üzuntü ile cümle

üzuntü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
‹‹Ben Daniele gelince, ruhum üzüntüyle sarsıldı, gördüğüm görümler beni ürküttü.Eu, Daniel m'am turburat cu duhul, şi vedeniile din capul meu m'au înspăimîntat.
‹‹Ben Daniele gelince, ruhum üzüntüyle sarsıldı, gördüğüm görümler beni ürküttü.Ich, Daniel, entsetzte mich davor, und solches Gesicht erschreckte mich.
‹‹Ben Daniele gelince, ruhum üzüntüyle sarsıldı, gördüğüm görümler beni ürküttü.Ik, Daniël, was in verwarring door alles wat ik had gezien en de visioenen maakten mij bang.
‹‹Ben Daniele gelince, ruhum üzüntüyle sarsıldı, gördüğüm görümler beni ürküttü.Io, Daniele, mi sentii venir meno le forze, tanto le visioni della mia mente mi avevano turbato
‹‹Ben Daniele gelince, ruhum üzüntüyle sarsıldı, gördüğüm görümler beni ürküttü.I zatrwożył się we mnie Danijelu duch mój w pośród ciała mego, a widzenia, którem widział, przestraszyły mię.
‹‹Ben Daniele gelince, ruhum üzüntüyle sarsıldı, gördüğüm görümler beni ürküttü.I zhrozil se duch můj ve mně Danielovi u prostřed těla, a vidění má předěsila mne.
‹‹Ben Daniele gelince, ruhum üzüntüyle sarsıldı, gördüğüm görümler beni ürküttü.Jeg, Daniel, blev såre urolig til Sinds ved alt dette, og mit Hoveds Syner forfærdede mig.
‹‹Ben Daniele gelince, ruhum üzüntüyle sarsıldı, gördüğüm görümler beni ürküttü.나 다니엘이 중심에 근심하며 내 뇌 속에 이상이 나로 번민케 한지라
‹‹Ben Daniele gelince, ruhum üzüntüyle sarsıldı, gördüğüm görümler beni ürküttü.Megrendülék én, Dániel, az én lelkemben ezek miatt, és fejem látásai megháborítának engem.
‹‹Ben Daniele gelince, ruhum üzüntüyle sarsıldı, gördüğüm görümler beni ürküttü.Meni pa, Danielu, je bil duh izbegan v telesu, in prikazni glave moje so me plašile.
‹‹Ben Daniele gelince, ruhum üzüntüyle sarsıldı, gördüğüm görümler beni ürküttü.Minä, Daniel, tunsin henkeni tulevan murheelliseksi ruumiissani, ja minun näkemäni näyt peljättivät minua.
‹‹Ben Daniele gelince, ruhum üzüntüyle sarsıldı, gördüğüm görümler beni ürküttü.Moi, Daniel, j`eus l`esprit troublé au dedans de moi, et les visions de ma tête m`effrayèrent.
‹‹Ben Daniele gelince, ruhum üzüntüyle sarsıldı, gördüğüm görümler beni ürküttü.Penglihatan-penglihatan yang kulihat itu membingungkan dan menggelisahkan hatiku
‹‹Ben Daniele gelince, ruhum üzüntüyle sarsıldı, gördüğüm görümler beni ürküttü.Quanto a mim, Daniel, o meu espírito foi abatido dentro do corpo, e as visões da minha cabeça me perturbavam.
‹‹Ben Daniele gelince, ruhum üzüntüyle sarsıldı, gördüğüm görümler beni ürküttü.Εφριξε το πνευμα εμου του Δανιηλ εντος του σωματος μου και αι ορασεις της κεφαλης μου με εταραττον.
‹‹Ben Daniele gelince, ruhum üzüntüyle sarsıldı, gördüğüm görümler beni ürküttü.Вострепетал дух мой во мне, Данииле, в теле моем, и видения головы моей смутили меня.
‹‹Ben Daniele gelince, ruhum üzüntüyle sarsıldı, gördüğüm görümler beni ürküttü.Колкото за мене Даниила, духът ми се наскърби дълбоко в тялото ми, и виденията на главата ми ме смутиха.
‹‹Ben Daniele gelince, ruhum üzüntüyle sarsıldı, gördüğüm görümler beni ürküttü.אתכרית רוחי אנה דניאל בגוא נדנה וחזוי ראשי יבהלנני׃
‹‹Ben Daniele gelince, ruhum üzüntüyle sarsıldı, gördüğüm görümler beni ürküttü.اما انا دانيال فحزنت روحي في وسط جسمي وافزعتني رؤى راسي.
‹‹Ben Daniele gelince, ruhum üzüntüyle sarsıldı, gördüğüm görümler beni ürküttü.至 於 我 但 以 理 、 我 的 靈 在 我 裡 面 愁 煩 、 我 腦 中 的 異 象 使 我 驚 惶
‹‹Ben Daniele gelince, ruhum üzüntüyle sarsıldı, gördüğüm görümler beni ürküttü.至於 我 但以理 、 我的靈 在 我 裡面 愁煩 、 我 腦 中 的 異象 使 我 驚惶
"Ben gerçekten bir iştah var," Gregor, "üzüntüyle kendi kendine dedi ki değil, bu şeyler."Chiar am o pofta de mancare", a declarat Gregor să se tristete, "dar nu pentru aceste lucruri.
"Ben gerçekten bir iştah var," Gregor, "üzüntüyle kendi kendine dedi ki değil, bu şeyler."En todellakaan ole ruokahalu," Gregor sanoi itsekseen murheellisesti, "mutta ei näitä asioita.
"Ben gerçekten bir iştah var," Gregor, "üzüntüyle kendi kendine dedi ki değil, bu şeyler."Eu realmente tenho um apetite", Gregor disse para si mesmo com tristeza, "mas não para estes as coisas.
"Ben gerçekten bir iştah var," Gregor, "üzüntüyle kendi kendine dedi ki değil, bu şeyler."Ich weiß wirklich Appetit haben", sagte sich Gregor sorgenvoll, "aber nicht für diese
"Ben gerçekten bir iştah var," Gregor, "üzüntüyle kendi kendine dedi ki değil, bu şeyler."Ich weiß wirklich Appetit haben", sagte sich Gregor sorgenvoll, "aber nicht für diese Dinge.
"Ben gerçekten bir iştah var," Gregor, "üzüntüyle kendi kendine dedi ki değil, bu şeyler."Ik heb echt een eetlust, 'Gregor zei bij zichzelf bedroefd," maar niet voor deze dingen.
"Ben gerçekten bir iştah var," Gregor, "üzüntüyle kendi kendine dedi ki değil, bu şeyler."Jag har verkligen en aptit," Gregor sade till sig själv sorgset, "men inte för dessa saker.
"Ben gerçekten bir iştah var," Gregor, "üzüntüyle kendi kendine dedi ki değil, bu şeyler."Jeg har en appetit," Gregor sagde til sig selv bedrøvet, "men ikke for disse ting.
"Ben gerçekten bir iştah var," Gregor, "üzüntüyle kendi kendine dedi ki değil, bu şeyler."Je n'ai vraiment avoir un appétit", Gregor se dit tristement, "mais pas pour ces les choses.
"Ben gerçekten bir iştah var," Gregor, "üzüntüyle kendi kendine dedi ki değil, bu şeyler."Mi hanno un appetito", Gregor disse tristemente, "ma non per questo le cose.
"Ben gerçekten bir iştah var," Gregor, "üzüntüyle kendi kendine dedi ki değil, bu şeyler."Naozaj majú chuť k jedlu," povedal Gregor sám k sebe zarmútene, "ale nie za veci.
"Ben gerçekten bir iştah var," Gregor, "üzüntüyle kendi kendine dedi ki değil, bu şeyler."Naprawdę mam apetytu," Gregor powiedział do siebie smutno ", ale nie dla tych rzeczy.
"Ben gerçekten bir iştah var," Gregor, "üzüntüyle kendi kendine dedi ki değil, bu şeyler."Opravdu mají chuť k jídlu," řekl Gregor, aby si smutně, "ale ne za věci.
"Ben gerçekten bir iştah var," Gregor, "üzüntüyle kendi kendine dedi ki değil, bu şeyler."Realmente tiene buen apetito", dijo Gregor a sí mismo con tristeza, "pero no para estos las cosas.
"Ben gerçekten bir iştah var," Gregor, "üzüntüyle kendi kendine dedi ki değil, bu şeyler."Res imajo apetit," je povedal Gregor sam pri sebi sorrowfully, "ne pa za te stvari.
"Ben gerçekten bir iştah var," Gregor, "üzüntüyle kendi kendine dedi ki değil, bu şeyler."Saya benar-benar punya selera makan," kata Gregor sendiri sedih, "tapi tidak untuk ini hal.
"Ben gerçekten bir iştah var," Gregor, "üzüntüyle kendi kendine dedi ki değil, bu şeyler."정말 식욕을 것"그레고르는 "sorrowfully 자신에게 말씀 하셨다 아니라 이들에 대한 물건.
"Ben gerçekten bir iştah var," Gregor, "üzüntüyle kendi kendine dedi ki değil, bu şeyler."Tényleg van étvágya," Gregor mondta magában szomorúan ", de nem ilyen dolgokat.
"Ben gerçekten bir iştah var," Gregor, "üzüntüyle kendi kendine dedi ki değil, bu şeyler."Πραγματικά δεν έχουν όρεξη," Γκρέγκορ είπε στον εαυτό του θλιμμένα, "αλλά όχι για αυτές τις τα πράγματα.
"Ben gerçekten bir iştah var," Gregor, "üzüntüyle kendi kendine dedi ki değil, bu şeyler."Аз наистина имат апетит", каза Грегор на себе си тъжно ", но не и за тези неща.
"Ben gerçekten bir iştah var," Gregor, "üzüntüyle kendi kendine dedi ki değil, bu şeyler."Я действительно есть аппетит," Грегор сказал себе печально ", но не для этих вещи.
"Ben gerçekten bir iştah var," Gregor, "üzüntüyle kendi kendine dedi ki değil, bu şeyler."Я дійсно є апетит," Грегор сказав собі сумно ", але не для цих речі.
"Ben gerçekten bir iştah var," Gregor, "üzüntüyle kendi kendine dedi ki değil, bu şeyler."אני באמת עושה לי תיאבון", אמר גרגור עצמו בצער, "אבל לא עבור אלה הדברים.
"Ben gerçekten bir iştah var," Gregor, "üzüntüyle kendi kendine dedi ki değil, bu şeyler."أنا حقا لا يكون له شهية" جريجور قال في نفسه الحسرة ، "ولكن ليس لهذه الأشياء.
"Ben gerçekten bir iştah var," Gregor, "üzüntüyle kendi kendine dedi ki değil, bu şeyler.物事。 どのようにこれらの下宿は、自分自身を詰め、と私は死にそうです。"
BENVOLIO Bu .-- Romeo saat uzatır üzüntü?Benvolio A fost .-- Ce tristeţe lungeşte oră lui Romeo?
BENVOLIO Bu .-- Romeo saat uzatır üzüntü?Benvolio Bolo .-- Čo sa smútkom predlžuje Romeo je hodín?
BENVOLIO Bu .-- Romeo saat uzatır üzüntü?Benvolio Bylo .-- Co se smutkem prodlužuje Romeo je hodin?
BENVOLIO Bu .-- Romeo saat uzatır üzüntü?Benvolio C'était .-- Quelle tristesse allonge heures de Roméo?
BENVOLIO Bu .-- Romeo saat uzatır üzüntü?BENVOLIO Det var .-- Hvad sorg forlænger Romeos timer?
BENVOLIO Bu .-- Romeo saat uzatır üzüntü?Benvolio Det var .-- Vad sorg förlänger Romeos timmar?
BENVOLIO Bu .-- Romeo saat uzatır üzüntü?Benvolio E 'stato .-- Che tristezza allunga le ore di Romeo?
BENVOLIO Bu .-- Romeo saat uzatır üzüntü?Benvolio Es war .-- Was Traurigkeit verlängert Romeo Stunden?
BENVOLIO Bu .-- Romeo saat uzatır üzüntü?Benvolio Foi .-- Que tristeza alonga hora de Romeu?
BENVOLIO Bu .-- Romeo saat uzatır üzüntü?Benvolio Het was .-- Wat verdriet verlengt Romeo's uren?
BENVOLIO Bu .-- Romeo saat uzatır üzüntü?BENVOLIO itu .-- Apa kesedihan memperpanjang jam Romeo?
BENVOLIO Bu .-- Romeo saat uzatır üzüntü?BENVOLIO je bilo .-- Kaj žalosti podaljša čas Romeo?
BENVOLIO Bu .-- Romeo saat uzatır üzüntü?BENVOLIO가 그랬 었죠 .-- 로미오의 시간을 길게 어떤 슬픔?
BENVOLIO Bu .-- Romeo saat uzatır üzüntü?BENVOLIO Nó được .-- nỗi buồn kéo dài giờ Romeo?

İlgili Sayfalar