Ana içeriğe geç
Sözlük

ın ile cümle

ın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Beşinci caddede inmek istiyorum.I'd like to get off at Fifth Avenue.
Ürünün 50 seti için bize % 5'lik özel bir indirim verebilir misiniz?Are you able to grant us a special discount of 5% for 50 sets of the product?
Dört yüz milyon insan ilk dilleri olarak İngilizce konuşmaktadırlar.Four hundred million people speak English as their first language.
Ben 40. caddede arabadan indim.I got out of the car at 40th Street.
Öğrencilerin %40'ından daha fazlası üniversiteye gidiyor.More than 40 percent of the students go to university.
3,4 ve 5'in ortalaması 4'tür.The average of 3, 4 and 5 is 4.
Üç binin üzerinde insan konsere katıldı.Over three thousand people attended the concert.
Onlardan 3000 tane almayı kabul edersen, sana %3 indirim yaparız.If you agree to buy 3000 of them, we'll give you a 3 percent discount.
Sanki yıllarca birbirlerini görmemişler gibi İki insan yürekten tokalaşıyorlardı.The two people were shaking hands heartily as if they had not seen each other for years.
Onlar otobüsten indiler ve sıcak güneşte iki kilometre yürüdüler.They got out of the bus and walked two kilometres in the hot sun.
İki yabancı ile tanıştım, biri Kanadalı idi ve diğeri İngiltereli.I met two foreigners, one was from Canada, and the other from England.
20 kişiden fazla sipariş verirsek, fiyatta indirim yapıyor musunuz?If we place an order for more than 20 units, would you reduce the price?
Bir yıl içinde hepinizi akıcı İngilizce konuşturacağım.I'll have you all speaking fluent English within a year.
Bir ay içinde İngilizce öğrenmek imkansızdır.It's impossible to learn English in a month.
1990'ın başlıca olayları nelerdi?What were the chief events of 1990?
Heykel 1958 yılında Hiroşima Barış Parkına inşa edildi.In 1958, the statue was built in the Hiroshima Peace Park.
1951'de Rahibe Teresa o zamanlar Hindistan'ın en büyük şehri olan Kalküta'ya gönderildi.In 1951, Sister Teresa was sent to Calcutta, then the largest city in India.
18 yaşından büyük insanlar araba kullanabilir.People above 18 may drive.
On sekiz yaşın altındaki insanların alkollü içki satın almamaları gerekiyor.People under eighteen aren't supposed to buy alcoholic drinks.
Bazı insanlar on üçün uğursuz bir sayı olduğunu söylerler.Some people say thirteen is an unlucky number.
12, 24, 7 ve 11'in toplamı 54'dür.The sum of 12, 24, 7 and 11 is 54.
Bir milyar kişi İngilizce konuşur.One billion people speak English.
Fiyatı on dolara indirebilir misiniz?Can you lower the price to ten dollars?
Bir milyon yen'in olsaydı ne yapardın.If you won a million yen, what would you do?
Onların planları hakkında bir şey bildiğini inkar etti.He denied knowing anything about their plans.
"Komşunu kendin gibi sev" cümlesi İncil'den bir alıntıdır."Love your neighbour as yourself" is a quotation from the Bible.
"İngilizce ödevime yardım edecek misin?" "Tabii ki de.""Will you help me with my English homework?" "Certainly."
"İngilizce ödevimde bana yardım eder misin?" "Elbette.""Will you help me with my English homework?" "Certainly."
Jim'in patronu ona "tatile çıkmanın zamanı geldi" dedi."It's high time you took a vacation," Jim's boss said to him.
İngilizcede "kaisha" için kelime nedir?What's the word for "kaisha" in English?
"Kim size İngilizce öğretiyor?""Bayan Yamada.""Who teaches you English?" "Miss Yamada does."
Supersonic'in dünya şampiyonluğuna giden bütün yolu gideceğini düşünüyor musunuz?Do you think the Supersonics will go all the way to the world championships?
"Bunlar kimin kitapları?""Onlar Alice'inkidir.""Whose books are these?" "They are Alice's."
Güliver'in seyahatlerini hiç okudunuz mu?Have you ever read Gulliver's Travels?
"Hayır, " İngiliz tekrarladı."No," repeated the Englishman.
"Ben senin işinden hoşlandığına inanıyorum"."Tam tersine, ondan nefret ediyorum."I believe you like your job" "On the contrary, I hate it".
İsa "sen İsrail'in öğretmenisin" dedi."You are Israel's teacher," said Jesus.
Ben hoş insanlarla tanıştım.I met nice people.
Ben güzel insanlarla tanıştım.I met nice people.
Yaratıcılık insan gelişimi için önemli bir yöndür.Creativity is an important aspect for the development of human.
Hayırdır inşallah?What on Earth is this?
İnsan vücudunun ısısı 37°C civarında gezinir.The temperature of the human body hovers around 37°C.
İnsanlar buradan beş para etmez görünüyor.The people look like trash from here.
Benim sıradan insanlara hiç ilgim yok.I have no interest in ordinary people.
Gördüğüme inanamadım.I couldn't believe what I was seeing.
Firefox'un bir gün içinde 8 milyon kez indirilmiş olduğunu söylüyorlar.They say that Firefox is downloaded over 8 million times a day.
İngilizcede, Japoncadan ödünç alınmış bazı kelimeler vardır.In English there are some words borrowed from Japanese.
Tren insanlarla doluydu.The train was crowded with people.
Yapmanız gereken bütün şey bana inanmaktır.All you have to do is believe me.
Gerçekten hayaletlere inanır mısınız?Do you really believe in ghosts?
Sen akıcı İngilizce konuşuyorsun.You speak fluent English.
Ben size inanıyorum.I believe in you.
İngilizce öğretmenin kim?Who is your English teacher?
Dedektif meseleyi derhal incelemek için söz verdi.The detective promised to look into the matter right away.
Dedektif olay hakkında binlerce insanı tam olarak sorguladı.The detective questioned literally thousands of people about the incident.
Polislerin seni görmezden geleceğine inanıyorum.I believe the police will ignore you.
Polis onların çantalarını inceliyordu.The police were examining their bags.
Polisler onların çantalarını inceliyordu.The police were examining their bags.
Polis cinayet davasını incelemeye başladı.The police started to look into the murder case.
Polis olayı inceliyor.The police are looking into the incident.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod