Edward ürkünç, manipülatif, kontrolcü, baskıcı bir sapık.Edward een enge, manipulative, controlerende, overheersende, stalker is.
Edward ürkünç, manipülatif, kontrolcü, baskıcı bir sapık.Edward er en klam, manipulerende, kontrollerende, overbeskyttende forfølger.
Edward ürkünç, manipülatif, kontrolcü, baskıcı bir sapık.Edward es escalofriante, manipulador, controlador, sobreprotector y acechador.
Edward ürkünç, manipülatif, kontrolcü, baskıcı bir sapık.Edward è un inquietante, manipolatore dispotico, eccessivamente protettivo, stalker.
Edward ürkünç, manipülatif, kontrolcü, baskıcı bir sapık.Edward ist ein gruseliger, manipulativer kontrollierender, überbeschützender Stalker.
Edward ürkünç, manipülatif, kontrolcü, baskıcı bir sapık.Edwars är en obehaglig, manipulativ, kontrollerande, överbeskyddande, stalker.
Evet biraz ürkütücü fikirler bunlar ama diyelim ki bana hiç bir şey olmuyor. -Ik weet dat dit misschien wat ziekelijk wordt, maar laten we gewoon aannemen dat niks erg met me gebeurt.
Evet biraz ürkütücü fikirler bunlar ama diyelim ki bana hiç bir şey olmuyor. -Je to trochu morbidní, ale předpokládejme, že se mi nic zlého nestane.
Evet biraz ürkütücü fikirler bunlar ama diyelim ki bana hiç bir şey olmuyor. -이게 조금 위험하게 느껴질 수 있겠지만, 저에게 아무런 일도 일어나지 않는다고 가정하겠습니다.
Evet biraz ürkütücü fikirler bunlar ama diyelim ki bana hiç bir şey olmuyor. -Да, это звучит пугающе, но будем считать, что со мной ничего плохого не произойдет.
Evet biraz ürkütücü fikirler bunlar ama diyelim ki bana hiç bir şey olmuyor. -זה נשמע קצת חולני, אך נניח שלא קרה לי שום דבר רע.
Evet biraz ürkütücü fikirler bunlar ama diyelim ki bana hiç bir şey olmuyor. -أعرف أن هذا أصبح مقلقا و لكن دعنا فقط نفترض عدم حدوث أي شئ سئ لي
Evet! ÜrkütücüsünDa!
Evet! ÜrkütücüsünJa bist du!
Evet! Ürkütücüsün웃어.
Evet! ÜrkütücüsünTaaa, straszna.
Evet! ÜrkütücüsünYep! eng.
Evet! Ürkütücüsün.כן! מפחידה
Evet! Ürkütücüsünنعم! مخيفة
Evet! Ürkütücüsünそう?なぜ そうなのかな?!
Gece yarısı adam ürktü; yattığı yerde dönünce ayaklarının dibinde yatan kadını ayrımsadı.A gdy było o północy, uląkł się on mąż, a obróciwszy się, ujrzał, a oto, niewiasta leży u nóg jego.
Gece yarısı adam ürktü; yattığı yerde dönünce ayaklarının dibinde yatan kadını ayrımsadı.A když bylo o půl noci, ulekl se muž ten a zchopil se, a aj, žena leží u noh jeho.
Gece yarısı adam ürktü; yattığı yerde dönünce ayaklarının dibinde yatan kadını ayrımsadı.A stalo sa o polnoci, že sa preľakol muž a prihnul sa, aby videl, a hľa, nejaká žena ležala pri jeho nohách.
Gece yarısı adam ürktü; yattığı yerde dönünce ayaklarının dibinde yatan kadını ayrımsadı.Au milieu de la nuit, cet homme eut une frayeur; il se pencha, et voici, une femme était couchée à ses pieds.
Gece yarısı adam ürktü; yattığı yerde dönünce ayaklarının dibinde yatan kadını ayrımsadı.Da es nun Mitternacht ward, erschrak der Mann und beugte sich vor; und siehe, ein Weib lag zu seinen Füßen.
Gece yarısı adam ürktü; yattığı yerde dönünce ayaklarının dibinde yatan kadını ayrımsadı.In zgodi se opolnoči, da se mož prestraši in se obrne, kajti glej, žena mu leži pri nogah!
Gece yarısı adam ürktü; yattığı yerde dönünce ayaklarının dibinde yatan kadını ayrımsadı.밤중에 그 사람이 놀라 몸을 돌이켜 본즉 한 여인이 자기 발치에 누웠는지라
Gece yarısı adam ürktü; yattığı yerde dönünce ayaklarının dibinde yatan kadını ayrımsadı.La miezul nopţii, omul s'a speriat; s'a plecat, şi iată că o femeie era culcată la picioarele lui.
Gece yarısı adam ürktü; yattığı yerde dönünce ayaklarının dibinde yatan kadını ayrımsadı.Midt på natten blev mannen opskremt; han bøide sig frem og fikk se at der lå en kvinne ved hans føtter.
Gece yarısı adam ürktü; yattığı yerde dönünce ayaklarının dibinde yatan kadını ayrımsadı.Nửa đêm, Bô-ô sợ hãi, nghiêng mình qua, kìa thấy một người nữ nằm tại dưới chơn mình.
Gece yarısı adam ürktü; yattığı yerde dönünce ayaklarının dibinde yatan kadını ayrımsadı.Nửa_đêm , Bô - ô sợ_hãi , nghiêng_mình qua , kìa thấy một người nữ nằm tại dưới chơn mình .
Gece yarısı adam ürktü; yattığı yerde dönünce ayaklarının dibinde yatan kadını ayrımsadı.Ora, pela meia-noite, o homem estremeceu, voltou-se, e viu uma mulher deitada aos seus pes.
Gece yarısı adam ürktü; yattığı yerde dönünce ayaklarının dibinde yatan kadını ayrımsadı.Puoliyön aikana mies säikähti ja kumartui eteenpäin; ja katso, nainen makasi hänen jalkapohjissaan.
Gece yarısı adam ürktü; yattığı yerde dönünce ayaklarının dibinde yatan kadını ayrımsadı.Történt pedig éjfél tájon, hogy felrettent a férfiú, és odafordult. És ímé: asszony fekszik az õ lábainál.
Gece yarısı adam ürktü; yattığı yerde dönünce ayaklarının dibinde yatan kadını ayrımsadı.Ved Midnatstide blev Manden opskræmt og bøjede sig frem, og se, da lå der en Kvinde ved hans Fødder.
Gece yarısı adam ürktü; yattığı yerde dönünce ayaklarının dibinde yatan kadını ayrımsadı.Vid midnattstiden blev mannen uppskrämd och böjde sig framåt och fick då se en kvinna ligga vid hans fötter.
Gece yarısı adam ürktü; yattığı yerde dönünce ayaklarının dibinde yatan kadını ayrımsadı.Και προς το μεσονυκτιον εξεστη ο ανθρωπος και συνεταραχθη και ιδου, γυνη εκοιματο παρα τους ποδας αυτου.
Gece yarısı adam ürktü; yattığı yerde dönünce ayaklarının dibinde yatan kadını ayrımsadı.В полночь он содрогнулся, приподнялся, и вот, у ног его лежит женщина.
Gece yarısı adam ürktü; yattığı yerde dönünce ayaklarının dibinde yatan kadını ayrımsadı.И около среднощ човекът се стресна и обърна; и ето жена лежеше при нозете му.
Gece yarısı adam ürktü; yattığı yerde dönünce ayaklarının dibinde yatan kadını ayrımsadı.ויהי בחצי הלילה ויחרד האיש וילפת והנה אשה שכבת מרגלתיו׃
Gece yarısı adam ürktü; yattığı yerde dönünce ayaklarının dibinde yatan kadını ayrımsadı.وكان عند انتصاف الليل ان الرجل اضطرب والتفت واذا بامرأة مضطجعة عند رجليه.
Gece yarısı adam ürktü; yattığı yerde dönünce ayaklarının dibinde yatan kadını ayrımsadı.到 了 夜 半 、 那 人 忽 然 驚 醒 、 翻 過 身 來 、 不 料 有 女 子 躺 在 他 的 腳 下
Gece yarısı adam ürktü; yattığı yerde dönünce ayaklarının dibinde yatan kadını ayrımsadı.到了 夜半 、 那人 忽然 驚醒 、 翻過 身來 、 不料 有 女子 躺在 他 的 腳下
Gerçekte "bilgi" diyebildiğimiz bir şeylerin olması Seni ürkütüyor mu?Μήπως η ιδέα ότι μπορεί να υπάρχει γνώση σε φοβίζει;
Gölgeler onları ürkütüyordu, yerdeki bir çoraptan ürküyorlardı.Assustavam-se com as sombras, com uma mangueira no chão.
Gölgeler onları ürkütüyordu, yerdeki bir çoraptan ürküyorlardı.Az árnyékok megrisztják őket, egy slag a földön.
Gölgeler onları ürkütüyordu, yerdeki bir çoraptan ürküyorlardı.Bayangan membuat mereka mogok, juga selang di lantai.
Gölgeler onları ürkütüyordu, yerdeki bir çoraptan ürküyorlardı.Des ombres les auraient fait se rebiffer, un tuyau sur le sol.
Gölgeler onları ürkütüyordu, yerdeki bir çoraptan ürküyorlardı.Dobytek však zastavoval před odloženým kabátem, pohozenou hadicí, či stíny.
Gölgeler onları ürkütüyordu, yerdeki bir çoraptan ürküyorlardı.그림자와 땅에 있는 호스가 방해가 되곤 했죠.
Gölgeler onları ürkütüyordu, yerdeki bir çoraptan ürküyorlardı.Las sombras lo espantaría, una manguera en el piso.
Gölgeler onları ürkütüyordu, yerdeki bir çoraptan ürküyorlardı.Le ombre erano un ostacolo, una canna dell'acqua sul pavimento.
Gölgeler onları ürkütüyordu, yerdeki bir çoraptan ürküyorlardı.Myös varjot, tai letku maassa saivat ne pysähtymään.
Gölgeler onları ürkütüyordu, yerdeki bir çoraptan ürküyorlardı.Những cái bóng khiến chúng rụt lại, một cái ống trên sàn.
Gölgeler onları ürkütüyordu, yerdeki bir çoraptan ürküyorlardı.Schaduwen maakten hen nerveus, een tuinslang op de grond.
Gölgeler onları ürkütüyordu, yerdeki bir çoraptan ürküyorlardı.Skuggor kunde skrämma dem, eller en slang på golvet.
Gölgeler onları ürkütüyordu, yerdeki bir çoraptan ürküyorlardı.Skygger ville gøre dem ulydige, en haveslange på gulvet.
Gölgeler onları ürkütüyordu, yerdeki bir çoraptan ürküyorlardı.Umbrele le faceau sa se opreasca, un furtun pe podea.
Gölgeler onları ürkütüyordu, yerdeki bir çoraptan ürküyorlardı.Οι σκιές θα τα έκαναν να φοβηθούν, ένας σωλήνας στο πάτωμα.
Gölgeler onları ürkütüyordu, yerdeki bir çoraptan ürküyorlardı.Сенките биха ги стреснали, маркуч на пода.