üslup ile cümle

üslup kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
O üslup bana oldukça garip görünüyor.That wording sounds rather strange to me.
Bundan sonra basit, açık ve sade üslupla yaz.Say what you mean, simply and directly.
İnsan ve hayvanlar aşırı derecede üslüplaştırılmıştır.All people and animals were saved except for some zebras.
Onun tarikatının anlayışı klasik tarikat üsluplarından çok farklıdır.His overall appearance somewhat differs from his comic book counterpart.
Bunun yanı sıra duvarlarda grafik uslüp freskler vardır.In additions, there are graphic style frescos on the walls.
Bu üslup aynı zamanda Palladyanizm'in devamı olan neoklasik mimarinin de bir özelliği oldu.This would also be a feature of the neoclassical style that followed Palladianism.
Öğüt verici bir üslupla yazılmıştır.Des Moined Register.
Üslup sahibi bir kemani ve başarılı bir bestekâr idi.He was a successful farmer and a large landholder.
Sorgularda olayları rahat bir tavır ve daha eğlenceli , komik bir üslupla anlatır.However, there are others who argue that it does, in a more engaging and fun way.
Eserde toplumun kötü yönlerini hicvetmekte; fakat bunu mizahi bir üslup ile yapmaktadır.With his bad actions, people show him their dislike, and he increases in size.
Bir süre Sadettin Kaynak’la çalışarak üslûp ve tavır bilgileri öğrendi.He understood and had a working knowledge of Bakweri.
Fakat bu benzerlik üslup açısından farklıdır.They were otherwise identical in content.
Bezemelerde zarif, gösterişli ve egzotik bir üslup egemendir; ışık kullanımı ise kısıtlıdır.His colour was strong, somewhat excessive in the use of green; his touch light.
Yazar gerçekçi bir üslupla kaleme aldığı bu hikâyesinde küçük adam temasını ele alır.When the smugglers find out who Litel real is, they capture him.
Neo-klasik üslûpta, 1890 yılında yapılmış geç tarihli bir yapı.It is a Neo-Romanesque building dating to 1899.
Gerçekçi bir üslupla kaleme alınmıştır.A common application is reinforced concrete.
Oysa sanatçının profesyonellik düzeyi 19. yüzyıldaki sanatsal üslupların bir kataloğu gibi.I think this painting must have looked like it was made by an artist who wasn't trained properly.
" Bu sırf uslupsüz, uygarlaşmamış olmakla kalmayıp senin nasıl bi zihne sahip olduğunu gösteriyor."This is simply not only unmannerly, uncivilized, it shows what kind of mind you have.
Siena kendine özgü bir üslüp geliştirdi ve Duccio'nun resminde bunu görüyoruz.And Sienna developed its own unique style and we see that here in Duccio's painting.
Raylara atlamak çok büyük bir şey değil." Ahlakçı bir üslupla "Herkesin yapması gerekeni yaptım."And the moral imperative is "I did what everyone should do."
Bunun yanısıra duvarlarda grafik uslüp freskler vardır.In additions, there are graphic style frescos on the walls.
Tasarımcı guguklu saatleri: Üslup devrimiDesigner cuckoo clocks: The stylistic revolution
211 metre uzunluğundaki uluslararası üsluplu gökdelen, 1979 ile 1984 arasında inşa edilmiştir.The 211-metre (692 ft) international style tower was built between 1979 and 1984.
İsim, üslup temeline dayanmaktadır. [1]The name is based on stylistic grounds.[7]
Üslup olarak Orta Asya, Pers-Sasani ve Bizans etkileri baskındır. [2]Stylistically, Central Asian, Persian-Sassanid and Byzantine influences are predominant.[7]
İçerik ve ÜslupContent and style
Üslup olarak yüksek sesle, canlı ve iyimser olmakla işaretlendiği söylenir.Stylistically, it is said to be marked by being loud, lively, and upbeat.
Bununla birlikte, edebi üslup genel olarak övüldü.The literary style, however, was generally praised.
Kilise 1715 yılında barok üslupta yeniden inşa edilmiştir.The church was rebuilt in the baroque style in 1715.
İnsan ve hayvanlar aşırı derecede üslüplaştırılmıştır.Mensch und Tier sind in seinen Darstellungen aufs engste verbunden.
Çalışması, "halk sanatının ve kırsal hayal gücünün ayırt edici bir üslup harmanı" olarak tanımlanır.Ihm gefiel es "enorm", das bäuerliche und ländliche Leben mit dem Fotoapparat einzufangen.
Ancak bu dönemde modern mimari üsluplara uygun yapılar da inşa edildi.Sie wurden zum Beispiel auf damals modernen Konstruktionen angebracht.
Mektup çok sert ve kaba bir üslupla yazılmış, küçük düşürücü ifadelere yer vermiştir.Sie soll in stolzer und furchtloser Haltung gestorben sein.
Çaydamlı, bu kitapta üslup olarak diğer kitaplarından farklı bir dil kullanmıştır.Schusch hat einen anderen Sprachfehler als im Buch.
Akıcı üslup kolaycı ve basit anlamına gelmez.Die Flughaut ist nicht behaart und leicht durchscheinend.
Klasik üslupta yapılmıştır.Es ist klassizistisch gestaltet.
Düzene karşı olan muhâlif tavrını bu üslûpla yönlendirmiş ve belirtmiştir.Mais Allah dit la vérité et c’est Lui qui met dans la bonne direction.
Maniyerizm (Üslupçuluk), yaklaşık 1520-1580 tarihleri arasında ortaya çıkmış olan bir sanat üslubudur.Le maniérisme est un mouvement artistique qui s'étend entre 1520 (mort du peintre Raphaël) et 1580.
Müze binası neo-klasik bir üslupla yapılmıştır.Le château est construit en style néo-classique.
C 2:Uygun bir üslup açık, akıcı metinler yazabilirim.221b Sherlock Holmes : aquí encontrarás las novelas completas e ilustradas.
Sadece kendine has bir üslupla tek başına dans ederek başarısını kutlar.Él es un ejemplo mediante la celebración de sí mismo a un alto nivel.
Onun tarikatının anlayışı klasik tarikat üsluplarından çok farklıdır.El origen de los temas es tan diverso como su discografía original.
Dik kesimde daha natüralist, eğik kesimde ise daha stilize bir üslup görülür.Vemos la Naturaleza bajo otro aspecto más dialéctico, más materialista también.
"Säliqä" (selike) teriminin kökeni Arapça olup "kabiliyet, tarz, üslup" anlamlarını ifade etmektedir.Il termine arabo kalām (in arabo: كلام‎) di per sé significa "parola, discorso, linguaggio".
Babası Hans Holbein (yaşlı) ve amcası Sigmund, geç Gotik üslupta yaptıkları resimlerle tanınmışlardır.Hans Holbein il Vecchio e suo fratello Sigismund Holbein dipinsero soggetti religiosi nel tardo stile Gotico.
Klasik üslupta yapılmıştır.Essa è realizzata in stile classico.
Bu dönemde kendine özgü bir sembolist üslup geliştirdi.Tuttavia, in questo stesso periodo, svilupparono una loro forma umana.
Neogotik üslupta inşa edilen bina, dünyadaki altıncı, ABD'deki ikinci büyük katedraldir.È la sesta cattedrale più vasta al mondo e la seconda chiesa più grande degli USA.
Böyle durumlarda senli-benli bir üslup kullanılmaz, 'siz' diye hitap edilir.В таких случаях не используется обращение на «ты», а используется обращение на «вы».
Öğüt verici bir üslupla yazılmıştır.Тогда же он был расписан.
Eserde toplumun kötü yönlerini hicvetmekte; fakat bunu mizahi bir üslup ile yapmaktadır.Все же в них заключена склонность ко злу, поскольку животная душа по природе своей подвержена искушению.
Ancak bunların dışında Mısır Edebiyatına özgün üslup özellikleri de bulunur.Копты испытывают особую гордость за свою египетскую идентичность.
1780-1781'de kapsamlı bir restorasyona sonucu yapı, neo-klasik üslupta temelden yeniden inşa edilmiştir.В последний раз собор был перестроен и увеличен в 1781—1803 годах в неоклассическом стиле.
Günümüzde Türk öykücülüğü geniş bir konu ve üslup zenginliğiyle sürmektedir.ومازالت القصة التركية تحتوى على اسلوب ثري ومواضيع شاسعة في يومنا هذا.
Gerçekçi bir üslupla kaleme alınmıştır.حيث كانت مقبولة كوصفٍ حقيقي عمومًا.
Başbakan sert üslupla konuşmalarını sürdürdü.وكان يجب أن يتكلم بصراحه مع رئيس الوزراء منذ البداية.
Ampir üsluptaki türbe beyaz mermerlerle kaplıdır.الجدار الداخلي بأكمله مغطى بالرخام الأبيض .
Eserde toplumun kötü yönlerini hicvetmekte; fakat bunu mizahi bir üslup ile yapmaktadır.As iniqüidades dos ímpios o prendem, e ele está preso nas cordas de seu pecado.
Müze binası neo-klasik bir üslupla yapılmıştır.O edifício foi construído em estilo neoclássico.
Sorgularda olayları rahat bir tavır ve daha eğlenceli , komik bir üslupla anlatır.Faz coisas muito cômicas e fala de um jeito muito certinho e muito engraçado.

İlgili Sayfalar