üstü ile cümle
üstü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tom gömleğinin üstüne çorba döktü.Tom spilled soup on his shirt.
Tom kendi üstüne kahve döktü.Tom spilled coffee on himself.
"Üstü kalsın." "Teşekkürler.""Keep the change." "Thank you."
Tom üstün zekâlı bir çocuktu.Tom was a child prodigy.
Bu konuda Tom'un üstüne yok.No one is better at this than Tom.
Tom güneş gözlüğünü başının üstüne kaydırdı.Tom slid his sunglasses on top of his head.
Tom Mary'nin resmini buzdolabının üstüne koydu.Tom put Mary's drawing on the refrigerator.
Tom lisans üstü eğitim birimine gitmek istemedi.Tom didn't want to go to grad school.
Tom kanepede bacak bacak üstüne atmış oturuyordu.Tom sat cross-legged on the couch.
Tom bunun üstünde uyumak istiyordu.Tom wanted to sleep on it.
Tom kayanın üstüne yalnız oturdu.Tom sat alone on a rock.
Yeni arabamın üstüne bir ağaç düştü ve onu hurdaya ayırmak zorunda kaldım.A tree fell on my new car and I had to junk it.
Tom ağacın bir kalın dalı üstüne düştüğünde öldü.Tom was killed when a tree limb fell on him.
Tom bir ağaç üstüne düştüğünde öldü.Tom died when a tree fell on him.
Tom üstün yetenekli bir müzisyen.Tom is a gifted musician.
Tom'a şöminenin üstünde asılı olan tabloyu veren kişi benim.I'm the one who gave Tom the painting that's hanging above his fireplace.
Tom içkisini kendi üstüne döktü.Tom spilled his drink on himself.
Ellerimin üstünde kabarcıklar var.I have blisters on my hands.
Sami bacak bacak üstüne attı.Sami crossed his legs.
Sami'nin sözlüğü koltuğun üstünde duruyordu.Sami's dictionary was sitting on the seat.
Bu ustura kör.This razor is kaput.
Sami, Leyla'nın cesedinin üstüne bir battaniye attı.Sami threw a blanket over Layla's body.
Sami'nin kotunun üstünde Leyla'nın kanı vardı.Sami's jeans had Layla's blood on them.
Sami kafasının üstüne bir çanta koydu.Sami put a bag over his head.
Tom oradaki masanın üstünde senin için bazı kitaplar bıraktı.Tom left some books for you on that table over there.
Dizinin üstüne oturabilir miyim?Can I sit on your knee?
Senin dizinin üstüne oturabilir miyim?May I sit on your knee?
Tom'un anahtarları hala masanın üstünde.Tom's keys are still on the table.
Usturam nerede?Where's my razor?
Tom elini Mary'nin üstüne koydu.Tom put his hand on top of Mary's.
Tom arabanın üstüne branda çekti.Tom covered the car with a tarp.
Lütfen adınızı sayfanın en üstüne yazınız.Please write your name at the top of the page.
Tom, pizzaları masanın üstüne koydu.Tom set the pizzas down on the table.
30 yaşın üstündesin, değil mi?You're over thirty, aren't you?
Evdeki masanın üstünde ne var?What's on your desk at home?
Tom'un yeni arabası kedileri üstüne çekiyor.Tom's new car is a pussy magnet.
Tom Tatoeba Projesine on binin üstünde bir tutarda bağış yaptı.Tom is a five-figure donor to the Tatoeba Project.
Tom Boston'daki deprem mağdurlarına yüz binin üstünde bir tutarda bağış yaptı.Tom made a six-figure donation to help the earthquake victims in Boston.
Üstüme daha rahat bir şeyler giyeyim.Let me change into something more comfortable.
İyilik en sonunda kötülüğe karşı üstün gelecek.Good will ultimately triumph over evil.
İçtiğim kahvenin üstünde fındık kreması vardı.The coffee I drank had hazelnut cream on top.
Şimdi mutfak tezgahının üstündeki kahve lekesini sildim.I've just wiped the coffee spill off the kitchen counter.
Sokakta yaşarken sık sık şu bankın üstünde uyurdum.I often slept on that bench when I was homeless.
Tom pilav üstü kuruya bayılır.Tom loves beans and rice.
Tom şemsiyesinin üstüne varamadı.Tom wasn't able to find his umbrella.
Tom soyunma odasında üstünü değiştiriyor.Tom is changing in the locker room.
Tom bir bankın üstünde uyudu.Tom slept on a park bench.
Güneş gözlüğümün üstüne varamıyorum.I can't find my sunglasses.
Üstüm başım böyleyken dışarı çıkamam.I can't go out dressed like this.
Tom'un bugün aksiliği üstünde.Tom is grumpy today.
Masanın üstünde yarısı yenmiş bir pizza vardı.There was a half-eaten pizza on the table.
Üstünü değiştirsen iyi olur.You'd better change your clothes.
Tom üstü kapalı tehditte bulundu.Tom made a veiled threat.
Üstüme başka bir şeyler giyeceğim.I'll change into something else.
Tom ejderha üstünde Boston'un etrafını turluyor.Tom is riding a dragon around Boston.
Şimdi çatının üstündeyim.I am on the roof now.
Tom beyaz ırkın üstünlüğünü simgeleyen bir işaret yaptı.Tom flashed a white-power sign.
O İngilizcede benden daha üstün.She surpasses me in English.
İyi insan lafının üstüne gelir.Speak of angels and you hear their wings.
Ben yolun üstünde bir yerde inerim.I'll get off somewhere on the way.
İlgili Sayfalar