Parkta bir sürü insan vardı.There were a lot of people in the park.
Parkta çok insan var.There are many people in the park.
Bazı insanlar, park bankları üzerinde rahatlayarak zaman öldürüyorlar.Some people are killing time relaxing on park benches.
Park insanlarla doluydu.The park was full of people.
İnsanlardan önce gelmek zorunda olmak onun canını sıkıyordu.He was annoyed at having to show up before the public.
yolsuzluk, inşaat-yapı projesi için fiyat teklifine davet ettiThe corporation invited bids for the construction project.
Sevsen de sevmesen de İngilizceyi öğrenmelisin.You must learn English whether you like it or not.
Birkaç kişi Sachiko'dan daha iyi İngilizce konuşabilir.Few people can speak English better than Sachiko.
Bay Hirose öğrencilerine İngilizce dil bilgisi öğretiyor.Mr Hirose teaches the students English grammar.
Prens, Amerikalı bir bayandan İngilizce öğrendi.The prince learned English from the American lady.
Görgü kuralları insan yapar.Manners make the man.
Konferansa bir sürü insan geldi.A lot of people came to the lecture.
İnsanlar genelde banliyölerde rahatça yaşamaktadır.People often live comfortably in the suburbs.
Hong Kong Asya'nın İncisi olarak adlandırılmaktadır.Hong Kong is referred to as the Pearl of Asia.
Yüksek dağın tepesinde hava incedir.The air is thin at the top of a high mountain.
Yükseğe tırmandıkça atmosfer incelir.The atmosphere becomes thinner as you climb higher.
Ne kadar yükseğe gidersek hava o kadar incelir.The higher we go up, thinner the air becomes.
Biz yukarıya giderken hava incelir.As we go up higher, the air becomes thinner.
Daha yukarıya giderken hava incelir.As you go up higher, the air becomes thinner.
İngilizce ve matematik üst düzey liselerde çok yapılır.English and mathematics are made much of in senior high schools.
Amerika Birleşik Devletleri bir zamanlar İngiliz İmparatorluğu'nun bir parçasıydı.The United States was once part of the British Empire.
İnsanlara milliyet, cinsiyet veya meslek temelinde ayrımcılık yapmayın.Don't discriminate against people based on nationality, gender, or occupation.
İnsanlar onu kral ilan etti.The people acclaimed him King.
İnsanlar özgürlüğün tadını çıkardı.The people enjoyed a taste of freedom.
Birleşmiş Milletler binası 1952'de inşa edildi.The United Nations Building was built in 1952.
Siyah insanlara karşı hâlâ ciddi bir ırkçı nefret vardır.There is still serious racial hatred against black people.
Siyah insanlar otobüsün arkasında oturmak ya da doluysa ayakta durmak zorunda kaldılar.Black people had to sit in the back of the bus, or stand if the back was full.
Siyah insanlar pamuk tarlalarında çalışmak için zorlandılar.Black people were compelled to work in cotton fields.
Gerçek bir inek görmedim.I've never seen a real cow.
Sen hiç Beethoven'ın "Ninth"'ini dinledin mi?Have you ever listened to Beethoven's "Ninth"?
Eğitim sistemi şu anda inceleme altında.The educational system is now under review.
Gözden geçirilmiş zaman çizelgesi bu ayın 5'inde yürürlüğe girecek.The revised timetable will go into effect on the 5th of this month.
Bu hafta çok fazla insan olmadığından projeyi tamamlayamadık.With so many people absent this week, we weren't able to complete the project.
Bugünlerde gittikçe daha fazla insan kır yaşantısını şehir yaşantısına tercih ediyorlar.Nowadays more and more people prefer country life to city life.
Bu öğleden sonra gelecek çok insan var.There are many people to come this afternoon.
Bugün genç insanlar hakkında ne düşünüyorsun?What do you think about young people today?
Elmalar bugün indirimli.Apples were on sale today.
Bugün İngilizce dersimiz var.We have an English class today.
Bugün canım İngilizce çalışmak istemiyor.I don't feel like studying English today.
Bugün evsiz insanların sorununa odaklanacağız.Today we're going to focus on the question of homeless people.
İngilizce akıcılık bugün çok pazarlanabilir bir yetenektir.Fluency in English is a very marketable skill today.
Ben bu yıl mümkün olduğu kadar çok İngilizce kitap okumak istiyorum.I want to read as many English books as possible this year.
En meşgul insanlar en fazla boş zamana sahiptirler.The busiest people have the most leisure.
Bugünlerde birçok yaşlı insan kendi başına yaşıyor.These days many old people live by themselves.
Bu genç insanlardan bazıları benimkinin iki katı kadar uzun bacaklara sahipler.Some of these young people have legs twice as long as mine.
Bu günlerde bir sürü inşaat devam ediyor.A lot of construction is going on these days.
Bugünlerde birçok insan arabayla seyahat ediyor.Nowadays many people travel by car.
Bugünlerde hiç kimse hortlaklara inanmıyor.Nowadays nobody believes in ghosts.
İnsanlar ilk başta Anne Teresa'ya karşıydı ama o asla pes etmedi.People were against Mother Teresa at first, but she never gave up.
Başlangıçta, çok hızlı konuştukları zaman insanları zorlukla anlardım.At first, I had difficulty understanding people when they spoke too fast.
İlk önce kimse bana inanmıyordu.No one believed me at first.
Başta ona inanmadım.I didn't believe him at first.
En büyük İngilizce Sözlük 450.000' in üzerinde kelimeye sahiptir.The largest English dictionary has over 450,000 words.
Karakterli insan başarısız olmaz.You can't keep a good man down.
İnce yağmur yağıyordu.A fine rain was falling.
Çantayı tekrar inceledim ve boş buldum.I examined the purse again, and found it empty.
Dün toplantıya epeyce insan geldi.Quite a few people came to the meeting yesterday.
Dün İngilizce sınavımız vardı.We had an examination in English yesterday.
Ben dün gece televizyon izlemedim ama İngilizce çalıştım.I did not watch TV but studied English last night.
Onlar dağı kazdılar ve bir tünel inşa ettiler.They dug through the mountain and built a tunnel.