ışıkta ile cümle

ışıkta kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Işıktan (cisimsel olmayan) bir bedeni vardır.Власова Світлана Анатоліївна (нар.
Ben kırmızı ışıkta geçtim.Я проїхав на червоне світло.
Vlaros ayrıca ışıktaşını güvende olması için Kyle'a verir.Vlaros také dal Kylovi na ochranu Světlý kámen.
Genellikle karanlıkta insandan daha iyi görmekle beraber kuvvetli ışıkta insanlar kadar iyi göremezler.Lépe však vidí za soumraku než za plného světla.
Eşi Fomalhaut b, görünür ışıkta çekilmiş bir fotoğrafta keşfedilen ilk güneş dışı gezegendir.Fomalhaut este prima stea la care s-a descoperit cu ajutorul unei fotografii optice o planetă extrasolară.
Loş ışıkta hareket eden nesneleri hemen görebilmekte fakat durağan nesneleri seçmekte zorlanmaktadırlar.În aceste condiții, ei pot detecta ușor obiecte în mișcare dar au dificultăți în a vedea obiectele staționare.
Hayali kütleye sahip bir kuramsal parçacık daima ışıktan daha hızlı hareket eder.Egy elméleti részecske, aminek nyugalmi tömege képzetes szám, mindig a fénysebességnél gyorsabban közlekedik.
Mekanlar tasarlanırken doğal ışıktan maksimum yararlanmak hedeflendi.A minél nagyobb valószerűség érdekében csak természetes fényt használtak.
Bir tardyon veya bradyon ışıktan daha yavaş hareket eder ve durgun kütlesi sıfırdan farklıdır.Tardioni tai bradioni kulkee valoa hitaammin, ja sillä on nollasta eroava lepomassa.
Işıktan korkan hayaletimsi bir yaratık haline geldi ve pis cinayetler işleyerek ve kirli etler yiyerek yaşadı.Hänestä tuli hirveä olento, joka loisti pimeässä valoa ja eli saastaisilla murhilla ja liassa.
Eşi Fomalhaut b, görünür ışıkta çekilmiş bir fotoğrafta keşfedilen ilk güneş dışı gezegendir.Fomalhaut b on ensimmäinen suoraan kuvannuksella varmistettu eksoplaneetta.
Işıktan kaçarak karanlık yerlerde yaşarlar.Ne pääsevät Valon maailmaan Pimeyden käytävien kautta.
Loş ışıkta hareket eden nesneleri hemen görebilmekte fakat durağan nesneleri seçmekte zorlanmaktadırlar.Σε αυτές τις συνθήκες μπορεί να εντοπίσει εύκολα κινούμενα αντικείμενα αλλά δυσκολεύεται να εντοπίσει στάσιμα.
O parlak ışıktan korunmalıdır, fazla su içmemelidir ve geceyarısından sonra yemek yememelidir.Den behøver meget lidt vand og kan overleve i længere tid uden at drikke.
Kedi Gözü'nün kızılötesi (dalgaboyu 2–8 μm) ışıktaki genel görünümü, görünür ışıktaki görünüşünü andırır.Det helhetlige utseende på Kattøyetåken i det infrarøde spekteret (2–8 μm) er lignende ved synlig lys.
Eşi Fomalhaut b, görünür ışıkta çekilmiş bir fotoğrafta keşfedilen ilk güneş dışı gezegendir.Fomalhaut b ble den første eksoplaneten som er fotografert.
İki durumda da herhangi bir madde, enerji ya da bilgi ışıktan hızlı hareket etmez.Dalam hal yang manapun tidak ada materi, energi, atau informasi yang bergerak lebih cepat dari cahaya.
Işıktan kaçarak karanlık yerlerde yaşarlar.Mereka hidup di tempat-tempat gelap untuk menghindari cahaya.
Vücudu çevreleyen dünyanın bir temsilini oluşturmak için görünür ışıktan gelen bilgileri yorumlamaktadır.Sistem penglihatan menafsirkan informasi dari cahaya untuk mendirikan representasi dunia di sekeliling tubuh.
Işıktan kaçar, iyi uçucu değildir.Cahaya yang menerangi bukan dari lampu listrik.
Kısa dalgaboyları mavi olduğu için, bu gözden gelen ışıkta mavimsi bir ton oluşturur.Lalu bayangannya terlihat agak biru, karena itu tambahkan ultramarine.
Pek çok araştırmacı Şarca adının kaynağı olan Şarika adının ışıktan geldiğini kabul edilmektedir.Tuy nhiên, có rất nhiều giả thuyết về từ gốc tên gọi Khiết Đan.
Ancak, bu jetler ışıktan hızlı hareket etmemektedir.しかし、これらのジェットは光速よりも速く運動しているわけではない。
Hayali kütleye sahip bir kuramsal parçacık daima ışıktan daha hızlı hareket eder.虚静止質量を持つ仮説上の粒子は、常に光速よりも速く運動する。
Işıktan yaratılmıştır.昭和期に形成された。
O parlak ışıktan korunmalıdır, fazla su içmemelidir ve geceyarısından sonra yemek yememelidir.やってはいけない3つのルールがあり、1つ目は強い光に当ててはいけない、2つ目は水をかけてはいけない、3つ目は午後3時以降、餌をあげてはいけない。
Fakat diğer fizikçiler bu olayın bilginin ışıktan daha hızlı iletilmesine izin vermediğini söylemektedirler.」然而,其他物理學家說,這種現像無法讓訊息傳播得比光更快。
Dalgaboyu görünür ışıktan daha kısadır.紫外光的波長比紫色光更短。
İki durumda da herhangi bir madde, enerji ya da bilgi ışıktan hızlı hareket etmez.在這些情況下,物質、能量和訊息都沒有超光速運行。
Vücudu çevreleyen dünyanın bir temsilini oluşturmak için görünür ışıktan gelen bilgileri yorumlamaktadır.它使用可见光信息构筑机体对周围世界的感知。
Işıktan yaratılmıştır.안세이 이가 지진이 발생하다.
O parlak ışıktan korunmalıdır, fazla su içmemelidir ve geceyarısından sonra yemek yememelidir.식사 전에는 큰 소리로 덕담을 나누나, 식사 중에는 별로 말을 하지 않으며, 물은 주로 식후에 마신다.
Işıktan kaçarak karanlık yerlerde yaşarlar.빛을 싫어하여 어두운 곳에 산다.
Çocuklarına ondan bahset, çünkü sadece bu yolla yeniden ışıkta yürüyebileceksiniz.""전투에서는 당신이 다 관장을 하고, 그 자문은 나한테 얻어서 시행만 하시오."라고 했다.
Geminin milyonlarca yıl ışıktan daha hızlı seyahat edebilmesinin sebebi de açıklığa kavuşmuş oluyor.즉, 우주의 나이는 별빛이 지구에 도달하기 위해 걸린 수십억년보다는 더 많아야 함을 보여 주는 증거이다.
Işıktan yaratılmıştır.כמו אור שנדלק.
Eşi Fomalhaut b, görünür ışıkta çekilmiş bir fotoğrafta keşfedilen ilk güneş dışı gezegendir.את פומלהוט מקיף כוכב הלכת פומלהוט b שהוא כוכב הלכת הראשון מחוץ למערכת השמש שנצפה באופן ישיר באמצעות טלסקופ.
Işıktan ışığa saçılma direkt olarak gözlemlenemez.Od zračenja se nikamo ne možemo sakriti.
Işıktan kaçarak karanlık yerlerde yaşarlar.Svjetlo se gasi, ostavljajući ih u potpunom mraku.
Işıktan kaçarak karanlık yerlerde yaşarlar.V temných končinách roznášal svetlo.
Çocuklarına ondan bahset, çünkü sadece bu yolla yeniden ışıkta yürüyebileceksiniz."Žijú však tvoje slávičie hlasy, bo jedine týmto možné je dostať sa z moci hrabivých Hádových rúk."
Yüzü kısık ışıktan ötürü seçilmeyen sarışın genç bir kadın, Tamara'yı sorar.Mlada svetlolasa ženska, kateri se ne vidi obraz zaradi slabe razsvetljave, sprašuje po Tamari.
BHR 71, görünür ışıkta büyük siyah bir leke gibi görünür.BHR 71 je še ena temna meglica v istem ozvezdju.
"Anne iki kez kırmızı ışıkta geçtiğinin farkında mısın?" diye sormuş."엄마, 지금 엄마가 빨간불을 두개 지나친 거 아세요?"
"Anne iki kez kırmızı ışıkta geçtiğinin farkında mısın?" diye sormuş."Mãe, reparaste que passaste dois sinais vermelhos?"
"Anne iki kez kırmızı ışıkta geçtiğinin farkında mısın?" diye sormuş."Mama, ist dir eigentlich bewusst, dass du schon durch zwei rote Ampeln gefahren bist?"
"Anne iki kez kırmızı ışıkta geçtiğinin farkında mısın?" diye sormuş."Maman, tu te rends compte que tu viens de brûler deux feux rouges?"
"Anne iki kez kırmızı ışıkta geçtiğinin farkında mısın?" diye sormuş."Mamă, știi că tocmai ai trecut de 2 ori pe roșu?"
"Anne iki kez kırmızı ışıkta geçtiğinin farkında mısın?" diye sormuş."Mamá, ¿te diste cuenta que cruzaste dos luces rojas?"
"Anne iki kez kırmızı ışıkta geçtiğinin farkında mısın?" diye sormuş."Mamma, vet du att du just körde förbi två rödljus?"
"Anne iki kez kırmızı ışıkta geçtiğinin farkında mısın?" diye sormuş."Mamo, czy jesteś świadoma że przejachałaś na czerwonym dwa razy?"
"Anne iki kez kırmızı ışıkta geçtiğinin farkında mısın?" diye sormuş."Mam, zag je dat je net door twee rode stoplichten reed?"
"Anne iki kez kırmızı ışıkta geçtiğinin farkında mısın?" diye sormuş."Mẹ ơi, mẹ có thấy là mẹ vừa mới vượt hai đèn đỏ không?"
"Anne iki kez kırmızı ışıkta geçtiğinin farkında mısın?" diye sormuş."Mor, er du klar over, at du lige har kørt over for rødt to gange?"
"Anne iki kez kırmızı ışıkta geçtiğinin farkında mısın?" diye sormuş. Ve anne cevap vermiş:"Mamma, ti sei accorta di essere appena passata con due semafori rossi?" e la madre dice, "Oh!
"Anne iki kez kırmızı ışıkta geçtiğinin farkında mısın?" diye sormuş."Ω, οδηγώ;" (Γέλια)
"Anne iki kez kırmızı ışıkta geçtiğinin farkında mısın?" diye sormuş."Мамо, знаеш ли, че току-що премина на два червени светофара?"
"Anne iki kez kırmızı ışıkta geçtiğinin farkında mısın?" diye sormuş."Мам, ты заметила, что уже два раза проехала на красный свет?"
"Anne iki kez kırmızı ışıkta geçtiğinin farkında mısın?" diye sormuş."אמא, את מודעת לזה שהרגע עברת על פני שני רמזורים אדומים?"
"Anne iki kez kırmızı ışıkta geçtiğinin farkında mısın?" diye sormuş."أمي ، هل أدركت انك عبرت للتو مرتين خلال الأشارة الحمراء ؟"

İlgili Sayfalar