ışığa ile cümle

ışığa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Basketbol elleri olan bir adama, onun ışığa bakışına aşık oldu.Verliebte sich in einen Mann mit Basketballhänden, in die Weise, wie er das Licht betrachtete.
Basketbol elleri olan bir adama, onun ışığa bakışına aşık oldu.התאהבה בגבר עם ידי כדורסל, בצורה שבה הוא התבונן באור.
Basketbol elleri olan bir adama, onun ışığa bakışına aşık oldu.光の見方を知る男と 恋に落ちて 2人は結婚し 子どもができ
Belki de ışığa klavuzluk eden saf proteini kullanabildiğinizi hayal edebilirsiniz.어쩌면 단백질을 이용해 빛을 안내했다고 상상할 수도 있어,
Belki de ışığa klavuzluk eden saf proteini kullanabildiğinizi hayal edebilirsiniz.Możesz sobie wyobrazić, że może można użyć białka do przewodzenia światła, tak więc zrobiliśmy światłowody.
Belki de ışığa klavuzluk eden saf proteini kullanabildiğinizi hayal edebilirsiniz.חשבנו שאולי אפשר להשתמש בפרוטאין טהור כדי לנתב אור,
Belki de ışığa klavuzluk eden saf proteini kullanabildiğinizi hayal edebilirsiniz.يمكنكم تخيل أنه ربما آنذاك يمكن استخدام بروتين خالص لإرشاد الضوء،
Belki de ışığa klavuzluk eden saf proteini kullanabildiğinizi hayal edebilirsiniz.できるかもと考え 光ファイバーも作りました
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,(103:2) Ты одеваешься светом, как ризою, простираешь небеса, как шатер;
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,A ki körülvette magát világossággal, mint egy öltözettel, és kiterjesztette az egeket, mint egy kárpitot;
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,avvolto di luce come di un manto. Tu stendi il cielo come una tenda
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,Chúa bao phủ mình bằng ánh sáng khác nào bằng cái áo, Giương các từng trời ra như cái trại.
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,Chúa bao_phủ mình bằng ánh_sáng khác_nào bằng cái áo , Giương các từng trời ra như cái trại .
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,dan berselubung cahaya. Engkau membentangkan langit seperti kemah
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,Du höljer dig i ljus såsom i en mantel, du spänner ut himmelen såsom ett tält;
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,God kleedt Zich in het licht alsof het een mantel is. De hemel wordt door Hem als een tent opgezet.
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,Han hyller sig i lys som i et klædebon, han spenner himmelen ut som et telt,
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,hyllet i Lys som en Kappe! Himlen spænder du ud som et Telt;
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,Il s`enveloppe de lumière comme d`un manteau; Il étend les cieux comme un pavillon.
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,주께서 옷을 입음 같이 빛을 입으시며 하늘을 휘장 같이 치시며
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,Licht ist dein Kleid, das du anhast; du breitest aus den Himmel wie einen Teppich;
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,Odievaš sa svetlom ako rúchom; rozťahuješ nebesia, ako pokrovec,
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,ogrinjaš se s svetlobo kakor z obleko, nebesa razpenjaš kakor šator.
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,Přioděls se světlem jako rouchem, roztáhls nebesa jako kortýnu.
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,Przyodziałeś się światłością jako szatą; rozciągnąłeś niebiosa jako oponę.
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,Sinä verhoudut valoon niinkuin viittaan, sinä levität taivaat niinkuin teltan;
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,Te înveleşti cu lumina ca şi cu o manta; întinzi cerurile ca un cort.
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,Tú eres el que se cubre de luz como de vestidura, que extiende los cielos como una tienda
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,tu que te cobres de luz como de um manto, que estendes os céus como uma cortina.
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,ο περιτυλιττομενος το φως ως ιματιον, ο εκτεινων τον ουρανον ως καταπετασμα
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,Ти, Който се обличаш със светлина като с дреха, И простираш небето като завеса;
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,עטה אור כשלמה נוטה שמים כיריעה׃
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,اللابس النور كثوب الباسط السموات كشقّة‎.
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,披 上 亮 光 、 如 披 外 袍 . 鋪 張 穹 蒼 、 如 鋪 幔 子
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,披上 亮光 、 如 披 外袍 . 鋪張 穹蒼 、 如 鋪 幔子
Bu fare deneyden 2 hafta önce kördü ve bir virüsteki ışığa duyarlı molekülden bir doz aldı.Con chuột này đã bị mù vài tuần trước thí nghiệm này và được nhận một liều các phân tử nhạy sáng qua virus.
Bu fare deneyden 2 hafta önce kördü ve bir virüsteki ışığa duyarlı molekülden bir doz aldı.이 쥐는 실험 전 몇주간 눈이 보이지 않았고 바이러스 안에 넣어둔 빛에 민감한 분자들을 주입받았습니다.
Bu fare deneyden 2 hafta önce kördü ve bir virüsteki ışığa duyarlı molekülden bir doz aldı.Tahle myš byla ještě pár týdnů před pokusem slepá. Virem jsme na ni však přenesli světločivné molekuly.
Bu fare deneyden 2 hafta önce kördü ve bir virüsteki ışığa duyarlı molekülden bir doz aldı.Ta mysz była ślepa kilka tygodni przed eksperymentem i otrzymała dawkę fotoczułych cząstek w wirusie.
Bu fare deneyden 2 hafta önce kördü ve bir virüsteki ışığa duyarlı molekülden bir doz aldı.Tikus itu buta beberapa minggu sebelum percobaan dan menerima satu dosis molekul peka cahaya ini dari virus.
Bu fare deneyden 2 hafta önce kördü ve bir virüsteki ışığa duyarlı molekülden bir doz aldı.אז העכבר הזה היה עיוור כמה שבועות לפני הניסוי הזה והוא קיבל מנה אחת של המולקולה רגישת האור בוירוס.
Bu fare deneyden 2 hafta önce kördü ve bir virüsteki ışığa duyarlı molekülden bir doz aldı.感光性分子を含んだウィルスを投与しました そしてご覧の通り マウスは壁を避け
‹‹Bunlar ışığa başkaldıranlardır; Onun yolunu tanımaz, İzinde yürümezler.Ada orang-orang yang menolak terang dan memusuhinya, mereka tak mengenal dan tak mengikuti jalannya
‹‹Bunlar ışığa başkaldıranlardır; Onun yolunu tanımaz, İzinde yürümezler.Alţii sînt vrăjmaşi ai luminii, nu cunosc căile ei, nu umblă pe cărările ei.
‹‹Bunlar ışığa başkaldıranlardır; Onun yolunu tanımaz, İzinde yürümezler.Altri odiano la luce, non ne vogliono riconoscere le vie né vogliono batterne i sentieri
‹‹Bunlar ışığa başkaldıranlardır; Onun yolunu tanımaz, İzinde yürümezler.Andra hava blivit fiender till ljuset; de känna icke dess vägar och hålla sig ej på dess stigar.
‹‹Bunlar ışığa başkaldıranlardır; Onun yolunu tanımaz, İzinde yürümezler.Andre er fiender av lyset; de kjenner ikke dets veier og holder sig ikke på dets stier.
‹‹Bunlar ışığa başkaldıranlardır; Onun yolunu tanımaz, İzinde yürümezler.Andre hører til Lysets Fjender, de kender ikke hans Veje og holder sig ej på hans Stier:
‹‹Bunlar ışığa başkaldıranlardır; Onun yolunu tanımaz, İzinde yürümezler.Cić to są, którzy się sprzeciwiają światłości, a nie znają dróg jej, ani stanęli na ścieszkach jej.
‹‹Bunlar ışığa başkaldıranlardır; Onun yolunu tanımaz, İzinde yürümezler.Cũng có kẻ khác thù nghịch với ánh sáng; Không biết đạo của ánh sáng, Và chẳng đi trong con đường nó.
‹‹Bunlar ışığa başkaldıranlardır; Onun yolunu tanımaz, İzinde yürümezler.Cũng có kẻ khác thù_nghịch với ánh_sáng ; Không biết đạo của ánh_sáng , Và chẳng đi trong con đường nó .
‹‹Bunlar ışığa başkaldıranlardır; Onun yolunu tanımaz, İzinde yürümezler.D`autres sont ennemis de la lumière, Ils n`en connaissent pas les voies, Ils n`en pratiquent pas les sentiers.
‹‹Bunlar ışığa başkaldıranlardır; Onun yolunu tanımaz, İzinde yürümezler.De goddelozen komen in opstand tegen het licht en begrijpen niets van oprechtheid en goedheid.
‹‹Bunlar ışığa başkaldıranlardır; Onun yolunu tanımaz, İzinde yürümezler.Drugi pa so sovražniki svetlobe: njenih potov ne poznajo, na njenih stezah ne ostajajo.
‹‹Bunlar ışığa başkaldıranlardır; Onun yolunu tanımaz, İzinde yürümezler.Ezek pártot ütöttek a világosság ellen, utait nem is ismerik, nem ülnek annak ösvényein.
‹‹Bunlar ışığa başkaldıranlardır; Onun yolunu tanımaz, İzinde yürümezler.Há os que se revoltam contra a luz; não conhecem os caminhos dela, e não permanecem nas suas veredas.
‹‹Bunlar ışığa başkaldıranlardır; Onun yolunu tanımaz, İzinde yürümezler.Jene sind abtrünnig geworden vom Licht und kennen seinen Weg nicht und kehren nicht wieder zu seiner Straße.
‹‹Bunlar ışığa başkaldıranlardır; Onun yolunu tanımaz, İzinde yürümezler.또 광명을 배반하는 사람들은 이러하니 그들은 광명의 길을 알지못하며 그 첩경에 머물지 아니하는 자라
‹‹Bunlar ışığa başkaldıranlardır; Onun yolunu tanımaz, İzinde yürümezler.Nuo ovat valon vihaajia, eivät tunne sen teitä eivätkä pysy sen poluilla.
‹‹Bunlar ışığa başkaldıranlardır; Onun yolunu tanımaz, İzinde yürümezler.Oni sú z tých, ktorí sa protivia svetlu; neznajú jeho ciest ani nezotrvávajú na jeho chodníkoch.

İlgili Sayfalar