üstel ile cümle
üstel kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Üstelik hastayı biliyordu da, bu sayede onun hakkındaki değerlendirmeyi daha iyi hale getirebilirdi.Znał ją, mógłby dostarczyć dodatkowych informacji o niej.
Üstelik hastayı biliyordu da, bu sayede onun hakkındaki değerlendirmeyi daha iyi hale getirebilirdi.Και τη γνώριζε, οπότε θα ήταν σε θέση να προσφέρει επιπρόσθετες πληροφορίες γι' αυτήν.
Üstelik hastayı biliyordu da, bu sayede onun hakkındaki değerlendirmeyi daha iyi hale getirebilirdi.Він знав хвору, він би взяв до уваги додаткову інформацію про неї.
Üstelik hastayı biliyordu da, bu sayede onun hakkındaki değerlendirmeyi daha iyi hale getirebilirdi.Он знал её, и смог бы получить дополнительную информацию о ней.
Üstelik hastayı biliyordu da, bu sayede onun hakkındaki değerlendirmeyi daha iyi hale getirebilirdi.Той я познаваше, той щеше да има допълнителна информация за състоянието й.
Üstelik hastayı biliyordu da, bu sayede onun hakkındaki değerlendirmeyi daha iyi hale getirebilirdi.והוא הכיר אותה, הוא יכול היה לספק מידע נוסף עליה.
Üstelik hastayı biliyordu da, bu sayede onun hakkındaki değerlendirmeyi daha iyi hale getirebilirdi.وهو يعرفها كان يمكنه تقديم معلومات إضافية عنها.
Üstelik hastayı biliyordu da, bu sayede onun hakkındaki değerlendirmeyi daha iyi hale getirebilirdi.その情報を貰えたはずでした 私が 良かれと思ってやったことでした
Üstelik hazırlık planlarını sekteye uğratması da kaçınılmaz.En het zal natuurlijk de voorbereiding behoorlijk in de problemen brengen.
Üstelik hazırlık planlarını sekteye uğratması da kaçınılmaz.E sarebbe un enorme intralcio per i piani preparatori.
Üstelik hazırlık planlarını sekteye uğratması da kaçınılmaz.Et bien sûr cela perturbera beaucoup la préparation des plans.
Üstelik hazırlık planlarını sekteye uğratması da kaçınılmaz.그리고 물론 이 공항 폐쇄 방법은 준비 계획을 세우는데 있어서도 상당한 지장을 주게 됩니다.
Üstelik hazırlık planlarını sekteye uğratması da kaçınılmaz.Şi evident că va fi foarte disruptiv din punct de vedere al planurilor de preparare.
Üstelik hazırlık planlarını sekteye uğratması da kaçınılmaz.Und natürlich wäre das enorm störend für alle vorbereitenden Planungen.
Üstelik hazırlık planlarını sekteye uğratması da kaçınılmaz.Và tất nhiên nó sẽ gây ra vấn đề lớn trong kế hoạch chuẩn bị.
Üstelik hazırlık planlarını sekteye uğratması da kaçınılmaz.Y por supuesto será una enorme perturbación en planes de preparación.
Üstelik hazırlık planlarını sekteye uğratması da kaçınılmaz.И, конечно, это сильно подорвёт подготовительные мероприятия.
Üstelik hazırlık planlarını sekteye uğratması da kaçınılmaz.И, разбира се, ще е невероятно разрушително в плановете за подготовка.
Üstelik hazırlık planlarını sekteye uğratması da kaçınılmaz.וכמובן שזה יגרום להפרעות כבדות בתוכניות ההכנה.
Üstelik hazırlık planlarını sekteye uğratması da kaçınılmaz.و بالطبع التخطيطات لعمل كهذا ستُحدث إضطرابا هائلاً.
Üstelik hazırlık planlarını sekteye uğratması da kaçınılmaz.例えば 全てのマスクは 中国で生産されています
Üstelik her iki tarafın kafasına cerrahi bir müdahale yapılması gerekmeden.둘 중 아무도 수술을 할 필요없이 말이죠.
Üstelik her iki tarafın kafasına cerrahi bir müdahale yapılması gerekmeden.А другие могут проделать то же самое с вами, и всё это без хирургического вмешательства.
Üstelik her iki tarafın kafasına cerrahi bir müdahale yapılması gerekmeden.מבלי שמי מכם ייאלץ לבצע ניתוח.
Üstelik her iki tarafın kafasına cerrahi bir müdahale yapılması gerekmeden.دون أن يضطر أي منكما لإجراء جراحة.
Üstelik her iki tarafın kafasına cerrahi bir müdahale yapılması gerekmeden.その代わり テレビに対して
Üstelik herkes de bu işin böyle işlediğini biliyordu.Akkoriban mindenki tudta, hogy ez így működik, értik?
Üstelik herkes de bu işin böyle işlediğini biliyordu.Alla visste att det var så det funkade.
Üstelik herkes de bu işin böyle işlediğini biliyordu.A všetci vedeli, že takto to fungovalo.
Üstelik herkes de bu işin böyle işlediğini biliyordu.A všichni věděli, že takhle to prostě chodí.
Üstelik herkes de bu işin böyle işlediğini biliyordu.Dan karena semua orang mengetahuinya
Üstelik herkes de bu işin böyle işlediğini biliyordu.E toda a gente sabia que era assim que isto funcionava,
Üstelik herkes de bu işin böyle işlediğini biliyordu.E tutti sapevano che era così che funzionava, giusto?
Üstelik herkes de bu işin böyle işlediğini biliyordu.Iedereen wist hoe dat in zijn werk ging.
Üstelik herkes de bu işin böyle işlediğini biliyordu.Ja kaikki tiesivät, että näin se toimii.
Üstelik herkes de bu işin böyle işlediğini biliyordu.Każdy wiedział, że tak to właśnie działa.
Üstelik herkes de bu işin böyle işlediğini biliyordu.로마 시대의 사람들은 "지니어스"라는 것을 다 이런식으로 생각했었지요.
Üstelik herkes de bu işin böyle işlediğini biliyordu.Og alle vidste at det var sådan det fungerede.
Üstelik herkes de bu işin böyle işlediğini biliyordu.Si toata lumea stia ca asa a functionat, corect?
Üstelik herkes de bu işin böyle işlediğini biliyordu.Und jeder wusste, dass es so funktionierte, richtig?
Üstelik herkes de bu işin böyle işlediğini biliyordu.Và mọi người đều đã biết cách thức nó hoạt động rồi, đúng không?
Üstelik herkes de bu işin böyle işlediğini biliyordu.Y todos sabían que así es como funcionaba, ¿verdad?
Üstelik herkes de bu işin böyle işlediğini biliyordu.Κι όλοι ήξεραν πώς έτσι ήτανε τα πράγματα.
Üstelik herkes de bu işin böyle işlediğini biliyordu.А все ведь понимали, как это работает, верно?
Üstelik herkes de bu işin böyle işlediğini biliyordu.И всички са знаели как функционира, нали така?
Üstelik herkes de bu işin böyle işlediğini biliyordu.Та усі знали як це працює, чи не так?
Üstelik herkes de bu işin böyle işlediğini biliyordu.וכולם ידעו שככה זה פועל, כן?
Üstelik herkes de bu işin böyle işlediğini biliyordu.وعرف الجميع أن هذه هي طريقة عملها، صحيح؟
Üstelik herkes de bu işin böyle işlediğini biliyordu.古代のアーティストは 守られていたのです
Üstelik her koşulda... ...Yolunuz nereye düşerse düşsün.Bei allen Bedingungen... ...wohin die Reise auch führt.
Üstelik her koşulda... ...Yolunuz nereye düşerse düşsün.En toutes circonstances... ...vivez toutes les aventures.
Üstelik her koşulda... ...Yolunuz nereye düşerse düşsün.In qualunque condizione... ... e ovunque ti porti l'avventura.
Üstelik her koşulda... ...Yolunuz nereye düşerse düşsün.Niezależnie od warunków... ...Dokądkolwiek poprowadzi Cię przygoda.
Üstelik her koşulda... ...Yolunuz nereye düşerse düşsün.Sea cual sea la situación... ...y donde quiera que te lleve la aventura.
Üstelik her koşulda... ...Yolunuz nereye düşerse düşsün.Ανεξάρτητα από οποιεσδήποτε συνθήκες... ...οπουδήποτε κι αν σας οδηγεί η περιπέτεια.
Üstelik her koşulda... ...Yolunuz nereye düşerse düşsün.בכל תנאי... ... בכל מקום שאליו יובילו אותך ההרפתקאות.
Üstelik, her ne kadar eğlenceli olsa da... ...bunu eğlence için yapmıyoruz.Emmekä toimi näin vain huvin vuoksi, vaikka se uskomattoman hauskaa onkin.
Üstelik, her ne kadar eğlenceli olsa da... ...bunu eğlence için yapmıyoruz.E non agiamo così solo per divertimento, anche se, a pensarci, è incredibilmente divertente.
Üstelik, her ne kadar eğlenceli olsa da... ...bunu eğlence için yapmıyoruz.En wij werken niet zo voor ons plezier, alhoewel het behoorlijk plezierig is.
Üstelik, her ne kadar eğlenceli olsa da... ...bunu eğlence için yapmıyoruz.És nem csak azért teszünk így, mert ez szórakoztató, még akkor sem, ha ez hihetetlenül jó szórakozás.