just like you students.
Bir kerelik dediklerine inanmadım.I, for one, don't believe what she said.
Benim neslimin insanlarının hepsi bu konuda aynı şekilde düşünüyor.People of my generation all think the same way about this.
İncil senin için neyse bu kitap da benim için odur.This book is to me what the Bible is to you.
İngiltere'de yaşayan bir arkadaşım var.I have a friend who lives in England.
Fransızca konuşmayı İngilizceden çok daha kolay buluyorum.I find it much easier to speak French than English.
Lütfen benimle İngilizce konuş.Please speak to me in English.
Ben konunun inceliklerini kavrayamam.I cannot appreciate the subtleties of the subject.
Lütfen bana İngilizce öğret.Please teach me English.
Beni görmeye gelmeniz büyük incelik.It is very kind of you to come and see me.
Bana yerinizi vermeniz büyük incelik.It is very kind of you to give me your seat.
Amcam bir üniversitede İngilizce öğretir.My uncle teaches English in a college.
Bence, o, iş için doğru insan.In my opinion, he's the right man for the job.
İngilizce ev ödevimde bana yardım eder misin?Will you help me with my English homework?
İngilizce öğretmenim bu kitapları okumamı tavsiye etti.My English teacher advised me to read these books.
İngilizcem hiç iyi değil.My English is anything but good.
Evim Thames'in güney kıyısında.My house is on the south bank of the Thames.
Evim ahşaptan inşa edildi.My house is built of wood.
Planımı inceleyecek misin?Will you go over my plan?
Söylediğime kimse inanmadı.Nobody believed what I said.
Sözlerim seni incittiyse özür dilerim.I'm sorry if my words hurt you.
Benim işimde her tür insanla uğraşmak zorundayım.In my job I have to deal with all kinds of people.
Benim işim İngilizce öğretmektir.My job is teaching English.
Bana inanmıyorsanız, gidin ve kendiniz görün.If you don't believe me, go and see for yourself.
Uçağım güvenle indiğinde rahatlamış hissettim.I felt relieved when my plane landed safely.
Benim inancım onun başarılı olacağıdır.My belief is that he will succeed.
Oğlum hâlâ Noel Baba'ya inanıyor.My son still believes in Santa Claus.
Bildiğim kadarıyla kendisi dürüst bir insan.As far as I know, he is an honest man.
Bildiğim kadarıyla, o, güvenilir bir insan.As far as I know, he is a reliable man.
Saçım Jane'inki kadar uzundur.My hair is as long as Jane's.
Saçlarım Jane'inkinden daha uzun.My hair is longer than Jane's is.
Saçım Jane'inkinden daha uzun.My hair is longer than Jane's is.
Benim sekreterim iyi derecede İngilizce bilmektedir.My secretary has a good command of English.
Benim sekreterim iyi bir İngilizce hakimiyetine sahiptir.My secretary has a good command of English.
Amerika'ya getirildikten sonra babam İngilizceyi akıcı şekilde konuşuyor.Having been brought up in America, my father speaks English fluently.
Babam hem İngilizce hem de Fransızca konuşabilir.My father can speak French as well as English.
Babam bir İngilizce öğretmenidir.My father is a teacher of English.
Annem sürekli insanların isimlerini unutuyor.My mother is constantly forgetting people's names.
Annem İngilizce konuşmaz.My mother does not speak English.
Şapkam Jim'inkinden daha büyüktür.My hat is bigger than Jim's.
Kızım üç yıl önce İngiltere'ye gitti.My daughter went to Britain three years ago.