Kendinizi bu harika imitasyon takı çeşitleriyle donatın ve ışıltıyla süsleyin.Cubra-se de sedução e embeleze-se divinamente com esta maravilhosa linha de bijuterias.
Kendinizi bu harika imitasyon takı çeşitleriyle donatın ve ışıltıyla süsleyin.Parez-vous de glamour et revêtez une aura divine avec cette gamme étincelante de bijoux fantaisie.
Kendinizi bu harika imitasyon takı çeşitleriyle donatın ve ışıltıyla süsleyin.Погрузитесь в обаяние и украсьте себя божественными, изысканными декоративными украшениями.
Kendinizi bu harika imitasyon takı çeşitleriyle donatın ve ışıltıyla süsleyin.زيني نفسك ببريق من السحر وأحيطي نفسك بهالة من البهاء مع هذه المجموعة المبهرة من المجوهرات المقلدة.
Mayer® seçkin ışıltı, renk ve tasarım sunan mükemmel bir mücevher seçimi sunar.Bernhard H.
Mayer® seçkin ışıltı, renk ve tasarım sunan mükemmel bir mücevher seçimi sunar.Bernhard H. Mayer® presenta excelentes colecciones de joyería con exquisitos brillos, colores y diseños.
Mayer® seçkin ışıltı, renk ve tasarım sunan mükemmel bir mücevher seçimi sunar.Bernhard H. Mayer® présente une ligne de joaillerie remarquable par son éclat, ses couleurs et son design.
Mayer® seçkin ışıltı, renk ve tasarım sunan mükemmel bir mücevher seçimi sunar.Mayer® menampilkan rangkaian perhiasan luar biasa yang menampilkan gemerlap, warna dan desain memukau.
Mayer® seçkin ışıltı, renk ve tasarım sunan mükemmel bir mücevher seçimi sunar.Mayer® предлагает выбор исключительных ювелирных изделий с изысканным блеском, цветом и дизайном.
Salonun ışık sönük bir ışıltı, ancak çalışma kapı esnedi이 복도에 빛이 희미한 쉬머가 있기는했지만 연구의 골짜기 울었다
Salonun ışık sönük bir ışıltı, ancak çalışma kapı esnediكان هناك وميض خافت الضوء في القاعة ، ولكن تثاءب المدخل الدراسة
Salonun ışık sönük bir ışıltı, ancak çalışma kapı esnedi無感覚に黒。
Sea-fan Pendant bir kıyafete rahatlık ve zarafetle ışıltılı bir bireysellik vurgusu katmaktadırle pendentif Sea-fan affirme avec brio votre personnalité en rehaussant votre tenue avec aisance et classe.
Sea-fan Pendant bir kıyafete rahatlık ve zarafetle ışıltılı bir bireysellik vurgusu katmaktadırSea-fan Pendant выражает яркое утверждение индивидуальности, чтобы подчеркнуть лёгкость и вкус любого одеяния.
Sea-fan Pendant bir kıyafete rahatlık ve zarafetle ışıltılı bir bireysellik vurgusu katmaktadırإن قلادة Sea-fan تتمتع بتأثير براق فريد من نوعه
Sonuçta, Hindistan hakkında gözlerinde ışıltılı yıldızlarla ayrılır.Als Resultat geht sie begeistert und fasziniert von Indien nach Hause.
Sonuçta, Hindistan hakkında gözlerinde ışıltılı yıldızlarla ayrılır.Het resultaat zijn sterretjes in haar ogen over India.
Sonuçta, Hindistan hakkında gözlerinde ışıltılı yıldızlarla ayrılır.Hun tager derfra med stjerner i øjnene om Indien, som et resultat deraf.
Sonuçta, Hindistan hakkında gözlerinde ışıltılı yıldızlarla ayrılır.Kết quả là bà ra về với niềm vui trong ánh mắt về Ấn Độ.
Sonuçta, Hindistan hakkında gözlerinde ışıltılı yıldızlarla ayrılır.결과적으로 인도에 대한 좋은 생각이 남게 됩니다.
Sonuçta, Hindistan hakkında gözlerinde ışıltılı yıldızlarla ayrılır.Σαν αποτέλεσμα, φεύγει χαρούμενη με αστεράκια στα μάτια της για την Ινδία.
Sonuçta, Hindistan hakkında gözlerinde ışıltılı yıldızlarla ayrılır.כתוצאה מזה היא יוצאת משם עם עיניים בורקות ממחשבות על הודו.
Sonuçta, Hindistan hakkında gözlerinde ışıltılı yıldızlarla ayrılır.وتعود للمنزل ولديها صورة حالمة عن الهند، كنتيجة.
Sonuçta, Hindistan hakkında gözlerinde ışıltılı yıldızlarla ayrılır.こんな現象がどんどん増えています
"Sri Ramana, onu kendiliğinden ışıltılı olarak tarif ediyor."'Sri Ramana, él lo describe como resplandeciendo por sí mismo'
"Sri Ramana, onu kendiliğinden ışıltılı olarak tarif ediyor."Sri Ramana, er beschreibt es, als aus sich selbst heraus erstrahlend.
"Sri Ramana, onu kendiliğinden ışıltılı olarak tarif ediyor."Sri Ramana Maharshi, il la décrit comme radieuse en elle-même.
Uçuşan oklarının pırıltısından, Parlayan mızrağının ışıltısından, Yerlerinde durakaldı güneş ve ay.Aurinko ja kuu astuvat majaansa sinun kiitävien nuoltesi valossa, sinun keihääsi salaman hohteessa.
Uçuşan oklarının pırıltısından, Parlayan mızrağının ışıltısından, Yerlerinde durakaldı güneş ve ay.주의 날으는 살의 빛과 주의 번쩍이는 창의 광채로 인하여 해와 달이 그 처소에 멈추었나이다
Uçuşan oklarının pırıltısından, Parlayan mızrağının ışıltısından, Yerlerinde durakaldı güneş ve ay.nap [és] hold megállnak helyökön czikázó nyilaid fényétõl [és] ragyogó kopjád villanásától.
Uçuşan oklarının pırıltısından, Parlayan mızrağının ışıltısından, Yerlerinde durakaldı güneş ve ay.Slunce a měsíc v obydlí svém zastavil se, při světle střely tvé létaly, při blesku stkvoucí kopí tvé.
Uçuşan oklarının pırıltısından, Parlayan mızrağının ışıltısından, Yerlerinde durakaldı güneş ve ay.Sol och måne stanna i sin boning för skenet av dina farande pilar, för glansen av ditt blixtrande spjut.
Uçuşan oklarının pırıltısından, Parlayan mızrağının ışıltısından, Yerlerinde durakaldı güneş ve ay.Sol og måne treder inn i sin bolig for lyset av dine piler, som farer frem, for glansen av ditt lynende spyd.
Uçuşan oklarının pırıltısından, Parlayan mızrağının ışıltısından, Yerlerinde durakaldı güneş ve ay.Sonne und Mond standen still. Deine Pfeile fuhren mit Glänzen dahin und dein Speere mit Leuchten des Blitzes.
Uçuşan oklarının pırıltısından, Parlayan mızrağının ışıltısından, Yerlerinde durakaldı güneş ve ay.שמש ירח עמד זבלה לאור חציך יהלכו לנגה ברק חניתך׃
Uçuşan oklarının pırıltısından, Parlayan mızrağının ışıltısından, Yerlerinde durakaldı güneş ve ay.الشمس والقمر وقفا في بروجهما لنور سهامك الطائرة للمعان برق مجدك.
Uçuşan oklarının pırıltısından, Parlayan mızrağının ışıltısından, Yerlerinde durakaldı güneş ve ay.因 你 的 箭 射 出 發 光 、 你 的 槍 閃 出 光 耀 、 日 月 都 在 本 宮 停 住
Uçuşan oklarının pırıltısından, Parlayan mızrağının ışıltısından, Yerlerinde durakaldı güneş ve ay.因 你 的 箭 射出 發光 、 你 的 槍閃 出 光耀 、 日月 都 在 本 宮 停住
Ve bu şöyle diyor, "Kendinden-ışıltılı olan."Et celui-ci dit;. "... qui est radieuse en elle-même." je ne pense pas que "radieuse en elle-même"...
Ve bu şöyle diyor, "Kendinden-ışıltılı olan."Und hier heißt es, '... das, was aus sich selbst heraus erstrahlt.' [self-effulgent]
Ve bu şöyle diyor, "Kendinden-ışıltılı olan."Y éste está diciendo 'Eso que es refulgente por sí mismo' No pienso que refulgente por sí mismo...
Ve o konuşmaya devam ederken ilk defa Hollanda'da gördüğüm ışıltıyı gördüm gözünde,Kiedy mówił, miał w oku ten błysk, który pierwszy raz widziałem wtedy w Holandii, błysk mówiący:
Ve o konuşmaya devam ederken ilk defa Hollanda'da gördüğüm ışıltıyı gördüm gözünde,그가 얘기하는 동안 그의 눈이 반짝이는 것을 보았습니다. 홀랜드에서 보았던 그 --
Ve o konuşmaya devam ederken ilk defa Hollanda'da gördüğüm ışıltıyı gördüm gözünde,Tout en parlant, il avait cette lueur dans les yeux que j'avais vue pour la première fois en Hollande --
Ve o konuşmaya devam ederken ilk defa Hollanda'da gördüğüm ışıltıyı gördüm gözünde,Y mientras hablaba tenía ese fulgor en los ojos que vi por primera vez en Holanda; el fulgor que dice:
Ve o konuşmaya devam ederken ilk defa Hollanda'da gördüğüm ışıltıyı gördüm gözünde,И докато говореше, очите му блестяха както за първи път го видях в Холандия - блясък, който казва:
Ve o konuşmaya devam ederken ilk defa Hollanda'da gördüğüm ışıltıyı gördüm gözünde,וכשהוא דיבר היה לו אותו הברק בעיניים שראיתי לראשונה בהולנד -
Ve o konuşmaya devam ederken ilk defa Hollanda'da gördüğüm ışıltıyı gördüm gözünde,وكان يتحدث وفي عينه الوميض ذاته الذي رايته في هولندا
Ve o konuşmaya devam ederken ilk defa Hollanda'da gördüğüm ışıltıyı gördüm gözünde,昔 オランダで初めて見た 「牛を転ばせに行こう」と 言った時の目