Beni korkutan bir düş gördüm. Yatağımda yatarken düşüncelerimle görümlerim beni ürküttü.我 作 了 一 夢 、 使 我 懼 怕 . 我 在 床 上 的 思 念 、 並 腦 中 的 異 象 、 使 我 驚 惶
Beni korkutan bir düş gördüm. Yatağımda yatarken düşüncelerimle görümlerim beni ürküttü.我 作 了 一 夢 、 使我 懼怕 . 我 在 床上 的 思念 、 並腦 中 的 異象 、 使我 驚惶
Ben ürkmüştüm. Biz ürkmüştük.겁이 났죠. 우리는 겁이 났습니다.
Ben ürkmüştüm. Biz ürkmüştük.Wszyscy się baliśmy.
Ben ürkmüştüm. Biz ürkmüştük.Я був наляканий, як і всі решта.
Ben ürkmüştüm. Biz ürkmüştük.פחדתי. פחדנו.
Ben ürkmüştüm. Biz ürkmüştük.كنت مرعوبا. كنا كلنا مرعوبين.
Ben ürkmüştüm. Biz ürkmüştük.彼女に言いました "怖くないですか? 動揺してませんか?"
Ben ürkmüştüm.Eram speriat.
Ben ürkmüştüm.Ero terrorizzato.
Ben ürkmüştüm.Estaba asustado.
Ben ürkmüştüm.Féltem.
Ben ürkmüştüm.Ich hatte Angst.
Ben ürkmüştüm.Ik was bang.
Ben ürkmüştüm.J'avais peur.
Ben ürkmüştüm.Saya ketakutan.
Ben ürkmüştüm.Tôi sợ.
Ben ürkmüştüm.Φοβόμουν.
Ben ürkmüştüm.Бях изплашен.
Ben ürkmüştüm.Мне было страшно.
Bildiğimizi sandığımız zaman bile o ürkütücü yerlere gidebilmeliyiz.Dobbiamo riuscire ad addentrarci in posti spaventosi, dove potremmo... che pensiamo di conoscere.
Bildiğimizi sandığımız zaman bile o ürkütücü yerlere gidebilmeliyiz.Et nous devons aller dans des terrains dangereux où on pourrait, vous savez, nous pensons que nous savons.
Bildiğimizi sandığımız zaman bile o ürkütücü yerlere gidebilmeliyiz.I musimy być gotowi wyruszyć w każdej chwili do tych strasznych miejsc, rozumiecie, które myślimy, że znamy.
Bildiğimizi sandığımız zaman bile o ürkütücü yerlere gidebilmeliyiz.그리고 우리가 알고 있다고 생각하는 그 끔찍한 장소로 갈 수 있어야만 합니다.
Bildiğimizi sandığımız zaman bile o ürkütücü yerlere gidebilmeliyiz.Si trebuie sa mergem in locuri infricosatoare pe care credem ca le cunostem.
Bildiğimizi sandığımız zaman bile o ürkütücü yerlere gidebilmeliyiz.We moeten in staat zijn naar enge plekken te gaan, die we denken te kennen.
Bildiğimizi sandığımız zaman bile o ürkütücü yerlere gidebilmeliyiz.Wir müssen uns in beängstigende Situationen begeben können, die wir vielleicht zu kennen glauben.
Bildiğimizi sandığımız zaman bile o ürkütücü yerlere gidebilmeliyiz.Y tenemos que estar dispuestos a sentirnos incómodos.
Bildiğimizi sandığımız zaman bile o ürkütücü yerlere gidebilmeliyiz.И мы должны быть в состоянии заходить в пугающие области, о которых, как нам кажется, мы знаем все.
Bildiğimizi sandığımız zaman bile o ürkütücü yerlere gidebilmeliyiz.И трябва да сме в състояние да ходим на плашещи места, където може, разбирате ли, мислим, че познаваме.
Bildiğimizi sandığımız zaman bile o ürkütücü yerlere gidebilmeliyiz.ושנהיה מסוגלים להיכנס למקומות המפחידים שאנו חושבים שאנחנו מכירים.
Bildiğimizi sandığımız zaman bile o ürkütücü yerlere gidebilmeliyiz.وإننا نكون مستعدين أن نذهب إلي أماكن مخيفة حيث أنه من الممكن , تعرفون , نعتقد أننا نعرفها .
Bildiğimizi sandığımız zaman bile o ürkütücü yerlere gidebilmeliyiz.すでに解っていると思っていても そして少しだけでも心を開き 知識を高める
Biraz ürkütücü bir laf. -Ale takto si to Malthus představoval.
Biraz ürkütücü bir laf. -그러니까 이건 그다지 행복한 인용은 아니네요.
Biraz ürkütücü bir laf. -Отож ні, це зовсім не оптимістична цитата, яку ви бачити ось тут.
Biraz ürkütücü bir laf. -إذن ليس....ليس مبالغ فيه كثيرا من اقتباس صغير هنا
Biraz ürkütücü ve dokunaklı.Celé je to trošku desivé a emotívne.
Biraz ürkütücü ve dokunaklı.Cũng hơi run sợ 1 chút, và đầy cảm xúc.
Biraz ürkütücü ve dokunaklı.Da un poco de miedo, y emociona.
Biraz ürkütücü ve dokunaklı.Es ist schon ein wenig beängstigend und bewegend.
Biraz ürkütücü ve dokunaklı.E' tutto un po' impressionante, ma emozionante.
Biraz ürkütücü ve dokunaklı.Het is allemaal een beetje angstaanjagend en emotioneel.
Biraz ürkütücü ve dokunaklı.조금 두렵고 감정이 예민하네요.
Biraz ürkütücü ve dokunaklı.Mindez egy picit ijesztő, és megható.
Biraz ürkütücü ve dokunaklı.To troszkę przerażające i emocjonujące.
Biraz ürkütücü ve dokunaklı.Totul e puţin înspăimântător şi emoţionant.
Biraz ürkütücü ve dokunaklı.Tout ça est une peu effrayant et plein d'émotion.
Biraz ürkütücü ve dokunaklı.Всичко е малко плашещо и емоционално.
Biraz ürkütücü ve dokunaklı.Страшновато и волнующе.
Biraz ürkütücü ve dokunaklı.הכל מפחיד כמעה, ומרגש.
Biraz ürkütücü ve dokunaklı.انه مخيف قليلا، و عاطقي.
Biraz ürkütücü ve dokunaklı.胸が一杯にもなっています
"Bir dakika," Ses self-kontrol ile ürkek, penetratingly söyledi."Een minuut," zei de Stem, indringend, trillend met zelfbeheersing.
"Bir dakika," Ses self-kontrol ile ürkek, penetratingly söyledi."En minut", sa rösten, genomträngande, darrande med självbehärskning.
"Bir dakika," Ses self-kontrol ile ürkek, penetratingly söyledi."Eno minuto," je rekel glas, penetratingly, drhtečim s samokontrolo.
"Bir dakika," Ses self-kontrol ile ürkek, penetratingly söyledi."Jedna minúta," povedal hlas, prenikavo, rozochvený sa sebaovládania.
"Bir dakika," Ses self-kontrol ile ürkek, penetratingly söyledi."Jedna minuta", powiedział głos, przenikliwe, drżący z samokontroli.
"Bir dakika," Ses self-kontrol ile ürkek, penetratingly söyledi."Jedna minuta," řekl hlas, pronikavě, rozechvělý se sebeovládání.
"Bir dakika," Ses self-kontrol ile ürkek, penetratingly söyledi.Marvel. "Egy perc", mondta a hang, penetratingly, remegõ az önkontroll.