Herhangi bir dine inanıyor musun?Do you believe in any religion?
Hangisinden daha çok hoşlanıyorsun, müzik ya da İngilizce?Which do you like better, music or English?
İngilizce konuşmak zorundasın.You have to speak English.
İngilizce okuyor musun?Are you studying English?
İngilizce dinliyor musun?Are you listening to English?
İngilizceyi Japoncaya çevirebilir misin?Can you translate English into Japanese?
Nasıl İngilizce konuşacağını biliyor musun?Do you know how to speak English?
İngilizce ev ödevini henüz bitirdin mi?Have you finished your English homework yet?
Japoncayı mı yoksa İngilizceyi mi seversin?Do you like Japanese or English?
İngilizce bir mektup yazabilir misin?Can you write a letter in English?
Sadece İngilizce konuşmak zorundasın.You have to speak only English.
İngilizceyi sever misiniz?Do you like English?
Ya İngilizce ya da Fransızca öğrensen iyi olur.You had better learn either English or French.
İngilizceyi sıkı çalışmalısın.You must study English hard.
İngilizceyi Bayan Long'tan öğrendin, değil mi?You learned English from Miss Long, didn't you?
Daha çok İngilizce çalışmalısın.You should study English harder.
İngilizceyi nerede öğrendin?Where did you learn English?
Tanığın beyanına inanıyor musunuz?Do you believe the witness's statement?
Yakında İngilizce konuşabileceksin.You will be able to speak English soon.
İngilizceni geliştirdin.You've improved your English.
Geçen yıl İngilizcede dikkat çekici bir ilerleme yaptın.You've made remarkable progress in English in the past year.
Senin başaracağına inanıyorum.I believe that you will succeed.
UFO'lara inanır mısın?Do you believe in UFOs?
Allah'a inanır mısınız?Are you a believer?
Kız kardeşin İngilizce konuşamıyor.Your sister can not speak English.
İnsan ilişkilerinde en büyük tehlikelerden biri bencillik.One of the greatest dangers in your human relations is self-centeredness.
Biz teklifinizi daha ayrıntılı inceledikten sonra cevabımızı size vereceğiz.I'll give you our answer after we go into your proposal in greater detail.
Ülkende insanlar çay içer mi?Do people drink tea in your country?
Söylediğine inanmak zor.It is difficult to believe what you say.
İnşallah planın işe yarar.I hope your plan will work out.
Hislerini incitmek istememiştim.I didn't mean to hurt your feelings.
Senin ingilizce kompozisyonun neredeyse istenecek bir şey bırakmıyor.Your English composition leaves almost nothing to be desired.
Senin İngilizcen bu sınıfta olamayacağın kadar çok iyi.Your English is too good to be in this class.
Keşke sizin gibi İngilizce konuşabilsem.I wish I could speak English like you.
Bir insan gibi yaşamanı daha fazla istiyorum.I want you to live more like a human being.
Sizin mevkiniz kediden hoşlanan insanlara hitap ediyor.Your site appeals to people who are interested in cats.
İnşallah ebeveynlerin evlenmemize izin verecekler.I hope that your parents will allow us to marry.
Birçok insan sizinle aynı fikirde olurdu.Many people would agree with you.
Bu kitabı İngilizceye çevirmeni istiyorum.I'd like you to translate this book into English.
Siz geç insanların mizah duygusu yok.You young people have no sense of humor at all.
Yaşlı insanları küçük görmemelisin.You must not look down on old people.
Senin yaşındaki insanların genellikle bu sorunu vardır.People of your age often have this problem.
Senin yaşındaki insanlar, sık sık bu problemle karşılaşır.People of your age often have this problem.
Görevini yapmazsan, insanlar seni küçük görecekler.If you don't do your duty, people will look down on you.
Lütfen boş vaktinde bu evrakları incele.Please look through these papers at your leisure.
İngilizce konuşman zor olacak.It will be hard for you to speak English.
Spiker İngilizce konuştu.The announcer spoke English.
Aspirin'in kan basıncına hiç etkisi yoktur.Aspirin has no effect on the blood pressure.
Asya'da bir sürü insan vardır.There are many people in Asia.
Asya'da çok sayıda insan var.There are many people in Asia.
Asya'da birçok insan vardır.There are many people in Asia.
İrlanda ve İngiltere deniz ile ayrılır.Ireland and England are separated by the sea.
Armstrong aya ulaşan ilk insandı.Armstrong was the first man to reach the moon.
O sofistike insanlar arasında kendimi tamamen rahatsız hissettim.I felt utterly out of place among those sophisticated people.
Oh, bir ineği sağma tarzın bu mu?Oh, is that the way you milk a cow?
"Gitar" ın vurgusu ikinci hecede düşer.The accent of "guitar" falls on the second syllable.
Birçok insan seksen yıldan fazla yaşamaz.Not a few people live to be over eighty.
Yedinin şanslı bir sayı olduğuna inanılıyor.Seven is believed to be a lucky number.
Yetmiş ya da seksen yıl bir insanın normal yaşam süresidir.Seventy or eighty years is the normal span of a man's life.
Altmış beşten fazla Amerikalılar toplam nüfusun% 12.5'ini oluşturuyor.Americans who are over sixty-five make up 12.5% of the total population.