üstel ile cümle
üstel kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Üstelik(örn.) ikisinin de BC değeri aynı olsun.BPM rýchlosť však majú obe rovnakú.
Çin üstelik Dünya'nın en büyük mal ihracatçısı ve en büyük ikinci mal ithalatçısıdır.Zároveň je Čína najväčším vývozcom a druhým najväčším dovozcom tovarov na svete.
Üstelik eski dostları da onunla tanıştıklarını hatırlamaz.Jeho bývalí kolegovia ho spočiatku ani nespoznali.
Bu bir 'üstel konuların listesi' dir, Wikipedia sayfası.Toto je zoznam tém teórie čísel zo stránky Wikipédie.
Üstelik Alman-İtalyan araçları açısından akaryakıt sıkıntısı da baş göstermiştir.Účelom bolo prilákať zákazníkov z nemecky orientovaného automobilového trhu.
Üstelik nesneler üzerinde hem olumlu hem de olumsuz etkiye sahiptir.Na jej či už negatívny alebo pozitívny vplyv.
Üstelik sağ kıyıları, doğu kıyılara göre daha yüksek ve daha diktir.Na západnom pobreží sú skalnaté útesy omnoho väčšie a členitejšie, ako na východnom pobreží.
Eğer k = 1 ise o zaman Weibull dağılımı üstel dağılımına dönüşür.Ak DF = 1 ,potom je obsah smerníkov znižovaný.
Özellikle, her üstel dağılım da bir Weibull dağılımıdır.Velja tudi, da ima vsaka eksponentna porazdelitev tudi Weibullovo porazdelitev.
Üstelik bazı krallar şair ya da edebiyatçı olara başarı elde etmiştir.Tudi nekateri cesarji so se uspešno udejstvovali kot pesniki in literati.
Hiç kimsenin onu farketmediğini üstelik çoğunun ondan nefret ettiğini yazmıştır.Zapisala je, na primer, da je noče nihče več videti in da jo mnogi sovražijo.
Çin üstelik Dünya'nın en büyük mal ihracatçısı ve en büyük ikinci mal ithalatçısıdır.Kitajska je tudi največji izvoznik na svetu in drugi največji uvoznik blaga.
Üstelik kendisini A ve B ye fark ettirmeden.Včasih jih zapišemo tudi poleg a b ·.
Nat: Üstelik adını da değiştirmişsin!Spremenil si je tudi ime.
Üstelik eşi bebek bekliyordu.Bila je tudi mačeha Fëanorja.
Çin üstelik Dünya'nın en büyük mal ihracatçısı ve en büyük ikinci mal ithalatçısıdır.Kinija taip pat yra ir stambiausia prekių eksportuotoja bei antra didžiausia importuotoja pasauliniu mastu.
Üstelik Çin'in bir bölümü de Japonya'nın hâkimiyetindeydi.Be to, grėsmę Kinijai kėlė auganti Japonijos galia.
Üstelik bir de gözlük takıyordu.Taip pat ji dėvi futuristinius akinius.
Nat: Üstelik adını da değiştirmişsin!Tuomet ir valstybė pakeitė pavadinimą.
Üstelik tutarlılığı sağlamak adına, sonraki sorulara verilen cevapları da değiştirebilir.See võib järjepidevuse huvides mõjutada ka järgmistele küsimustele antavaid vastuseid.
Üstelik bunu sürekli geliştiriyordu.Hiljem on seda pidevalt edasi arendatud.
Üstelik bunu iki saat içinde yapıyordum.Aktsioon viidi läbi 2 nädalaga.
Üstelik Heyerdahl daha doğru dürüst yüzmeyi bile bilmez.Ka Kon-Tiki pardal seilates ei osanud Heyerdahl ujuda.
Üstelik tüm kanıtlar kendisini göstermektedir.Aga tema kogemus tõestab ükshaaval kõik väited.
Üstelik The Nightmare Before Christmas onun en sevdiği filmdi.Alates 2001. aastast on animalism tema lemmikteema.
Üstelik eşi bebek bekliyordu.Meditsiiniõde soovis temaga last saada.
Üstelik Misa ile tanışır.Ta kohtub ka Ciceroga.
Logaritmik zaman Üstel zaman NP-completeAatomikell Efemeriidiaeg Kohalik aeg Maailmaaeg UTC
Bu sistem oldukça pahalıdır, üstelik çalışmadığı zamanda da maliyetli olmaktadır.See meetod on küll väga kallis, kuid siiski ka tänapäeval kasutusel.
Üstelik bundan çok daha fazla ortak noktaları var.Lisaks veel üks suur ühisruum.
65 yaşın üzerinde, Alzheimer ya da Parkinson Hastalığı'na yakalanma riskiniz üstel olarak artıyor.65 év felett, az esélye, hogy Alzheimeres vagy Parkinsonos leszel, exponenciálisan nő.
65 yaşın üzerinde, Alzheimer ya da Parkinson Hastalığı'na yakalanma riskiniz üstel olarak artıyor.65세가 넘어가면서 알츠하이머 병이나 파킨슨 병에 걸릴 확률이 기하급수적으로 증가하기 때문이죠.
65 yaşın üzerinde, Alzheimer ya da Parkinson Hastalığı'na yakalanma riskiniz üstel olarak artıyor.Ab dem Alter von 65 Jahren steigt das Risiko an Alzheimer oder Parkinson zu erkranken exponentiell.
65 yaşın üzerinde, Alzheimer ya da Parkinson Hastalığı'na yakalanma riskiniz üstel olarak artıyor.lub Parkinsona wzrasta wykładniczo.
65 yaşın üzerinde, Alzheimer ya da Parkinson Hastalığı'na yakalanma riskiniz üstel olarak artıyor.Parkinsonin taudin saamiseen kasvaa eksponentiaalisesti.
65 yaşın üzerinde, Alzheimer ya da Parkinson Hastalığı'na yakalanma riskiniz üstel olarak artıyor.Ve věku nad 65 let se riziko, že dostanete Alzheimerovu či Parkinsonovy nemoci zvyšuje exponenciálně.
65 yaşın üzerinde, Alzheimer ya da Parkinson Hastalığı'na yakalanma riskiniz üstel olarak artıyor.בגלל שמעל גיל 65, הסיכון שלך לחלות במחלת אלצהיימר או במחלת פרקינסון יגבר אקספוננציאלית
65 yaşın üzerinde, Alzheimer ya da Parkinson Hastalığı'na yakalanma riskiniz üstel olarak artıyor.لان خطر الاصابه بمرض النسيان بعد عمر الـ 65 او سيزداد الشلل الاهتزازي أسيا
65 yaşın üzerinde, Alzheimer ya da Parkinson Hastalığı'na yakalanma riskiniz üstel olarak artıyor.パーキンソン病にかかるリスクが急上昇するからなのです 2050年までに、およそ3200万人が80歳以上となり
Agresif olması sana çekici geliyor olabilir ama bana gelmiyor. Üstelik yakışıklı da değil.Achas a sua agressividade atractiva, mas eu não... ...não é de certeza por ser atraente.
Ama adam ortalıktan kayboldu, üstelik para falan vermeden.Ale ten člověk zmizel, a peníze mi nedal.
Ama adam ortalıktan kayboldu, üstelik para falan vermeden.Ale ten človek zmizol, a peniaze mi nedal.
Ama adam ortalıktan kayboldu, üstelik para falan vermeden.Maar, de man is verdwenen, en ik heb dus geen geld gekregen.
Ama adam ortalıktan kayboldu, üstelik para falan vermeden.Ma l'uomo č sparito e non mi ha dato il denaro.
Ama adam ortalıktan kayboldu, üstelik para falan vermeden.Nie. To moja wina. Musimy odwieźć cię do szpitala.
Ama adam ortalıktan kayboldu, üstelik para falan vermeden.Но този човек изчезна и не ми даде парите.
Ancak Avşalom üsteleyince, kral Amnonu ve bütün öbür oğullarını onunla gönderdi.Absalom bleef echter aandringen tot de koning toegaf en al zijn zonen toestemming gaf te gaan, ook Amnon.
Ancak Avşalom üsteleyince, kral Amnonu ve bütün öbür oğullarını onunla gönderdi.A gdy nań nalegał Absalom, posłał z nim Amnona i wszystkie syny królewskie.
Ancak Avşalom üsteleyince, kral Amnonu ve bütün öbür oğullarını onunla gönderdi.A když vždy dotíral Absolon, poslal s ním Amnona i všecky syny královské.
Ancak Avşalom üsteleyince, kral Amnonu ve bütün öbür oğullarını onunla gönderdi.A ker ga je silil, dovoli Amnonu in vsem sinovom kraljevim iti ž njim.
Ancak Avşalom üsteleyince, kral Amnonu ve bütün öbür oğullarını onunla gönderdi.Ale keď len dobíjal Absalom do neho, poslal s ním Amnona i všetkých synov kráľových.
Ancak Avşalom üsteleyince, kral Amnonu ve bütün öbür oğullarını onunla gönderdi.Como Absalón le insistió, dejó ir con él a Amnón y a todos los hijos del rey
Ancak Avşalom üsteleyince, kral Amnonu ve bütün öbür oğullarını onunla gönderdi.Da nötigte ihn Absalom, daß er mit ihm ließ Amnon und alle Kinder des Königs.
Ancak Avşalom üsteleyince, kral Amnonu ve bütün öbür oğullarını onunla gönderdi.În urma stăruinţelor lui Absalom, împăratul a lăsat să meargă cu el pe Amnon şi toţi fiii săi.
Ancak Avşalom üsteleyince, kral Amnonu ve bütün öbür oğullarını onunla gönderdi.압살롬이 간청하매 왕이 암논과 왕의 모든 아들을 저와 함께 보내니라
Ancak Avşalom üsteleyince, kral Amnonu ve bütün öbür oğullarını onunla gönderdi.Mas como Absalão instasse com o rei, este deixou ir com ele Amnom, e os demais filhos do rei.
Ancak Avşalom üsteleyince, kral Amnonu ve bütün öbür oğullarını onunla gönderdi.Men Absalom bad honom så enträget, att han lät Amnon och alla de övriga konungasönerna gå med honom.
Ancak Avşalom üsteleyince, kral Amnonu ve bütün öbür oğullarını onunla gönderdi.Men Absalom nødde ham inntil han lot Amnon og alle kongesønnene gå med ham.
Ancak Avşalom üsteleyince, kral Amnonu ve bütün öbür oğullarını onunla gönderdi.Mikor pedig erõltette õt Absolon, elbocsátá õ vele Amnont is és mind a király fiait.
Ancak Avşalom üsteleyince, kral Amnonu ve bütün öbür oğullarını onunla gönderdi.Nhưng Áp-sa-lôm cố nài đến đỗi vua để cho Am-nôn và hết thảy vương tử đi với người.