ılımlı ile cümle
ılımlı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ilımlı ve cömert bir kral olarak övüldü.Περιγράφεται σαν δίκαιος και φιλειρηνικός βασιλιάς.
Kışlar genelikle nispeten ılımlı geçmekle beraber bazı yıllar, örneğin 2005, çok kar yağışı görülmektedir.Om vinteren kan man sagtens opleve omfattende snefald, som det for eksempel skete i 2005.
1880'lerde ılımlı boşanma yasaları dolayısıyla "boşanma başkenti" haline geldi.Derfor indførte man ved en lovændring i 1990 begrebet skilsmissesæreje.
Tumeh, kendini ılımlı İslamcı olarak tarif etmektedir.Siddig beskriver seg selv som et medlem av den muslimske tro.
Doğal habitatları, ılımlı ormanlardır.Dens naturlige habitat er tempererte skoger.
Ilımlı vatandaşların çoğu şehri terketti.De fleste av byens innbyggere flyktet.
Steinmeier, reformistler ve ılımlılar olarak bilinen SPD'nin sağ kanadına aittir.Steinmeier termasuk dalam golongan sayap kanan SPD, yang dikenal sebagai reformis dan moderat.
Tumeh, kendini ılımlı İslamcı olarak tarif etmektedir.Dia menggambarkan dirinya sebagai seorang Muslim yang taat.
Ilımlı muhafazakar ve günlük bir gazete olarak 1938 yılında Sándor Petheő tarafından kurulmuştur.Koran berhaluan konservatif moderat ini didirikan pada tahun 1938 oleh Sándor Pethő.
Doğal habitatları ılımlı otlaklardır. ^ Bülent Gözcelioğlu (2002).Habitat aslinya adalah danau-danau air tawar. ^ Bouchet P. (2000).
Günümüze ulaşan Roma kaynakları, Quintillus'u ılımlı ve yetenekli bir imparator olarak dikkate alırlar.Những tài liệu về La Mã còn lại đến nay đều coi Quintillus là một hoàng đế ôn hòa và có tài.
"Ilımlı İslam kavgası" (html).“Kinh hoàng tai nạn đường sắt” (HTML).
Ilımlı doğu Avrupa ve batı Asya'da tahminen 15,000 çiftten oluşmuş bir popülasyonla görülürler.Loài chích này sinh sản ở xứ ôn đới phía đông Châu Âu và miền tây châu Á, với dân số ước tính là 15.000 cặp.
Ilımlı ve cömert bir kral olarak övüldü.Người đương thời ca tụng ông là một ông vua hào phóng và sùng đạo.
La telinden elde edilen sesler, tatlı ve ılımlı duyulur.この鐘の音色を聞いた者は、穏やかで優しい気持ちになる。
Günümüzün Hariciler'i eskiye nazaran daha ılımlı İbadiler'dir.旧式なものほど神聖さが増し至宝としてあつかわれる(一万年間引き継がれ使用され続けるものもある)。
Ilımlı vatandaşların çoğu şehri terketti.多くの住民が市を去った。
Phocas'ın altında bile ılımlı bir düzelme gerçekleşmiş olabilir.芳醚也可发生类似的重排。
Doğal habitatları, ılımlı ormanlardır.它们天然的栖息地为温带森林。
Spektrumları, B2 alt sınıfında en belirgin olan nötr helyuma ve ılımlı hidrojen hatlarına sahiptir.它們的光譜中有中性的氦線,在B2的類型中最為明顯,和溫和的氫線。
"Ilımlı İslam kavgası" (html).“ 네덜란드 IT교육의 경쟁력” (HTML).
La telinden elde edilen sesler, tatlı ve ılımlı duyulur.אני חושבת שהכלים באלבום נשמעים כאילו הם אמיתיים ונושמים.
Ilımlı solun güzel konuşan, etkin bir politikacısı olarak ünlendi.בקרב חוגי החסידים התפרסם הרב רוקח כצדיק וכבעל מופתים.
Tumeh, kendini ılımlı İslamcı olarak tarif etmektedir.עמאר מגדירה את עצמה כפלסטינית מוסלמית אתאיסטית.
Smith'in Hristiyan olan babası dinine çok bağlıydı ve İskoç Kilisesi'nin ılımlı kanadına üyeydi.Баща му проявява силен интерес към християнството и принадлежи към умереното течение на Шотландската църква.
Otho, Lusitania'da yaklaşık on yıl kaldı ve eyaleti o dönem için alışılmadık biçimde ılımlı yönetti.През следващите 10 години Отон остава в Лузитания и управлява с необикновена за времето си умереност.
Spektrumları, B2 alt sınıfında en belirgin olan nötr helyuma ve ılımlı hidrojen hatlarına sahiptir.Ich spektrum má neutrálne hélium, z ktorých najvýznamnejšie sú v podtriede B2, a mierne vodíkové čiary.
2002 - Ilımlı Arnavut lider İbrahim Rugova, Kosova'nın ilk Devlet Başkanı seçildi.1998 – Ibrahim Rugova, kosovský aktivista, neskorší prvý prezident Kosova.
La telinden elde edilen sesler, tatlı ve ılımlı duyulur.Zvuky v bežnom živote vnímame ako hlasné alebo tiché.
Ancak Paris'te Almanya konusunda çok daha ılımlıydı.Jeho pozícia v Paríži bola suverénna.
Ancak, bu nispeten ılımlı ortam çok uzun sürmedi.Ta Sisina brezskrbnost pa je trajala še dolgo.
Şehir ılimli iklimi, dalgasiz düz denizi ve zarar görmemiş doğası ile bilinmektedir.Pulj je znan po svojem blagem podnebju, mirnem morju in lepi naravi.
Ilımlı vatandaşların çoğu şehri terketti.Večina vladnih uradov se je preselila.
Otho, Lusitania'da yaklaşık on yıl kaldı ve eyaleti o dönem için alışılmadık biçimde ılımlı yönetti.Lusitanijoje Otonas praleido 10 metų ir valdė provinciją su tiems laikams nebūdingu nuosaikumu.
Şehir ılimli iklimi, dalgasiz düz denizi ve zarar görmemiş doğası ile bilinmektedir.Kaip ir visas aplinkinis kraštas, Pula garsėja švelniu klimatu, ramia jūra ir nepaliesta gamta.
Ilımlı vatandaşların çoğu şehri terketti.Pärast seda paljud elanikud lahkusid linnast.
Amine ise daha ılımlı bir politika izledi.Yameen on ajanud Hiinaga sõbralikku poliitikat.
Ailem dans etmem konusunda oldukça ılımlıydı.El a fost un model masculin deosebit care m-a inspirat să încep să dansez.
Ailem dans etmem konusunda oldukça ılımlıydı.부모님들은 저를 지지해주셨습니다.
Ailem dans etmem konusunda oldukça ılımlıydı.Mijn ouders waren ervoor gewonnen.
Ailem dans etmem konusunda oldukça ılımlıydı.Mis padres estaban dispuestos a apoyarme.
Ailem dans etmem konusunda oldukça ılımlıydı.Moji rodičia ma veľmi podporovali.
Ailem dans etmem konusunda oldukça ılımlıydı.Rodzicie też mnie wspierali.
Ailem dans etmem konusunda oldukça ılımlıydı.Οι γονείς μου ήθελαν να πάω.
Ailem dans etmem konusunda oldukça ılımlıydı.Мои родители были за меня.
Ailem dans etmem konusunda oldukça ılımlıydı.להתחיל לרקוד. הורי תמכו בי מאוד.
Ailem dans etmem konusunda oldukça ılımlıydı.لأبدأ الرقص. والداي كانا متحمسين جدا من أجلي للمتابعة.
Ailem dans etmem konusunda oldukça ılımlıydı.何事も 何度でも試すよう 応援してくれました
Ama yine de ölümü blog dünyasında daha ılımlı karşılandı.Pero las reacciones a su muerte en los blogs están bastante moderadas.
Asperger'e döner? Bu ılımlı otizmdir.Asperger, ami csak enyhe autizmus?
Asperger'e döner? Bu ılımlı otizmdir.Asperger, care este o forma usoara de autism?
Asperger'e döner? Bu ılımlı otizmdir.Asperger, che è solo un leggero autismo?
Asperger'e döner? Bu ılımlı otizmdir.Asperger, der bare er en mild form for autisme?
Asperger'e döner? Bu ılımlı otizmdir.Asperger, siis vain lievästi autistinen?
Asperger'e döner? Bu ılımlı otizmdir.Aspergers syndrom, vilket är mild autism?
Asperger'e döner? Bu ılımlı otizmdir.Asperger, yang merupakan autisme ringan?
Asperger'e döner? Bu ılımlı otizmdir.아스퍼거의 차이는 언제 나타날까요?
Asperger'e döner? Bu ılımlı otizmdir.לבעל תסמונת אספרגר, שהיא אוטיזם קל ביותר?
Asperger'e döner? Bu ılımlı otizmdir.متلازمة أسبرجر , والتي هي نوع من درجات التوحد ولكن بصفات هادئة ؟
Asperger'e döner? Bu ılımlı otizmdir.アインシュタインやモーツァルト