üstel ile cümle

üstel kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Üstelik nesneler üzerinde hem olumlu hem de olumsuz etkiye sahiptir.Neben den gewünschten Verbesserungen haben sie oft auch ungewollte, nachteilige Folgen.
Üstelik Prusya'yla ilişkiler kötüleşti.Auch sein Verhältnis zu Luther verschlechterte sich.
Üstelik evde hiçbir şeyi yoktur.In Thuine gibt es für Sie nichts zu tun.
Nat: Üstelik adını da değiştirmişsin!Teilweise haben sie auch ihren Namen geändert.
Üstelik bu tecavüz sonucu doğan sakat çocuğunun babasını da aramaktadır.Dort sucht er demütig den Vater des toten Mädchens auf.
Üstelik bunu iki saat içinde yapıyordum.Dies wurde auch zwei Jahre durchgeführt.
Üstelik aralarındaki geçimsizlik de iyiden iyiye artmıştır.So konnte man ihn besser von dem etwa gleich großen As unterscheiden.
Üstelik ses hızı, deniz seviyesindeki suda yaklaşık dört kat daha yüksektir.Die Schallgeschwindigkeit ist in Wasser etwa viermal so groß, wie in Luft.
Ünal Üstel (d.Eintrag zu Met(a)....
Üstelik bu maaşı bütün hayatı müddetince alabileceği de kendisine vadedilmişti.Die Versammlung beschloss, ihm aus Dank auch weiterhin das volle Gehalt zu zahlen.
Üstelik bundan çok daha fazla ortak noktaları var.Demgegenüber gibt es auch viele Gemeinsamkeiten.
Albümün yapımcılığını Nile Rodgers üstelenmiştir.Produzent war Nile Rodgers.
Üstelik ayaklanmış başka kentler de vardı.Weiterhin existierten einige reformierte Gemeinden.
Çin üstelik Dünya'nın en büyük mal ihracatçısı ve en büyük ikinci mal ithalatçısıdır.Damit ist China weltweit der größte Gläubiger und wichtigste Finanzier der USA.
Üstelik elektrik ve atmosfer enterferansından da daha az etkileniyordu.Er arbeitete auch auf dem Gebiet der Seismologie und der atmosphärischen Elektrizität.
Basit üstel büyüme olarak da bilinir.Sie sind nur am Grunde verwachsen.
Üstelik her iki kolordu da diğerinin geri çekilmekte olduğunu bilmiyordu.Aber gleichzeitig wissen alle drei Figuren, dass es kein Zurück gibt.
Hava soğuktu ve üstelik rüzgarlıydı.Il faisait froid, et en plus, il y avait du vent.
Üstelik bu suçluyu konuşturmak için her türlü yolu kullanın.Pour le reste, utilisez tous les moyens pour faire parler ce criminel.
Bu itibarla, Senato ve kurullar güçsüz kaldı, üstelik Caesar öldürüldükten sonra.De sorte que le Sénat et les assemblées restent impuissants, même après la mort de César.
Üstelik arz ve talep sürekli değişir.La demande et l'offre varient continûment.
Üstelik safran bitkisi bir ila iki haftalık çok kısa bir dönem içinde çiçeklenir.En outre, le safran fleurit dans une étroite fenêtre d'une à deux semaines.
Üstelik refakatinde bir eskort yoktu.C'est pourquoi il ne disposait pas d'escorte.
Galaksi, üstel bir diske ve 0.70 ± 0.07'lik bir eliptikliğe sahipti.La galaxie était bien corrélée à un disque exponentiel d'une ellipticité de 0,70 ± 0,07.
Üstelik bunu iki saat içinde yapıyordum.Il se déroulait sur 2 jours.
Çin üstelik Güney Kore, Japonya, Vietnam ve Filipinler ile deniz sınırı paylaşmaktadır.La Chine possède également des frontières maritimes avec la Corée du Sud, le Japon et les Philippines.
Bu küçük köyde üstelik zamanında savaş esiri deposu olarak kullanılmış bir ev durur.Une petite maison attenante servira également, entre autres, de lieu de détention.
Üstelik Tılmıs (Tümülüs) höyüğünde herhangi bir kazı bile yapılmamıştır.Il n'y a pas de tourbillons (zone morte) créés sur la voile.
Üstel fonksiyon: sabit bir sayının bir değişken kuvvete yükseltilmesi .Update : Mise à jour d'une variable.
Üstelik deli gibi sevdiği bir de karısı vardır ve ona bakmak zorundadır.De fait, point besoin de chercher loin, il a son épouse.
Üstelik bölüm tasarımları da tamamen farklıdır.La conception est aussi complètement différente.
Üstelik bir de gözlük takıyordu.Il porte toujours des lunettes.
Üstelik maçın türü Submission Falls Count Anywhere olacaktı.La stipulation de la rencontre est similaire à celle des Falls Count Anywhere match.
Üstelik bu değişimler geçici olmayabilir.Parfois ces changements peuvent ne pas être palpables.
Üstelik XVI. Louis hastadır.En réalité, Louis XI était malade.
Üstelik eşi bebek bekliyordu.Son épouse attendait un autre enfant.
Albümün yapımcılığını Nile Rodgers üstelenmiştir.Elle est produite par Nile Rodgers.
Üstelik yağmur var hava iyi değil der.Il pleut, quoiqu'on n'ait pas de ciel.
Üstelik evde hiçbir şeyi yoktur.Il n’y a rien de négatif chez elle.
Üstelik, bulgular "hatalı babalık olaylarının" çok az sayıda olduğunu göstermiştir.Mais il semblait faire peu de cas de sa « petite muse ».
Üstelik, ikincisi, eğer varsa her bir Cumhuriyetin alacağı kâr payını da belirler.Dans le cas contraire, nous avons droit au dixième de tout ce qu'ils pourraient vendre.
Üstelik Adult Contemporary Chart'ta üç hafta boyunca birinci olmuştur.Elle se trouve également en tête du Hot Adult Contemporary Tracks pendant deux semaines.
Bernoulli sayıları üstel işlev üzerine olan tartışmalarda görülür.Les nombres de Bernoulli apparaissent dans ce livre lors d'une discussion sur la série exponentielle.
Üstelik bu iki oyunda hem birinci hem ikinci hem de üçüncü nesil pokemonlarıda görülür.D'ailleurs, ils sont respectivement 1er, 2e et 3e dans la hiérarchie des capitaines.
Üstelik elinde hiç ihtiyat yoktur.Et il n'a pas du tout les mains propres.
Üstelik kurta dönüşmesini kontrol edebilmeyi öğrenmiştir.Mais elle sait bien comment faire tourner des têtes.
Üstelik tüm kanıtlar kendisini göstermektedir.Toutes les preuves l'accablent.
Başlangıçta büyüme üsteldir fakat daha sonra, doyma başladıkça, büyüme yavaşlar ve olgunluğa ulaşınca durur.S'il est trop foncé dès la naissance, il deviendra, une fois adulte, alezan, et non plus crème.
Şeyh Hasan, Bağdat Han’ı boşamaya razı gelmiş; üstelik nikahı bizzat kendisi kıymıştır.Hasan Buzurg, divorce prudemment de Bagdâd Khâtûn, cela permet à Abu Saïd de l’épouser.
Üstelik gerçekleşen suikastler de halkın korkusunu daha da artırmaktaydı.Ceux-ci furent tués et certains des plus coriaces s'enfuirent (comme Ba'al).
Üstelik bu tecavüz sonucu doğan sakat çocuğunun babasını da aramaktadır.Il faut mentionner aussi le flash-forward du suicide du père.
Üstelik bu film sinemaya sesin gelmesinden sonra çekilen ilk sesli filmlerden biriydi..C'est aussi le film le plus piraté avant sa sortie en salle.
Üstelik, diğer dillere de ilgim var.Además me interesan otros idiomas también.
Üstelik Heerenveen, VVV Venlo ile anlaşmak üzereydi.Por otra parte, Heerenveen, estaba a punto de ponerse de acuerdo con VVV Venlo.
Üstelik bunu iki saat içinde yapıyordum.Todo eso lo hicimos en dos semanas.
Fakat bu sabah Margo okula gelmemiştir, üstelik ertesi günler de gelmez.Sin embargo, Margo no se presenta al instituto por la mañana ni en los próximos días.
Üstelik aracın ciddi bir onarıma ihtiyacı vardır.El sistema también requiere reparaciones costosas.
Albümün yapımcılığını Nile Rodgers üstelenmiştir.El álbum fue producido por Nile Rodgers.
Hiç kimsenin onu farketmediğini üstelik çoğunun ondan nefret ettiğini yazmıştır.Indica que apenas nadie podía verla y que muchos la odiaban.
Üstelik bir de gözlük takıyordu.Por qué tengo que usar anteojos.

İlgili Sayfalar