Ama yapmaları gereken şeylerin başında acilen ihtiyacım olan şeyin üzerinde durmak vardı.Aber eines der ersten Dinge, die sie tun mussten, war herauszufinden, was ich ich brauchte.
Ama yapmaları gereken şeylerin başında acilen ihtiyacım olan şeyin üzerinde durmak vardı.Ale jedna z prvých vecí, ktoré potrebovali urobiť, bolo posúdiť, čo som potrebovala najskôr.
Ama yapmaları gereken şeylerin başında acilen ihtiyacım olan şeyin üzerinde durmak vardı.Dar unul dintre primele lucruri ce trebuiau să-l facă era să evalueze de ce anume aveam nevoie imediat.
Ama yapmaları gereken şeylerin başında acilen ihtiyacım olan şeyin üzerinde durmak vardı.De legelsősorban fel kellett mérniük, mire is volt azonnali szükségem.
Ama yapmaları gereken şeylerin başında acilen ihtiyacım olan şeyin üzerinde durmak vardı.Eén van de eerste dingen die ze moesten doen, was beoordelen wat ik onmiddellijk nodig had.
Ama yapmaları gereken şeylerin başında acilen ihtiyacım olan şeyin üzerinde durmak vardı.그런데 그들이 제일 먼저 해야 했던 건, 당장 저한테 필요한게 무엇인지를 찾아내는 거였지요.
Ama yapmaları gereken şeylerin başında acilen ihtiyacım olan şeyin üzerinde durmak vardı.Mais l'une des toutes premières choses qu'ils ont dû faire, a été d'évaluer mes besoins prioritaires.
Ama yapmaları gereken şeylerin başında acilen ihtiyacım olan şeyin üzerinde durmak vardı.Ma una delle prime cose che dovevano fare era valutare cosa mi servisse immediatamente.
Ama yapmaları gereken şeylerin başında acilen ihtiyacım olan şeyin üzerinde durmak vardı.Men en af de første ting de havde brug for at gøre, var at vurdere hvad jeg havde brug for med det samme.
Ama yapmaları gereken şeylerin başında acilen ihtiyacım olan şeyin üzerinde durmak vardı.Najpierw ustalili, które potrzeby są najpilniejsze.
Ama yapmaları gereken şeylerin başında acilen ihtiyacım olan şeyin üzerinde durmak vardı.Namun salah satu hal pertama yang mereka lakukan adalah menilai apa yang saya perlukan.
Ama yapmaları gereken şeylerin başında acilen ihtiyacım olan şeyin üzerinde durmak vardı.Nhưng một trong những điều đầu tiên họ cần làm là xác định ngay lập tức là tôi cần gì.
Ama yapmaları gereken şeylerin başında acilen ihtiyacım olan şeyin üzerinde durmak vardı.Uma das primeiras coisas que precisaram de fazer foi avaliar o que eu precisava de imediato
Ama yapmaları gereken şeylerin başında acilen ihtiyacım olan şeyin üzerinde durmak vardı.Una de las primeras cosas que había que hacer era determinar rápidamente mis necesidades.
Ama yapmaları gereken şeylerin başında acilen ihtiyacım olan şeyin üzerinde durmak vardı.Αλλά έναν από τα πρώτα πράγματα που έπρεπε να κάνουν ήταν να αξιολογήσουν τι χρειαζόμουν αμέσως.
Ama yapmaları gereken şeylerin başında acilen ihtiyacım olan şeyin üzerinde durmak vardı.Але спершу їм треба було оцінити, що мені потрібно було негайно.
Ama yapmaları gereken şeylerin başında acilen ihtiyacım olan şeyin üzerinde durmak vardı.Но, для начала, им надо было понять, что мне наиболее остро необходимо.
Ama yapmaları gereken şeylerin başında acilen ihtiyacım olan şeyin üzerinde durmak vardı.Но първото нещо, което трябваше да направят беше да преценят от какво имам незабавно нужда.
Ama yapmaları gereken şeylerin başında acilen ihtiyacım olan şeyin üzerinde durmak vardı.ואחד הדברים הראשונים שהיה עליהם לעשות היה להעריך מה נחוץ לי מיד.
Ama yapmaları gereken şeylerin başında acilen ihtiyacım olan şeyin üzerinde durmak vardı.ولكن أحد الأشياء التي فعلوها هو تحديد ما احتجته عندئذ
Ama yapmaları gereken şeylerin başında acilen ihtiyacım olan şeyin üzerinde durmak vardı.何をすべきか見極めることでした。 私は、普通の人間のように
Ancak konu sistematik riske geliyor, bu videoda özellikle bu konu üzerinde durmak istiyorum.Ale co vám v tomto videu chci ukázat je, o čem lidé mluví, když říkají systémové riziko.
Ancak konu sistematik riske geliyor, bu videoda özellikle bu konu üzerinde durmak istiyorum.Ampak v tem videu vam hočem pokazati, o čem ljudje govorijo, ko govorijo o sistemskem tveganju.
Ancak konu sistematik riske geliyor, bu videoda özellikle bu konu üzerinde durmak istiyorum.Но что я хочу показать вам в этом видео, это что люди имеют в виду, когда говорят системный риск.
Ancak konu sistematik riske geliyor, bu videoda özellikle bu konu üzerinde durmak istiyorum.人々は何を話したでしょうか。 それらは40億ドルの負債です、 それらのローンは、
Bizim sorumluluğumuz bu nokta üzerinde durmak.Alors notre responsabilité est de tester cette limite.
Bizim sorumluluğumuz bu nokta üzerinde durmak.A mi dolgunk, feszegetni a korlátokat.
Bizim sorumluluğumuz bu nokta üzerinde durmak.A nossa responsabilidade é testar esses limites.
Bizim sorumluluğumuz bu nokta üzerinde durmak.우리의 책임은 우리가 성취할 수 있는 한계를 넘어서는 거죠.
Bizim sorumluluğumuz bu nokta üzerinde durmak.La nostra responsabilità sta nello spingere il limite.
Bizim sorumluluğumuz bu nokta üzerinde durmak.Naší zodpovědností je překračovat hranice možností.
Bizim sorumluluğumuz bu nokta üzerinde durmak.Naszą odpowiedzialnością jest przesuwanie tej granicy.
Bizim sorumluluğumuz bu nokta üzerinde durmak.Nuestra responsabilidad es mover los límites.
Bizim sorumluluğumuz bu nokta üzerinde durmak.Onze verantwoordelijkheid is die rand wat op te rekken.
Bizim sorumluluğumuz bu nokta üzerinde durmak.Responsabilitatea noastră e să testăm limitele.
Bizim sorumluluğumuz bu nokta üzerinde durmak.Unsere Verantwortung ist es, diese Grenze hinauszuschieben.
Bizim sorumluluğumuz bu nokta üzerinde durmak.Мы в ответе за продвижение переднего края.
Bizim sorumluluğumuz bu nokta üzerinde durmak.Сега наша отговорност е да разгърнем тази насока.
Bizim sorumluluğumuz bu nokta üzerinde durmak.עכשיו האחריות שלנו היא לדחוף את הקצה.
Bizim sorumluluğumuz bu nokta üzerinde durmak.والآن إن واجبنا يحتم أن ندفع بإمكانيات الأفكار الى أقصاها.
Bizim sorumluluğumuz bu nokta üzerinde durmak.限界を押し広げるということです 技術がどのように開発され
Bugün Jelly Bean ile ilgili olarak üzerinde durmak istediğimiz bir iki şey var.Avem cateva subiecte despre Jelly Bean despre care dorim sa vorbim azi:
Bugün Jelly Bean ile ilgili olarak üzerinde durmak istediğimiz bir iki şey var.Ci sono alcune cose riguardo Jelly Bean di cui ci vogliamo occupare oggi:
Bugün Jelly Bean ile ilgili olarak üzerinde durmak istediğimiz bir iki şey var.Es gibt einige Dinge über "Jelly Bean" die wir heute abdecken möchten:
Bugün Jelly Bean ile ilgili olarak üzerinde durmak istediğimiz bir iki şey var.Et - j'ai un peu de ménage à faire. Donc je m'excuse aussi. J'ai en quelque sorte interrompu
Bugün Jelly Bean ile ilgili olarak üzerinde durmak istediğimiz bir iki şey var.There are a few things about Jelly Bean we wanted to cover today:
Bugün Jelly Bean ile ilgili olarak üzerinde durmak istediğimiz bir iki şey var.Есть несколько вещей о Jelly Bean которые мы бы хотели охватить сегодня:
Bugün Jelly Bean ile ilgili olarak üzerinde durmak istediğimiz bir iki şey var.ישנם כמה דברים בקשר לג'לי-בין שאני רוצה לדון בהם היום.
Bugün Jelly Bean ile ilgili olarak üzerinde durmak istediğimiz bir iki şey var.ثمة بعض الأمور بشأن نظام جيلي بين رغبنا في سردها اليوم:
Bugün Jelly Bean ile ilgili olarak üzerinde durmak istediğimiz bir iki şey var.まずは Project Butter について パーフォーマンスに焦点をあて プラットフォームの中まで見直しました
Bugün üzerinde durmak istediğim konu arabaların bir sanat olduğu düşüncesi.Amiről beszélni szeretnék, háttérként, az ötlet, hogy a személygépkocsik egyben művészeti tárgyak.
Bugün üzerinde durmak istediğim konu arabaların bir sanat olduğu düşüncesi.Ce dont je veux parler c'est, en toile de fond c'est de l'idée que les voitures sont de l'art.
Bugün üzerinde durmak istediğim konu arabaların bir sanat olduğu düşüncesi.De lo que quiero hablar es, como trasfondo, es la idea de que los coches son arte.
Bugün üzerinde durmak istediğim konu arabaların bir sanat olduğu düşüncesi.Eu quero falar, como pano de fundo, da ideia de que os carros são arte.
Bugün üzerinde durmak istediğim konu arabaların bir sanat olduğu düşüncesi.제가 오늘 이야기 하고 싶은 내용은 기본적으로 차는 예술 형태라는 개념입니다
Bugün üzerinde durmak istediğim konu arabaların bir sanat olduğu düşüncesi.Lucrul despre care vreau să vorbesc, în fond, e ideea că automobilele sunt artă.
Bugün üzerinde durmak istediğim konu arabaların bir sanat olduğu düşüncesi.O čom chcem dnes hovoriť - na ilustráciu - je myšlienka, že autá sú umením.
Bugün üzerinde durmak istediğim konu arabaların bir sanat olduğu düşüncesi.Quello di cui voglio parlare, come idea di fondo, è l'idea che le auto sono arte
Bugün üzerinde durmak istediğim konu arabaların bir sanat olduğu düşüncesi.To o czym chciałbym opowiedzieć, jako tło, jest ideą o samochodach jako sztuce.
Bugün üzerinde durmak istediğim konu arabaların bir sanat olduğu düşüncesi.Waarover ik wil praten, is het idee dat auto's kunst zijn.