Yaşamın her adımında insanlar kiliseye gidiyor.People in every walk of life go to church.
Her yerde insanlar dünya barışına adanmış kamu liderleri için özlem duyuyorlar.People everywhere yearn for public leaders dedicated to world peace.
Sergiye her çeşit insan geldi.All sorts of people came to the exhibition.
Amerika'da doğduğu için, Taro iyi İngilizce konuşur.Born in America, Taro speaks good English.
Amerikalılar çok cana yakın insanlardır.Americans are very friendly people.
Tıpkı Amerikalıların Beyzbolu sevdiği gibi, İngilizler kriketi severler.Just as the Americans like baseball, the British like cricket.
Amerikan tarihindeki ilk göçmenler İngiltere ve Hollanda'dan geldiler.The first immigrants in American history came from England and the Netherlands.
Amerikan İngilizcesi konuşurken bu formu kullanmamalısın.You shall not use this form while speaking American English.
Amerika'ya gidiyorsan,İngilizce bilgini tazele.If you are going to America, brush up your English.
Amerika'ya gideceksen, İngilizce konuşmaları öğrenerek daha iyi edersin.If you are to go to America, you had better learn English conversation.
Amerika'ya gideceksen, İngilizce konuşmayı öğrensen iyi olur.If you are to go to America, you had better learn English conversation.
Amerika İngiltere'den ne zaman bağımsız oldu?When did America become independent of England?
Amerika'daki siyah insanlar daha önce "Bize özgürlük verin." diyordu.Black people in America once said, "Give us freedom".
Onlar Amerika'da İngilizce konuşurlar.They speak English in America.
ABD'de, çoğu insan on sekiz yaşına ulaştığında oy kullanabilir.In the U.S., most people can vote when they reach eighteen years of age.
ABD'de, insanların nakit ödeme yerine bir çek yazmaları yaygındır.In the U.S., it is common for people to write a check instead of paying cash.
Amerika'da İngilizcede büyük ilerleme yaptın mı?Have you made much progress in English in America?
Diğer insanlara çok fazla güvenme.Don't depend on other people too much.
Afrika'daki birçok insan açtır.A lot of people in Africa go hungry.
Bu mağazada her şey normal fiyatından yüzde 10 indirimlidir.Everything at that store is 10 percent off the regular price.
Savaş başladığında, o, İngiltere'de yaşıyordu.He was living in England when the war broke out.
Onların zamanında geleceğine inanabilirsin.You can rely on their coming on time.
İnsanlar onun gençken bir oyuncu olduğunu söylüyorlar.People say she was an actress when she was young.
O onun söylediğinin doğru olduğuna inanıyor gibi görünüyordu.It seems that he believes what he said is right.
Hata yapmayan bir insandır.He's a man who doesn't make mistakes.
O, her zaman güvenilir bir insandır.He is a man who can always be trusted.
Onun karısı İngilizcenin yanı sıra İspanyolca konuşur.His wife speaks Spanish as well as English.
İnsanlar onun yaptığı her hareketi fark ediyorlar.People notice every move he makes.
Programları şu insanlara vermeme yardım eder misin?Will you help me give out the programs to those people?
Onlar dün gördüğün insanlar mı?Are those the people you saw yesterday?
O kale eski antik çağda inşa edilmiştir.That castle was built in ancient times.
O çocuk İngilizce konuşuyor.That boy is speaking English.
O her zaman diğer insanlarla ilgili hata buluyor.She is always finding fault with other people.
O mimar çok modern evler inşa ediyor.That architect builds very modern houses.
Bu zor insanlarla nasıl geçineceğimi bilmiyorum.I don't know how to get along with those difficult people.
Aslında o öğrenci İngilizceden tam not aldı.That student actually got full marks in English.
Onlar o okulda yeni bir İngilizce öğretme metodu benimsedi.They adopted a new method of teaching English in that school.
Bürodaki insanlar asla kabul etmeyecekler.The people in the office will never agree.
O Kabuki aktörü, genç insanlar arasında çok popülerdir.That Kabuki actor is very popular with young people.
O ev tuğla ile inşa edilmiştir.That house is built of bricks.
O gömleği deneyin; ince pamuktan yapılmıştır.Try on that shirt. It's made of fine cotton.
Hem onlar hemde siz sıradan insanlarsınız.They as well as you are ordinary people.
Sizin yanınız sıra, onlar da sıradan insanlar.They as well as you are ordinary people.
Sana ihtiyacı olan insanlarla arkadaş olabilirsin.You may as well make friends with people who need you.
Seneye İngiltere'ye gitmen gerekecek.You will have to go to England next year.
Gelecek haftaya kadar İngiltere'ye gidişini ertelemek zorundasın.You have to put off your departure for England till next week.
Her gün İngilizce çalışıyor musun?Do you study English every day?
Her gün İngilizce çalışır mısın?Do you study English every day?
Her gün ne kadar süre İngilizce çalışırsın?How long do you study English every day?
Onunla karşılaştığına inanmıyorum.I don't believe you've met him.
Diğer insanların işlerine karışmaya hakkın yoktur.You have no right to interfere in other people's affairs.
Diğer insanların yardımına güvenmemelisiniz.You shouldn't rely on other people's help.
Geçen Cumartesi Ming'in partisine gittin mi?Did you go to Ming's party last Saturday?
Bir insana sadece fakir olduğu için tepeden bakmamalısın.You should never look down on a man merely because he is poor.
Sen buna inanmayabilirsin, ama yine de doğru.You may not believe it, but it is nonetheless true.
Bana inanmıyor musunuz?Don't you believe me?
Sen güvenebileceğim tek insansın.You're the only person that I can trust.
Ölümden sonra hayat olduğuna inanıyor musun?Do you believe that there is life after death?
İşini sevdiğine inanıyorum.I believe you like your job.
Sen soğukkanlı bir insansın, değil mi?You are a cold-blooded person, aren't you?