ışıkta ile cümle

ışıkta kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Çünkü bir şeye farklı dalga boylarında ışıkta baktığınızda farklı şeyler görürsünüz.Because if you look at something in different wavebands of light, you see different things.
Ve burada 14 farklı dalga boyu ışıkta görüntülenmiş bir sayfayı görüyorsunuz.And here is an image of a page imaged in 14 different wavebands of light.
Ve bunların hepsi buraya-- Ben buna ışıktan bağımsız reaksiyonlar diyeceğim.And all of this will go into the-- I'll call it the light independent reactions.
Yani ışıktan bağımsız reaksiyonlar, asıl mekanizması Kalvin Döngüsü'dür.So the light independent reactions, the actual mechanism is called the Calvin Cycle.
Ki kötü isimlendirilmiş, ışıktan bağımsız reaksiyonlar denmeliydi.Which is badly named, it should be called the light independent reaction.
Çünkü ışıkta gerçekleşiyor.Because it actually does happen in the light.
Yoldan geçenleri ve motorlu taşıt sürücülerini ışıktan kör mü ediyorsunuz?Are you blinding passers by and motorists on the freeways?
Işıktan ve gölgeden oluşur.It's made of light and shadow.
Işık spektrumu gözle görülen ışıktan çok daha geniş.In fact, the light spectrum stretches far beyond the visible light we can see
Gerçekten de tam burada oldu -- ışıktan karanlığa altı saniyede.It's actually just happened here -- light to dark in six seconds.
Her türlü ışıkta şaşırtıcı netlikte görüntüler.Stunningly sharp footage, in any light.
Yada hatta Roxanne kırmızı ışıkta geçerken.Or even when she's pleading with Roxanne to turn on the red light.
Sonra kırmızı ışıkta geç, Roxanne, yada benim 19. yüzyıl sinirlerim kırılacak gerçeklik için.Then turn on the red light, Roxanne, or I'll have my 19th nervous breakdown for real.
Kaçtı, gökyüzünden ve ışıktan saklanarak.He ran away, hiding himself[br]from the sky and the light.
Işıktan karanlığa sürülecek, Dünyadan kovulacak.He shall be driven from light into darkness, and chased out of the world.
Beni güttü, Işıkta değil karanlıkta yürüttü.He has led me and caused me to walk in darkness, and not in light.
Işıkta olduğunu söyleyip de kardeşinden nefret eden hâlâ karanlıktadır.He who says he is in the light and hates his brother, is in the darkness even until now.
Kardeşini seven ışıkta yaşar ve başkasının tökezlemesine neden olmaz.He who loves his brother remains in the light, and there is no occasion for stumbling in him.
ALLAH'ın ışıktan yoksun bıraktığı kimsenin hiç birışığı olamaz.For him whom God does not give any light, there is no light.
İnanmayanlarınsa dostları Şeytan'dır, onları ışıktan karanlıklara götürür.As for the faithless, their awliya are the fake deities, who drive them out of light into darkness.
Yüzü kısık ışıktan ötürü seçilmeyen genç sarışın bir kadın, Tamara'yı sorar.A young blonde woman, whose face is obscured by low lighting, asks for Tamara.
Ama bir şeyleri ışıktan gizleyebilir misin?But can you hide things from light?
Çoğu deniz yassı solucanı doğrudan ışıktan saklanır.Most polyclads hide away from direct light.
Diğer larvalar ışıktan uzaklaşarak negatif fototaksi gösterir.Other larvae show negative phototaxis by swimming away from the light.
Diğer teoremleri de aynı ışıkta görebiliriz.One may view other theorems in the same light.
Işıktan hoşlanmazlar.It dislikes the light.
Kuzey Kutbu yazında gözleri parlak ışıktan koruması için tasarlanmıştır.They protect the eyes from the bright light during the Arctic summer
Işıktan kaçan çok aktif bir gece böceğidir. [1]It is a very active night insect that shuns light.[12]
BHR 71, görünür ışıkta büyük siyah bir leke gibi görünür.Im sichtbaren Licht erscheint BHR 71 als großer schwarzer Fleck.
O parlak ışıktan korunmalıdır, fazla su içmemelidir ve geceyarısından sonra yemek yememelidir.Durch ihren trockenen Lebensraum bedingt können sie aber längere Zeit ohne Essen und Trinken auskommen.
Zayıf ışıkta okumamalısın.Tu ne devrais pas lire avec un éclairage aussi faible.
Mavi ışıkta, geleneksel optik mikroskoplar yaklaşık 200 nm’lik kırınımla sınırlı çözünürlüğe sahiptir.En lumière bleue, les microscopes optiques ont une résolution limitée par la diffraction d'environ 200 nm.
Bir tardyon veya bradyon ışıktan daha yavaş hareket eder ve durgun kütlesi sıfırdan farklıdır.Un bradyon, autrement dit une particule plus lente que la lumière. ↑
Işıktan kaçar, iyi uçucu değildir.L'aérodrome n'a pas de balisage lumineux.
Ancak, bu jetler ışıktan hızlı hareket etmemektedir.Ils ne brillent cependant pas par leur vitesse.
O, arabasını kırmızı ışıkta durdurmadı.No detuvo su coche ante el semáforo en rojo.
Eğer kırmızı ışıktaysan durmak zorundasın.Tienes que parar si el semáforo está en rojo.
Vlaros ayrıca ışıktaşını güvende olması için Kyle'a verir.Vlaros también le da a Kyle la piedra clara para que la resguarde.
Işıktan dolayı Aurora Nisan ve Ağustos arası görünmez duruma gelir.A causa de la luz, no es posible ver la aurora entre abril y mediados de agosto.
Görünür ışıkta sarmal kollardan bir tanesinin bağlantısı kopmuş gibi görünmektedir.A primera vista, parece como si hubiera una ruptura entre sus vínculos.
Işıktaşı insanları Androth krallığındadır ve karataş insanları da Ka'dra'suul krallığındandır.La gente de la piedra clara forma el reino de Androth, y la gente de la piedra oscura forma el Ka'dra'suul.
Sevag kırmızı ışıkta geçti araba çarptı ve kaza oldu.Iba conduciendo con un amigo, cuando un camión pasó una luz roja y provocó una colisión.
Örneğin, Boeing’in standart test arayüzü bir düğme ve birkaç ışıktan oluşur.Per esempio, lo standard della Boeing per una interfaccia di test è composta da un bottone e alcune lampadine.
Mekanlar tasarlanırken doğal ışıktan maksimum yararlanmak hedeflendi.Progettare per sfruttare il più possibile la luce naturale.
O parlak ışıktan korunmalıdır, fazla su içmemelidir ve geceyarısından sonra yemek yememelidir."Не мочить водой, держать подальше от яркого света, и никогда не кормить после полуночи.")
Konser dönüşü kırmızı ışıkta durmayan bir kamyonla çarpışırlar.Их автомобиль столкнулся с грузовиком на перекрестке, не регулируемом светофорами.
Işıktan yaratılmıştır.Твердыня Пламенная.
Bir tardyon veya bradyon ışıktan daha yavaş hareket eder ve durgun kütlesi sıfırdan farklıdır.Тардионы, или брадионы, движутся медленнее света и имеют ненулевую массу покоя.
Genellikle karanlıkta insandan daha iyi görmekle beraber kuvvetli ışıkta insanlar kadar iyi göremezler.Он видит в темноте гораздо лучше обычного человека, как кошка.
Sevag kırmızı ışıkta geçti araba çarptı ve kaza oldu.Рубин переходил дорогу в неположенном месте и был сбит машиной.
Mavi ışıkta, geleneksel optik mikroskoplar yaklaşık 200 nm’lik kırınımla sınırlı çözünürlüğe sahiptir.للمجاهر البصرية التقليدية انحلال محدود-الحيود للضوء الأزرق بحوالي 200 نانومتر.
Ayrıca bunların ışıktan korunması ve buzdolabında saklanması da önemlidir.ينبغي حفظ الحقن في الثلاجة، وحمايتها من الضوء.
Hayali kütleye sahip bir kuramsal parçacık daima ışıktan daha hızlı hareket eder.إلا أنه قد يكون ممكنا لجسم أن يوجد وهو يتحرك دائما أسرع من الضوء.
Vlaros ayrıca ışıktaşını güvende olması için Kyle'a verir.Vlaros também dá a Kyle a pedra da luz, para mantê-la a salvo.
Işıktan yaratılmıştır.Geschapen uit reukloos vuur.
BHR 71, görünür ışıkta büyük siyah bir leke gibi görünür.NGC 2771 is een balkspiraalstelsel in het sterrenbeeld Grote Beer.
1779'da Jan Ingenhousz havanın temizlenmesinin yeşil bitkiler tarafından ışıkta yapıldığını açıklamıştır.1778 – Jan van Ingenhousz wykazał, że wydzielanie tlenu przez rośliny zależy od oświetlania.
Ayrıca bunların ışıktan korunması ve buzdolabında saklanması da önemlidir.Ponadto został on wyposażony w radio i lodówkę.
Işıktan yaratılmıştır.När staden brann.
O parlak ışıktan korunmalıdır, fazla su içmemelidir ve geceyarısından sonra yemek yememelidir.Skötselråden är enkla: inte mata den efter midnatt och att undvika solljus och vatten.

İlgili Sayfalar