Ana içeriğe geç
Sözlük

üvey ile cümle

üvey kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Sonra üvey babama yardım etmek istiyorum!Και μετά, θα βοηθήσω τον πατριό μου!
Sonra üvey babama yardım etmek istiyorum!И тогда я хочу помогать своему приёмному отцу.
Suçu işleyenin Prenses'in üvey babası merhum Lee Dong Gun olduğu belirlendi.le petit-fils de Yi Yong, mais son père adoptif, Lee Dong Gu.
Suçu işleyenin Prenses'in üvey babası merhum Lee Dong Gun olduğu belirlendi.Αλλά ήταν ο θετός πατέρας της Πριγκίπισσας, ο εκλιπών Λι Ντονγκ Γκαν
Suçu işleyenin Prenses'in üvey babası merhum Lee Dong Gun olduğu belirlendi.لكنه والد الاميرة بالتبني لي دونغ غون
Turist: Üvey kızımı Indianapolis'ten alıp buraya getirdim.관광객: 저는 Indianapolis에서 수양딸을 데리고 보러 왔어요.
Turist: Üvey kızımı Indianapolis'ten alıp buraya getirdim.J'ai emmené ma belle-fille depuis Indianapolis.
Turist: Üvey kızımı Indianapolis'ten alıp buraya getirdim.Турист: я приехал сюда из Индианаполиса с дочерью
Turist: Üvey kızımı Indianapolis'ten alıp buraya getirdim.תייר: הבאתי את בתי החורגת לכאן מאינדיאנפוליס.
Turist: Üvey kızımı Indianapolis'ten alıp buraya getirdim.سائح:لقد اصطحبت ابنة زوجتي من إنديانابوليس إلى هنا
Üvey ailesinden ayrılmak neden bu kadar üzücü olsun ki?Elle ne perd que sa famille adoptive. Qu'est-ce que ça a de triste ?
Üvey ailesinden ayrılmak neden bu kadar üzücü olsun ki?Mi lehet ebben olyan szomorú?
Üvey ailesinden ayrılmak neden bu kadar üzücü olsun ki?Τι θα ήταν τόσο λυπηρό στο να αποχωριστεί από αυτή τη θετή οικογένεια...
Üvey ailesinden ayrılmak neden bu kadar üzücü olsun ki?ما المحزن في فراق عائلتها بالتبني؟
Üvey anne-baba, taţýdýđýn o haç, belki çok ađýr evetLes familles d'accueil, tu as dû porter de lourds fardeaux Mais je t'aime quand même Debbie Mathers
Üvey anne-baba, taţýdýđýn o haç, belki çok ađýr evetPěstounská péče, ten kříž který neseš málo jich je těžkých jako ten tvůj
Üvey annemle ne yapacağımı bilmiyorum.En tiedä, mitä teen äitipuolelleni.
Üvey annemle ne yapacağımı bilmiyorum.Jag vet inte vad jag ska göra med svärmor.
Üvey annemle ne yapacağımı bilmiyorum.Jeg ved ikke, hvad jeg skal gøre med svigermor.
Üvey annemle ne yapacağımı bilmiyorum.Não sei o que fazer com a minha mãe adoptiva.
Üvey annemle ne yapacağımı bilmiyorum.Nie wiem, co zrobię z moją przybraną matką.
Üvey annemle ne yapacağımı bilmiyorum.Non so cosa ne farò della mia matrigna.
Üvey annemle ne yapacağımı bilmiyorum.No sé qué voy a hacer con mi madrastra.
Üvey annemle ne yapacağımı bilmiyorum.Δεν ξέρω τι να κάνω με τη μητριά μου.
Üvey annemle ne yapacağımı bilmiyorum.Я ещё не знаю, что сделаю со своей приёмной матерью.
Üvey baban sahte bir Soon Jong mektubunu bir koleksiyoncuya satmış.Az örökbefogadó apád hamis levelet adott el és aztán elkapták.
Üvey baban sahte bir Soon Jong mektubunu bir koleksiyoncuya satmış.Ton père a vendu une fausse marque, et il s'est fait prendre.
Üvey baban sahte bir Soon Jong mektubunu bir koleksiyoncuya satmış.Ο θετός σου πατέρας πούλησε ένα ψεύτικο γράμμα του Σουν Τζονγκ σε ένα συλλέκτη.
Üvey baban sahte bir Soon Jong mektubunu bir koleksiyoncuya satmış.ابوك بالتبني باع واحدة مزورة لجامع تحف
Üvey kızımı Indianapolis'ten alıp buraya getirdim.He traído a mi hijastra aquí desde Indianápolis.
Üvey kızımı Indianapolis'ten alıp buraya getirdim.Ho portato la mia figliastra qui da Indianapolis.
Üvey kızımı Indianapolis'ten alıp buraya getirdim.Ich habe meine Stieftochter aus Indianapolis hierhin gebracht.
Üvey kızımı Indianapolis'ten alıp buraya getirdim.Mi-am adus fiica vitregă din Indianapolis aici.
Üvey kızımı Indianapolis'ten alıp buraya getirdim.Przyjechałem z pasierbicą z Indianapolis.
Üvey kızımı Indianapolis'ten alıp buraya getirdim.Saya membawa putri tiri saya ke sini dari Indianapolis.
Üvey kızımı Indianapolis'ten alıp buraya getirdim.Доведох доведената си дъщеря тук от Индианаполис.
Ve otomobillere geri dönersek, her zaman şunu söyledim; otomobil üvey anneniz gibidir.자동차 이야기로 돌아가서, 저는 항상 이렇게 말하곤 했습니다. 자동차는 마치 여러분의 시어머니 같다고 말입니다.
Ve otomobillere geri dönersek, her zaman şunu söyledim; otomobil üvey anneniz gibidir.Pour revenir à la voiture, j'ai toujours dit que la voiture ressemble à votre belle-mère.
Ve otomobillere geri dönersek, her zaman şunu söyledim; otomobil üvey anneniz gibidir.Ritornando all'auto, come ho sempre detto
Ve otomobillere geri dönersek, her zaman şunu söyledim; otomobil üvey anneniz gibidir.Şi întorcându-mă la automobil, întotdeauna am spus că maşina e ca soacra.
Ve otomobillere geri dönersek, her zaman şunu söyledim; otomobil üvey anneniz gibidir.Terug naar de auto. Ik zei altijd: een auto is net je schoonmoeder.
Ve otomobillere geri dönersek, her zaman şunu söyledim; otomobil üvey anneniz gibidir.Um auf das Auto zurückzukommen: Ich habe immer gesagt:
Ve otomobillere geri dönersek, her zaman şunu söyledim; otomobil üvey anneniz gibidir.Visszatérve az autóra, mindig azt szoktam mondani, az autó olyan, mint az anyósod.
Ve otomobillere geri dönersek, her zaman şunu söyledim; otomobil üvey anneniz gibidir.Y regresando al automóvil, yo siempre solía decir que el automóvil es como tu suegra.
Ve otomobillere geri dönersek, her zaman şunu söyledim; otomobil üvey anneniz gibidir.Επανέρχομαι στα αυτοκίνητα. Πάντοτε λέω πως τα αυτοκίνητα είναι σαν την πεθερά σου.
Ve otomobillere geri dönersek, her zaman şunu söyledim; otomobil üvey anneniz gibidir.И возвращаясь к автомобилям, я всегда говорю, что машина — это как ваша тёща.
Ve otomobillere geri dönersek, her zaman şunu söyledim; otomobil üvey anneniz gibidir.И връщайи се в колата, винаги обичам да казвам, че колата е като тъщата.
Ve otomobillere geri dönersek, her zaman şunu söyledim; otomobil üvey anneniz gibidir.І повертаючись до машин. Я завжди казав, що автомобіль — це як теща.
Ve otomobillere geri dönersek, her zaman şunu söyledim; otomobil üvey anneniz gibidir.ואני רוצה לחזור לדבר על המכונית, ולומר את מה שאמרתי כבר מזמן שהמכונית היא כמו חמותך.
Ve otomobillere geri dönersek, her zaman şunu söyledim; otomobil üvey anneniz gibidir.وبالعودة إلى السيارة، كنت دائما أقول أن السيارة هي مثل حماتك (أم زوجتك).
Ve otomobillere geri dönersek, her zaman şunu söyledim; otomobil üvey anneniz gibidir.車は姑みたいなものだと 姑とは良い関係を築かなければなりません
Yani eğer hayatınızdaki tek kadın üvey anneniz ise, sorun sahibisiniz demektir. (Gülüşmeler)Così, quando l' unica donna nella tua vita e' tua suocera hai un problema (Risata)
Yani eğer hayatınızdaki tek kadın üvey anneniz ise, sorun sahibisiniz demektir. (Gülüşmeler)Deci atunci când singura femeie din viaţa ta e soacra, ai o problemă.
Yani eğer hayatınızdaki tek kadın üvey anneniz ise, sorun sahibisiniz demektir. (Gülüşmeler)Dus als de enige vrouw in je leven je schoonmoeder is, heb je een probleem.
Yani eğer hayatınızdaki tek kadın üvey anneniz ise, sorun sahibisiniz demektir. (Gülüşmeler)Entonces cuando la única mujer en tu vida es tu suegra, tienes un problema.
Yani eğer hayatınızdaki tek kadın üvey anneniz ise, sorun sahibisiniz demektir. (Gülüşmeler)Így ha az egyetlen nő az életedben az anyósod, akkor neked gondjaid vannak.
Yani eğer hayatınızdaki tek kadın üvey anneniz ise, sorun sahibisiniz demektir. (Gülüşmeler)Quand la seule femme de votre vie est votre belle-mère, vous avez un problème.
Yani eğer hayatınızdaki tek kadın üvey anneniz ise, sorun sahibisiniz demektir. (Gülüşmeler)Takže, když je jedinou ženou ve vašem životě tchyně, tak máte problém.
Yani eğer hayatınızdaki tek kadın üvey anneniz ise, sorun sahibisiniz demektir. (Gülüşmeler)Wenn deine Schwiegermutter die einzige Frau in deinem Leben ist, hast du also ein Problem.
Yani eğer hayatınızdaki tek kadın üvey anneniz ise, sorun sahibisiniz demektir. (Gülüşmeler)Więc jeśli jedyną kobietą w twoim życiu jest twoja teściowa, to masz problem.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod