üstüne ile cümle

üstüne kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Bir de sen bu kazayı ekledin üstüne.Y encima le agregas insulto a la herida.
Bir de sen bu kazayı ekledin üstüne.Y encima le agregas insulto a la herida.
Bir de sen bu kazayı ekledin üstüne.وأنت أضفت جرح على الجرح
Bir de üstüne üstlük hemşirelik bölümünde boş yer olmadığını söylüyorlar.Aber sie sagen,dass es keinen Weg gibt,einen Platz in den Pflege Programm zu bekommen.
Bir de üstüne üstlük hemşirelik bölümünde boş yer olmadığını söylüyorlar.Dar spun ca nu este nici o posibilitate sa fie locuri libere in programul de asistenta.
Bir de üstüne üstlük hemşirelik bölümünde boş yer olmadığını söylüyorlar.I mówią, że nie ma wolnych miejsc napielęgniarskim programie.
Bir de üstüne üstlük hemşirelik bölümünde boş yer olmadığını söylüyorlar.간호과에 자리가 날리가 없데요.
Bir de üstüne üstlük hemşirelik bölümünde boş yer olmadığını söylüyorlar.Maar ze zeggen dat er onmogelijk plekken beschikbaar zijn op de verpleegkunde opleiding.
Bir de üstüne üstlük hemşirelik bölümünde boş yer olmadığını söylüyorlar.Ma dicono che non c'è modo che ci siano dei posti disponibili nel programma di infermieristica.
Bir de üstüne üstlük hemşirelik bölümünde boş yer olmadığını söylüyorlar.Mais ils disent qu'il n'y a aucune place disponible dans le cursus infirmier.
Bir de üstüne üstlük hemşirelik bölümünde boş yer olmadığını söylüyorlar.Men det sägs att det inte finns en chans att det kommer å finnas lediga platser till sköterske programmet.
Bir de üstüne üstlük hemşirelik bölümünde boş yer olmadığını söylüyorlar.Nhưng họ cũng nói là làm gì còn chỗ trống trong khoa y tá nữa đâu ạ.
Bir de üstüne üstlük hemşirelik bölümünde boş yer olmadığını söylüyorlar.Tapi mereka bilang tidak mungkin ada tempat di jurusan keperawatan.
Bir de üstüne üstlük hemşirelik bölümünde boş yer olmadığını söylüyorlar.Αλλά λένε πως δεν υπάρχουν διαθέσιμες θέσεις στη νοσηλευτική.
Bir de üstüne üstlük hemşirelik bölümünde boş yer olmadığını söylüyorlar.И говорят, что нет шансов попасть на этот курс.
Bir de üstüne üstlük hemşirelik bölümünde boş yer olmadığını söylüyorlar.لكنهم يقولون أنه من المستحيل ان تتوفر الأنشطة الرياضية في برنامج التمريض
Bir de üstüne üstlük hemşirelik bölümünde boş yer olmadığını söylüyorlar.そうなの...
Bir filmmiş gibi, mahkeme emri haber masasının üstüne konuldu ve haber spikeri de şaşkınAls in een film, het bevel landde op het bureau van de nieuwslezer, en de nieuwslezer had zoiets van,
Bir filmmiş gibi, mahkeme emri haber masasının üstüne konuldu ve haber spikeri de şaşkınComo num filme, aquilo aterrou na mesa da redação e o locutor ficou:
Bir filmmiş gibi, mahkeme emri haber masasının üstüne konuldu ve haber spikeri de şaşkınComo si fuera una película, la orden aterrizó sobre la redacción, y el presentador estaba como,
Bir filmmiş gibi, mahkeme emri haber masasının üstüne konuldu ve haber spikeri de şaşkınGiống như một bộ phim, lệnh hoãn đặt ngay trên bàn đưa tin và người dẫn chương trình như thể,
Bir filmmiş gibi, mahkeme emri haber masasının üstüne konuldu ve haber spikeri de şaşkınJadi tahu-tahu, perintah pencekalan sampai ke meja redaksi dan wartawannya kebingungan
Bir filmmiş gibi, mahkeme emri haber masasının üstüne konuldu ve haber spikeri de şaşkın마치 영화처럼, 금지 통보가 뉴스 데스크로 날아들었죠. 뉴스 진행자는 이런 반응이었습니다.
Bir filmmiş gibi, mahkeme emri haber masasının üstüne konuldu ve haber spikeri de şaşkınKot v filmu je sodna prepoved pristala na novinarski mizi in voditelj poročil je rekel,
Bir filmmiş gibi, mahkeme emri haber masasının üstüne konuldu ve haber spikeri de şaşkınKuin elokuvissa, kielto tuli uutispöydälle, ja uutistenlukija oli:
Bir filmmiş gibi, mahkeme emri haber masasının üstüne konuldu ve haber spikeri de şaşkınLigesom i en film, ændringen landede på nyhedsskrivebordet og nyhedsoplæreren var sådan:
Bir filmmiş gibi, mahkeme emri haber masasının üstüne konuldu ve haber spikeri de şaşkınMint valami filmben, a tiltás a bemondó asztalán landolt, és a bemondó csak csodálkozott,
Bir filmmiş gibi, mahkeme emri haber masasının üstüne konuldu ve haber spikeri de şaşkınSo wie in einem Film, die Verfügung landet auf dem Schreibtisch und der Nachrichtensprecher sagte sich:
Bir filmmiş gibi, mahkeme emri haber masasının üstüne konuldu ve haber spikeri de şaşkınTak, jak w filmie, zakaz wylądował na biurku w wiadomościach, a prezenter wygądał, jakby chciał powiedzieć:
Bir filmmiş gibi, mahkeme emri haber masasının üstüne konuldu ve haber spikeri de şaşkınZákaz sa, ako vo filme, objavil na stole a moderátor správ povedal:
Bir filmmiş gibi, mahkeme emri haber masasının üstüne konuldu ve haber spikeri de şaşkınZákaz se jako ve filmu objevil na stole a moderátor zpráv řekl:
Bir filmmiş gibi, mahkeme emri haber masasının üstüne konuldu ve haber spikeri de şaşkınΌπως στις ταινίες, η απόφαση της διαταγής έφτασε στον επιμελητή ειδήσεων και ο εκφωνητής είπε:
Bir filmmiş gibi, mahkeme emri haber masasının üstüne konuldu ve haber spikeri de şaşkınКак будто в каком-то фильме, бумага легла на стол и телеведущий сказал что-то вроде:"
Bir filmmiş gibi, mahkeme emri haber masasının üstüne konuldu ve haber spikeri de şaşkınКато във филмите се приземи на новинарското бюро и говорителят просто беше,
Bir filmmiş gibi, mahkeme emri haber masasının üstüne konuldu ve haber spikeri de şaşkınכמו מתוך סרט, צו איסור פרסום נחת על שולחן החדשות, והקריין היה כמו,
Bir filmmiş gibi, mahkeme emri haber masasının üstüne konuldu ve haber spikeri de şaşkınمثلما يحدث في الأفلام , جاء الإنذار القضائي إلى غرفة الأخبار، وقارئ الأخبار كان مثل ,
Bir filmmiş gibi, mahkeme emri haber masasının üstüne konuldu ve haber spikeri de şaşkınニュースデスクに届き キャスターは "こんなの初めてです どうしましょう?" と
Bir grup sanatçı duvarın üstüne, gerçek boyutlarda bir tank çizmeye karar verdi.1分の1 サイズです 戦車の正面には 自転車に乗った男が
Bir grup sanatçı duvarın üstüne, gerçek boyutlarda bir tank çizmeye karar verdi. Bire bir ölçüde.Egy csoport művész elhatározta, hogy egy életnagyságú tankot festenek egy falra.
Bir grup sanatçı duvarın üstüne, gerçek boyutlarda bir tank çizmeye karar verdi. Bire bir ölçüde.Sekelompok seniman memutuskan untuk menggambar tank dengan ukuran asli di dinding.
Bir grup sanatçı duvarın üstüne, gerçek boyutlarda bir tank çizmeye karar verdi. Bire bir ölçüde.Un gruppo di artisti aveva deciso di dipingervi un carro armato a grandezza naturale.
Bir grup sanatçı duvarın üstüne, gerçek boyutlarda bir tank çizmeye karar verdi. Bire bir ölçüde.V Káhire sa skupina umelcov rozhodla namaľovať tank v skutočnej veľkosti.
Bir grup sanatçı duvarın üstüne, gerçek boyutlarda bir tank çizmeye karar verdi.Een groep kunstenaars schilderde een levensgrote tank op een muur. Eén op één.
Bir grup sanatçı duvarın üstüne, gerçek boyutlarda bir tank çizmeye karar verdi.Eine Künstlergruppe entschied sich, einen lebensgroßen Panzer an die Wand zu malen, eins-zu-eins.
Bir grup sanatçı duvarın üstüne, gerçek boyutlarda bir tank çizmeye karar verdi.한 무리의 미술가들이 장벽에 실제 크기의 탱크 그림을 그리기로 했어요. 한 사람당 하나씩이었죠.
Bir grup sanatçı duvarın üstüne, gerçek boyutlarda bir tank çizmeye karar verdi.Một nhóm nghệ sĩ định vẽ một xe tăng với kích thước thật lên một bức tường. Giống y thật.
Bir grup sanatçı duvarın üstüne, gerçek boyutlarda bir tank çizmeye karar verdi.Skupina aktivistů se rozhodla namalovat na jednu stěnu tank v životní velikosti. Je to jedna ku jedné.
Bir grup sanatçı duvarın üstüne, gerçek boyutlarda bir tank çizmeye karar verdi.Um grupo de artistas decidiu pintar um tanque em tamanho real num muro. É à escala real.
Bir grup sanatçı duvarın üstüne, gerçek boyutlarda bir tank çizmeye karar verdi.Un groupe d'artistes a décidé de peindre un char d'assaut grandeur nature sur un mur. C'est à l'échelle 1:1.
Bir grup sanatçı duvarın üstüne, gerçek boyutlarda bir tank çizmeye karar verdi.Un grup de artiști a decis să picteze un tanc pe zid. E în mărime naturală.
Bir grup sanatçı duvarın üstüne, gerçek boyutlarda bir tank çizmeye karar verdi.Un grupo de artistas decidió pintar un tanque de tamaño natural en un muro. Escala uno a uno.
Bir grup sanatçı duvarın üstüne, gerçek boyutlarda bir tank çizmeye karar verdi.Група от художници решават да нарисуват танк в естествен размер на стената. Едно към едно.
Bir grup sanatçı duvarın üstüne, gerçek boyutlarda bir tank çizmeye karar verdi.Група художників вирішили намалювати танк справжніх розмірів на стіні. Один в один.
Bir grup sanatçı duvarın üstüne, gerçek boyutlarda bir tank çizmeye karar verdi.Группа художников нанесла картину танка на стену. Реального размера.
Bir grup sanatçı duvarın üstüne, gerçek boyutlarda bir tank çizmeye karar verdi.קבוצה של אמנים החליטה לצייר טנק בגודל אמיתי על קיר. זה בגודל של אחד לאחד.
Bir grup sanatçı duvarın üstüne, gerçek boyutlarda bir tank çizmeye karar verdi.قرر مجموعة من الفنانين رسم دبابة بحجم حقيقي على جدار. بمقياس مطابق.
Birincisi, üstüne lazer tutabilirdim, ki bunu yapmıştım, 3D ile taramak için -- bu 3D taranmış hali.첫째로, 저는 레이져를 이용할수가 있겠네요. 근데 이건 이미 했어요. 3차원 형상을 만들기 위해서였죠. 이 놈의 3차원 데이터는 이미 있어요.
Birincisi, üstüne lazer tutabilirdim, ki bunu yapmıştım, 3D ile taramak için -- bu 3D taranmış hali.Eén: ik kan er een laser op zetten, wat ik al had gedaan voor een 3D-scan -- er is een 3D-scan van deze valk.
Birincisi, üstüne lazer tutabilirdim, ki bunu yapmıştım, 3D ile taramak için -- bu 3D taranmış hali.Una, să trag cu laserul în ea, ceea ce făcusem deja, ca să o scanez în 3D - aici e imaginea 3D a Şoimului.
Birincisi, üstüne lazer tutabilirdim, ki bunu yapmıştım, 3D ile taramak için -- bu 3D taranmış hali.Перше - використати клятий лазер, що я робив раніше для 3Д сканування - в мене є 3Д скан цього Сокола.

İlgili Sayfalar