Ne zaman inşa edildi?When was it built?
Kendileri hakkında konuşan insanlar beni her zaman sıkar.People who talk about themselves all the time bore me.
Her zamanki yerde her zamanki insanlarla karşılaştım.I met the usual people at the usual place.
İnekler eve gelene kadar ağlayacak mısın?Are you going to cry till the cows come home?
İnekler eve gelene kadar bekleyebilirsin.You can wait till the cows come home.
Herhangi biri sana inanabilir mi?Can anyone believe you?
Bir gün İngiltere'yi ziyaret etmek istiyorum.I'd like to visit England someday.
Bir gün İngiltere'ye gitmek istiyorum.Someday I'd like to go to England.
İngiliz hükümeti plana karşı.The British government is against the plan.
İngilizlerin tutucu olduğu söyleniyor.The English are said to be conservative.
İngilizler becerikli bir millettirler.The English are a practical people.
İngiltere şairleriyle gurur duyar.England is proud of her poets.
İngiltere şairleri ile iftihar etmektedir.England is proud of her poets.
İngilizler asansörlere "lift" diye seslenir.English people call elevators "lifts".
İngilizler Amerika'da koloniler kurdu.The English established colonies in America.
Bir İngiliz erkeğinin evi, onun kalesidir.An Englishman's home is his castle.
Bir İngiliz farklı bir şekilde hareket ederdi.An Englishman would act in a different way.
Bir İngiliz böyle bir kelime kullanmazdı.An Englishman would not use such a word.
İngilizlerle karşılaştırıldığında biz çok miyobuz.Compared with the English, we are too near-sighted.
Bütün İngilizler balık ve cips sevmezler.Not all English people like fish and chips.
İngiliz Parlamentosu, Avam Kamarası ve Lordlar Kamarasına bölünmüştür.The British Parliament is divided into the House of Commons and the House of Lords.
Manş denizi İngiltere'yi ve Fransa'yı ayırmaktadır.The English Channel separates England and France.
İngiliz İngilizcesi ve Amerikan İngilizcesi arasında bazı farklar vardır.There are some differences between British English and American English.
Örneğin İngiltere'yi al.Take England for example.
İngiltere uzun zamandır ziyaret etmek istediğim bir ülkedir.England is a country that I've wanted to visit for a long time.
İngiltere'nin iklimi İskoçya'nınkinden daha yumuşaktır.The climate of England is milder than that of Scotland.
İngiliz futbolu hayranları bazen çığırından çıkarlar.British soccer fans sometimes get completely out of hand.
İngiliz futbolu hayranları bazen kontrolden çıkarlar.British soccer fans sometimes get completely out of hand.
Ben İngiltere'deyken İngilizce konuşmakta büyük sıkıntı yaşadım.When I was in England, I had great difficulty trouble in speaking English.
İngiliz ve Japon arabalarında direksiyon sağ taraftadır.British and Japanese cars have steering wheels on the right side.
İngiltere ve Japonya'nın politik sistemlerinin ortak bir sürü şeyi var.The political systems of Britain and Japan have a great deal in common.
İngilterede en büyük şair kimdir?Who is the greatest poet in England?
İngiltere'de hava çok sık değişir.The weather changes very often in England.
İngiltere birçok yönden Japonya'ya benzer.England resembles Japan in many respects.
Onlar İngiltere'de solda araba sürerler.They drive on the left in England.
İngiltere'de "truck" bir "lorry" olarak adlandırılır.In Britain a truck is referred to as a lorry.
İngiltere'de pazar günü mağazalar kapalı mı?Are the stores closed on Sunday in England?
Ben İngiltereliyim.I come from England.
İngiltere'den geliyorum.I come from England.
İngiltere'den Hindistan'a yapılan yolculuk eskiden 6 ay sürerdi.The voyage from England to India used to take 6 months.
İsa, Meryem'in bir çocuğu olarak doğdu.Jesus was born of Mary.
Ann'in müşfik bir kalbi var.Ann has a kind heart.
Ann'in bu sabah acelesi vardı.Ann was in a hurry this morning.
Ann'in çikolataya zafiyeti var.Ann has a weakness for chocolate.
Ann'in yanında biraz parası var.Ann has a little money with her.
Anne'in ne zaman geleceğini merak ediyorum.I wonder when Anne will come.
Ann'in birlikte oynayacak arkadaşları yoktu.Ann had no friends to play with.
Ann'in hiç kız kardeşi yok.Ann has no sister.
Anne'in birçok hayranları var.Anne has many admirers.
Böyle insanlarla işbirliği yapma.Don't associate with such people.
O insanların işine karışma.Don't get involved with those people.
İngilizcenin öyle hızlı konuşulduğunu hiç duymadım.I've never heard English spoken so quickly.
Böyle iyi insanlara karşı şikâyetçi olmak zor.It's hard to complain against such good people.
Bu, yaşlı insanların tırmanamayacağı kadar çok yüksek bir dağdır.That is such a high mountain as old people can't climb.
O bir inek mi yoksa bizon mu?Is that a cow or a buffalo?
Alex'in kaç tane arabası var?How many cars does Alex have?
Bir ankete göre, insanların beşte üçü uluslararası konulara ilgisiz.According to a survey, three in five people today are indifferent to foreign affairs.
Bir bilim adamı, insan hakları hakkında harika bir konuşma yaptı.A scholar made an excellent speech about human rights.
Bir İngiliz hakkında ilginç bir hikaye var.There is a curious story about an Englishman.
Alice'in konsere gittiği dündü.It was yesterday that Alice went to a concert.