Biz seni, onların üzerine vekil göndermedik.Yet We have not sent you as warden over them.
Hurma dalını sana doğru silkele, üzerine olmuş, taze hurma dökülsün.Shake the trunk of the date-palm tree, and it will drop ripe dates for you.
Bu, Rabbinin üzerine aldığı kesin borçtur.Your Lord has made this incumbent on Himself.
Neredeyse kendilerine ayetlerimizi okuyanların üzerine saldıracaklar.They can hardly restrain themselves from attacking those who recite Our revelations.
Beşinci defa da: Eğer yalan söyleyenlerden ise Allah'ın la'netinin kendi üzerine olmasını diler.And (swear) a fifth time that if he tell a lie the curse of God be on him.
Beşinci defa da: Eğer kocası doğrulardan ise Allah'ın gazabının kendi üzerine olmasını diler.Her fifth oath being that the curse of God be on her if her husband should be speaking the truth.
Sonra onların, bunun üzerine kaynar su karıştırılmış bir içkileri vardır.Washing it down with boiling water.
Bunun üzerine arkalarını dönüp ondan kaçtılar.But they turned their backs on him and went away.
Ve üzerine (gölge yapması için) Bir asma kabak ağacı bitirdik.And We made a gourd tree grow over him.
Ta ceza gününe kadar lanetim üzerinedir!Upon you will be My damnation till the Day of Doom."
Geceyi gündüzün üzerine dolar, gündüzü de gecenin üzerine dolar.He folds the day up over the night, and folds the night up over the day.
Kendisini rezil edecek azab kime geliyor ve sürekli azab kimin üzerine konuyor?Who suffers the shameful punishment, and on whom falls the everlasting torment.
Eğer yüz çevirirlerse (üzülme); biz seni onların üzerine bekçi göndermedik.If they turn away (you are not responsible); We have not appointed you a warden over them.
Ve evlerine kapılar ve üzerine yaslanacakları koltuklar, divanlar.And doors (of silver) for their houses, (silver) couches for reclining,
Ki onların üzerine çamurdan taş(lar) salalım.So as to let loose clods of clay on them
Yayılmış ince deri üzerine,On a parchment scroll unrolled,
Bunun üzerine Rabbine: "Ben yenik düştüm, yardım et!" diye yalvardı.So he prayed to his Lord: "I am helpless, deliver me."
Üzerine de kaynar su içeceklerdir.And drink over it scalding water,
Fakat Allah, elçilerini, dilediği kimselerin üzerine salar (onlara üstün getirir).In any case, God gives authority to His Apostle over whomsoever He please.
Biz onu burnunun üzerine damga vurup işaretleyeceğiz.We shall brand him on the muzzle.
(Allah) Onu, yedi gece, sekiz gün ardı ardına onların üzerine saldı.Which He sent to assail them for seven nights and eight days running.
Doğrusu biz, senin üzerine ağır bir söz bırakacağız.We shall soon entrust to you a message heavy (with solemnity).
Hayır, doğrusu, onların işleyip kazandıkları şeyler, kalblerinin üzerine pas olmuştur.No. In fact what they have been doing has rusted their hearts.
Oysa kendileri, onların üzerine bekçi gönderilmemişlerdi.But they were not Sent to be guardians over them!
Bu yüzden Rabbin onların üzerine azab kırbacını çarptı.So your Lord poured a scourge of punishment over them.
O, onların üzerine kapatılıp kilitlenecektir.(And) vaults them over
Bunun üzerine (Allah da) tevbesini kabul etti. Şüphesiz O, tevbeleri kabul edendir, esirgeyendir.Then his Lord sent commands to Adam and turned towards him: Indeed He is compassionate and kind.
Bunun üzerine (Allah) tevbelerinizi kabul etti. Şüphesiz O tevbeleri kabul edendir, esirgeyendir.And (the Lord) softened towards you, for He is all-forgiving and merciful.
Artık Allah'ın laneti kafirlerin üzerinedir.The curse of God be on those who deny!
Rablerinden bağışlanma (salat) ve rahmet bunların üzerinedir ve hidayete erenler de bunlardır.On such men are the blessings of God and His mercy, for they are indeed on the right path.
Gerçek şu ki, Allah, Adem'i, Nuh'u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini alemler üzerine seçti;God had chosen Adam and Noah and the families of Abraham and 'Imran in preference to others.
İşte bunların cezası, Allah'ın meleklerin ve bütün insanların lanetlerinin üzerine olmasıdır.For such the requital is the curse of God and the angels and of men.
O, rahmeti Kendi üzerine yazdı.He has prescribed grace for Himself.
Ve onların üzerine bir (azap) sağanağı yağdırdık.And We rained down on them a shower (of Stones).
Bunun üzerine, Biz de onları kendileri hiç şuurunda değilken apansız kıskıvrak yakalayıverdik.So We caught them unawares.
Bir de derler ki: "Rabbinden üzerine bir ayet (mucize) indirilse ya!.."They say: "How is it that no sign was sent by his Lord (to His Prophet)?"
O, akıl erdiremeyenlerin üzerine iğrenç bir pislik kılar.He puts doubt in (the minds of) those who do not think.
Haberiniz olsun; Allah'ın laneti zalimlerin üzerinedir.Beware! The scourge of God will fall on the unjust,
Karısı ayaktaydı, bunun üzerine güldü. Biz ona İshak'ı, İshak'ın arkasından da Yakub'u müjdeledik.His wife who stood near, laughed as We gave her the good news of Isaac, and after Isaac of Jacob.
Ve üzerine yalandan kan (sürülmüş) olan gömleğini getirdiler.They showed him the shirt with false blood on it.
"Ve şüphesiz, din gününe kadar lanet senin üzerinedir."Condemned till the day of Doom!"
Böylelikle, onlardan kimine Allah hidayet verdi, onlardan kiminin üzerine sapıklık hak oldu.Thus some of them were guided by God, and ruin was justified on some.
Biz seni onların üzerine bir vekil olarak göndermedik.Yet We have not sent you as warden over them.
Hamd, Kitab'ı kulu üzerine indiren ve onda hiçbir çarpıklık kılmayan Allah'a aittir.ALL PRAISE BE to God who has revealed to His votary the Book which is free of all obliquity,
Hurma dalını kendine doğru salla, üzerine henüz oluşmuş-taze hurma dökülüversin."Shake the trunk of the date-palm tree, and it will drop ripe dates for you.
Bunun üzerine ona (çocuğa) işaret etti.But she pointed towards him.
Bu, Rabbinin kesin olarak üzerine aldığı bir karardır.Your Lord has made this incumbent on Himself.
Selam, hidayete tabi olanların üzerine olsun."Peace on him who follows the way of guidance.
Bunun üzerine, kendi aralarında durumlarını tartışmaya başladılar ve gizli konuşmalara geçtiler.So they discussed their strategy among themselves and conferred privately,
Bunun üzerine Musa, kavmine oldukça kızgın, üzgün olarak döndü.So Moses returned to his people full of anger and regret.
Bunun üzerine duasına icabet ettik ve onu üzüntüden kurtardık.We heard his cry, and saved him from the anguish.
Birçoğu üzerine azap hak olmuştur.Yet there are many who deserve the punishment.
Neredeyse, kendilerine karşı ayetlerimizi okuyanın üzerine çullanıverecekler.They can hardly restrain themselves from attacking those who recite Our revelations.
Bunun üzerine asasını bırakıverdi, bir de (ne görsünler) o, açıkça bir ejderha oluverdi.So (Moses) cast his staff, and lo, it turned into a living serpent.
Bunun üzerine Firavun şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi.Then the Pharaoh sent announcers to the cities,
Bunun üzerine Musa'ya: "Asanla denize vur" diye vahyettik.We commanded Moses: "Smite the sea with your staff."
Bunun üzerine, onu ve onunla birlikte olanları (insan ve hayvanlarla) yüklü gemi içinde kurtardık.So We delivered him and those with him in the loaded ark,
Bunun üzerine onu ve bütün ailesini kurtardık.So We saved him and his whole family
Uyarıcılardan olman için, senin kalbinin üzerine (indirmiştir).To (communicate) to your heart that you may be a warner
Dedi ki: "Hamd Allah'ındır ve selam O'nun seçtiği kullarının üzerinedir.Say: "All praise be to God, and peace on those of His creatures whom He has chosen."