Ana içeriğe geç
Sözlük

ılım ile cümle

ılım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Buna göre ılımlı İslamcı grupların İslam coğrafyasında desteklenmesinin gerekliliği öne sürüldü.Aufgrund dieser Gründe sind sie auf die Zuwendungen islamischer Wohlfahrtsorganisationen angewiesen.
Daha çok ılıman iklim bölgelerinde görülürler.In Gebieten mit stärkerer Luftverschmutzung fehlt sie.
İlim ve meclis sohbetlerine katılarak bazı Ehl-i Sünnet alimleriyle ilmi münakaşalarda bulundu.Und dann der Regen und Kleine wahre Lügen hatten auf der offiziellen EFA-Auswahlliste gestanden.
İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'ni bitirdi.Anschließend studierte er an der İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi.
Ayrıca Arap dilini, mantık ve fıkıh ilimlerini okumuştur.Siehe u. a. seinen Aufsatz Sprache und Rasse.
Henüz çocuk denecek yaşta ilim hayatına atılmıştır.Sein Interesse an der Wissenschaft wurde nach eigenen Angaben bereits im Kindesalter geweckt.
Hibini Dağlarında ılıman kutup iklimi görülmektedir.Im Tibesti-Gebirge herrscht ein Bergwüstenklima.
1- İman Allahı bilmek, küfür ise onu bilmemektir, buna göre iman, ilim ve marifetten ibârettir.Sei gegrüßt, den Gläubigen weisest du den Weg zur Weisheit; Sei gegrüßt, alle Wesen erfüllst du mit Seligkeit.
Ancak Paris'te Almanya konusunda çok daha ılımlıydı.Wesentlich besser lief es für Deutschland.
İklim ılıman ancak olağanüstü yağışlıdır.Das Klima ist trocken, es fällt nur spärlich Regen.
İklimi oldukça ılımandır.Die Atmosphäre erscheint sehr ruhig.
Karadeniz iklimi (Okyanusal İklim veya Ilıman Deniz İklimi) görülür.Man segelte so lange als möglich in Sichtweite vom Land (Sichtnavigation und terrestrische Navigation).
Ilıman Karadeniz iklimi görülmektedir.Die Zeichen der Zeit erkennen.
Onun ilim ve feyiz kaynağı ders ve sohbetlerine devâm ederek ilimde yüksek dereceye erişti.Ihre Hauptaufgabe war die Verkündigung und die Lehre.
Her iki şair de derin ilim sahibidirler.Beide Sorten genießen bei Kennern einen guten Ruf.
Basra ulemasından, özellikle Ebu Ubeyde’den ilim tahsil etti.Entgegen vielen Informationen ist Akwa Ibom, insbesondere Uyo verhältnismäßig sicher.
İlim sahiplerine hürmet et.Die Ungehorsamen sollen zum Gehorsam gebracht werden.
Sevgi ve İlim (Haz.Sieg) und fús (dt. bereit, willig) zusammen.
Daha çok ılıman iklimlerde ürerler.Die heiteren Seiten härterer Zeiten.
Ilıman iklimi, temiz havası ile güzel bir karadeniz mahallesidür.1× pro Tag) mit sauberer Luft gespült.
Ilıman bölgelerdeki ormanlarda yaşar.Das Glück wohnt in den Wäldern ...
Size pek az ilim verilmiştir.'"Il n'en est que peu qui le savent ».
Şanina ılımlı giyinir ve voleybol oynamaktan hoşlanırdı.Chanina s'habillait modestement et aimait jouer au volleyball.
Gök ilime elçi idim.Le Paradis du prophète (The Prophets' Paradise).
İlimde derinleşenler, “Biz buna inandık, hepsi Rabbimiz katındandır” derler.L'Imâm Yahyâ Al Hâdî a dit : " Il nous est religieusement obligatoire de croire que Allâh est Un et Unique.
Onun ilim ve feyiz kaynağı ders ve sohbetlerine devâm ederek ilimde yüksek dereceye erişti.Tu étends sur toute chose Ta miséricorde et Ta science.
Ana madde: Kur'an mucizeleri Kur'an ilim ilişkisi ile ilgili farklı eleştiriler de getirilmiştir.D'autres récits leur attribuent une sagesse infinie (l'omniscience).
İlim şimdi hani?Lara-tu cru? 11.
Kendilerinden ilîm öğrendi.Ils comprirent parfaitement ses enseignements.
Şehir o zaman önemli bir kültür ve ilim merkezi olmuştur.La ville devint alors un grand centre de science et de culturel.
Bütün servetini îlim müesseselerine harcadı.Il reverse la totalité de sa fortune à des associations.
Tumeh, kendini ılımlı İslamcı olarak tarif etmektedir.Khaled se décrit comme un musulman pratiquant.
Ayrıca Arap dilini, mantık ve fıkıh ilimlerini okumuştur.Il a également étudié la langue, la logique et la jurisprudence arabe.
Bu sırada Bağdat İslam âleminin önemli bir ilim merkezi idi.À cette époque, Bagdad était le centre intellectuel le plus important du monde islamique.
"Vehbî" ilimler ise ruhlar âleminden melekler aracılığıyla yapılır.Ne soyons donc pas surpris si l'on compare aux anges les épouses du Seigneur des anges.
Bu dönem günümüze göre nispeten daha ılımandır.Certes, le solfège est dorénavant plus facile.
Erzuruma şehir merkezine göre daha ılıman bir iklime sahiptir.Elle bénéficie d'un climat encore plus doux que la capitale provinciale.
Nankin kenti ılıman bir iklime sahiptir ve Doğu Asya Muson rüzgarları etkisi altındadır.Nankin a un climat subtropical humide, sous l'influence des moussons d'Asie de l'Est.
Abbas, siyaseten ılımlı olarak algılanan Muhammed Ahmed Hüseyin'i görevlendirdi.Abbas a nommé Muhammad Ahmad Hussein, perçu comme un politicien modéré.
Vevey şehrinin iklimi yarı-kıtasal ılıman iklim tipindedir.La ville de Vevey se trouve dans une région au climat tempéré semi-continental.
En yüce ilim bu ilimdir.Or, la science appartient à la raison.
İklimi genel olarak ılımandır.Le climat est tempéré dans l'ensemble.
Bir tarihçi olarak uzun yıllar Azerbaycan Millî İlimler Akademisi Tarih Enstitüsünde çalışmıştır.Il fut pendant plusieurs années le secrétaire général du Mouvement des Étudiants chrétiens norvégien.
O devirde, Çelebi ünvanı ilim adamlarına ve Mevlevî tarikatı büyüklerine verilmekteydi.Puis il concourt pour une place d'agrégé auprès des facultés des sciences.
Yarımkürenin ılıman kesimlerinde, kış 21 Aralık'tan 21 Mart'a kadar sürer.Ainsi, dans l'hémisphère nord, l'hiver astronomique va, environ, du 21 décembre au 20 mars.
İslami ilimlerin tahsilini uluslararası düzeyde sürdürmüştür.Nous devons savoir si cette course met Singapour en lumière sur le plan international.
Modena'nin iklimi ılımandır.Le climat à Meudon est tempéré.
Mevlana Lütfi ve Müeyyedzade'den ilim ve irfan tahsil etmiştir.Lui et Bonassoli sont férus de science et avides de publicité.
Jiangxi eyaleti ılıman dönencealtı bir iklime sahip.Le royaume de Tlemcen, connaît un destin hors du commun.
Ilıman bir iklimi vardır.Un climat de méfiance s'instaure.
Avrupa'nın ılıman kesimlerinde kuzey Asya'da yerleşik olarak yaşar.Il situe sans raison l'Europe en position centrale du monde.
Distal kaslarda ılımlı atrofi ve kuvvetsizlik ortaya çıkabilir.Je pourrais écrire des pages de cas de viol et de brutalité presque incroyables.
Kurak ve ılıman kış Kasım ayının sonlarında başlar ve Şubat ayının başlarına kadar devam eder.Un hiver sec et doux commence en novembre et dure jusqu'en février.
Japonya ılıman bir iklime sahiptir.Japón tiene un clima templado.
Sabır en güzel huy, ilim en güzel süs eşyasıdır.La paciencia es el temperamento más hermoso; la ciencia es el adorno más hermoso.
Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun.”Si sois santos, comprenderéis y sabréis.
Kısmi gölgeli Güneş ışığı ve ılıman iklimde yetişmeye elverişlidir.Son lámparas] diseñadas para generar calor y no luz.
İnsanları bundan kurtaracak olan ve gerçekleri gösterecek olan ilimdir.Lo que de ella se conoce es gracias a quienes la retrataron y quienes la amaron.
Bu familya mensupları ılıman bölgelerden tropiklere kadar yayılmıştır.Se extiende desde las regiones templadas hasta los trópicos.
Bu ılıman alanların yerleşik kuşudur ve kışları göç etmez.Es un residente de zonas templadas y no emigra en invierno.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod