Ana içeriğe geç
Sözlük

ürk ile cümle

ürk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
11
ORT. KELİME
Daha ürkütücü değilse bile en az öncekiler kadar ürkütücüydü.A byly rovnocenně, ne-li víc hrůzostrašné. Takové ty záběry byly.
Daha ürkütücü değilse bile en az öncekiler kadar ürkütücüydü.Die waren net zo walgelijk als deze, zoniet erger.
Daha ürkütücü değilse bile en az öncekiler kadar ürkütücüydü.Eran igual de horrorosas, si no más que éstas.
Daha ürkütücü değilse bile en az öncekiler kadar ürkütücüydü.Erano ugualmente, se non di più, terrificanti di queste.
Daha ürkütücü değilse bile en az öncekiler kadar ürkütücüydü.Et ces image-là étaient tout aussi horribles, voire plus, que ne l'étaient celles-ci.
Daha ürkütücü değilse bile en az öncekiler kadar ürkütücüydü.I były one tak samo, o ile nie bardziej przerażające.
Daha ürkütücü değilse bile en az öncekiler kadar ürkütücüydü.그건 서로 비슷했어요. 그 장면이 더 끔직하지 않다면요.
Daha ürkütücü değilse bile en az öncekiler kadar ürkütücüydü.Și au fost la fel sau poate chiar mai oribile decât imaginile cu soldații.
Daha ürkütücü değilse bile en az öncekiler kadar ürkütücüydü.Và chúng không kém phần rùng rợn.
Daha ürkütücü değilse bile en az öncekiler kadar ürkütücüydü.И те бяха също така, ако не и по-ужасни.
Daha ürkütücü değilse bile en az öncekiler kadar ürkütücüydü.Эти кадры были такими же, если не более, страшными.
Daha ürkütücü değilse bile en az öncekiler kadar ürkütücüydü.והם היו מבעיתים במידה שווה אם לא יותר מהתמונות האלה.
Daha ürkütücü değilse bile en az öncekiler kadar ürkütücüydü.وقد كانت فظيعة بنفس الدرجة إن لم تكن أسواء من سابقتها.
Daha ürkütücü değilse bile en az öncekiler kadar ürkütücüydü.アルジャジーラ放送局で
Delacroix da olup bitenleri penceresinden seyrediyor. yaşanan vahşet gerçekten ürkütücü boyutlarda.A Delacroix sa na tento výjav pozerá z okna. Harris: Zobrazené násilie je naozaj odstrašujúce.
Delacroix da olup bitenleri penceresinden seyrediyor. yaşanan vahşet gerçekten ürkütücü boyutlarda.E Delacroix sta osservando questa scena dalla sua finestra. >>HARRIS: E la violenza fa veramente paura.
Delacroix da olup bitenleri penceresinden seyrediyor. yaşanan vahşet gerçekten ürkütücü boyutlarda.Zobrazení postavy vlevo dole je nemilosrdné.
Delacroix da olup bitenleri penceresinden seyrediyor. yaşanan vahşet gerçekten ürkütücü boyutlarda.І Делакруа спостерігає це зі свого вікна. Гарріс: І насильство справді було жахливим
Derler ki," Ne cüretle bu çocuğu evden dışarı çıkarır ve diğer insanları ürkütürsünüz."Come osate far uscire questo bambino da casa a terrorizzare la gente?
Derler ki," Ne cüretle bu çocuğu evden dışarı çıkarır ve diğer insanları ürkütürsünüz."Como se atrevem a tirar esta criança de casa "e assustar as pessoas?
Derler ki," Ne cüretle bu çocuğu evden dışarı çıkarır ve diğer insanları ürkütürsünüz."Cum îndrăznești să scoți acest copil din casă și să-i sperii pe ceilalți oameni?
Derler ki," Ne cüretle bu çocuğu evden dışarı çıkarır ve diğer insanları ürkütürsünüz.De säger "Hur vågar ni ta ut det här barnet ur huset och skrämma andra människor.
Derler ki," Ne cüretle bu çocuğu evden dışarı çıkarır ve diğer insanları ürkütürsünüz.Dicen: "¿Cómo se atreven a sacar a este niño de la casa y atemorizar a otra gente?
Derler ki," Ne cüretle bu çocuğu evden dışarı çıkarır ve diğer insanları ürkütürsünüz.Họ nghĩ rằng "sao mà dám đem thằng bé ra khỏi nhà và làm những người khác sợ.
Derler ki," Ne cüretle bu çocuğu evden dışarı çıkarır ve diğer insanları ürkütürsünüz.Ils disent, " Comment osez-vous sortir cet enfant de la maison et terrifier d'autres gens.
Derler ki," Ne cüretle bu çocuğu evden dışarı çıkarır ve diğer insanları ürkütürsünüz."Jak śmiesz wyprowadzać to dziecko z domu, żeby straszyło innych ludzi.
Derler ki," Ne cüretle bu çocuğu evden dışarı çıkarır ve diğer insanları ürkütürsünüz."어떻게 이 아이를 집 밖으로 내보내서 다른 사람들을 겁나게 합니까.
Derler ki," Ne cüretle bu çocuğu evden dışarı çıkarır ve diğer insanları ürkütürsünüz.Říkají, "Jak si můžete dovolit vzít toto dítě z domova a strašit ostatní lidi.
Derler ki," Ne cüretle bu çocuğu evden dışarı çıkarır ve diğer insanları ürkütürsünüz."Wie könnt ihr es wagen, mit diesem Kind aus dem Haus zu gehen und andere Menschen zu erschrecken?
Derler ki," Ne cüretle bu çocuğu evden dışarı çıkarır ve diğer insanları ürkütürsünüz.Ze zeggen: "Hoe durf je met dit kind het huis uitgaan en andere mensen aan het schrikken brengen.
Derler ki," Ne cüretle bu çocuğu evden dışarı çıkarır ve diğer insanları ürkütürsünüz."Как вы смеете выводить этого ребенка из дома и пугать других людей.
Derler ki," Ne cüretle bu çocuğu evden dışarı çıkarır ve diğer insanları ürkütürsünüz."Как смеете да извеждате това дете откъщи и да ужасявате другите хора.
Derler ki," Ne cüretle bu çocuğu evden dışarı çıkarır ve diğer insanları ürkütürsünüz."Як ти можеш виводити таке дитя на люди, щоб лякати їх.
Derler ki," Ne cüretle bu çocuğu evden dışarı çıkarır ve diğer insanları ürkütürsünüz.הם אומרים, "איך אתה מעז להוציא את הילד הזה מהבית ולהפחיד אנשים אחרים.
Derler ki," Ne cüretle bu çocuğu evden dışarı çıkarır ve diğer insanları ürkütürsünüz.يقولون، " كيف تتجرأ على اخذ الطفل خارج المنزل وتخيف الناس
Derler ki," Ne cüretle bu çocuğu evden dışarı çıkarır ve diğer insanları ürkütürsünüz.皆が怖がるじゃないか することはないの? なんで取らないんだ?」
Dinleyici kitlesi cevap da verebiliyor. Bu biraz ürkütücü.A audiência pode responder.
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››Ale kdybyste pak i trpěli pro spravedlnost, blahoslavení jste. Strachu pak jejich nebojte se, ani se kormuťte,
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››Ale keby ste aj trpeli pre spravedlivosť, blahoslavení ste. A ich bázne sa nebojte ani sa neznepokojujte,
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››Ali ko bi tudi trpeli za pravičnost, blagor vam. Ne bojte pa se jih in se ne plašite,
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››Chiar dacă aveţi de suferit pentru neprihănire, ferice de voi! N-aveţi nici o teamă de ei, şi nu vă tulburaţi!
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››E se anche doveste soffrire per la giustizia, beati voi! Non vi sgomentate per paura di loro, né vi turbate
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››그러나 의를 위하여 고난을 받으면 복 있는 자니 저희의 두려워함을 두려워 말며 소동치 말고
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››Men om I også måtte lide for Retfærdigheds Skyld, er I salige. Nærer ingen Frygt for dem, og forfærdes ikke;
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››Nếu anh em phải vì sự công bình mà chịu khổ, ấy thật là có phước. Chớ sợ điều họ sợ và đừng rối trí;
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››Nếu anh_em phải vì sự công_bình mà chịu khổ , ấy thật_là có phước . Chớ sợ điều họ sợ và đừng rối trí ;
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››Αλλ' εαν και πασχητε δια την δικαιοσυνην, εισθε μακαριοι τον δε φοβον αυτων μη φοβηθητε μηδε ταραχθητε,
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››за да живеете през останалото в тялото време, не вече по човешки страсти, а по Божията воля.
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››Но если и страдаете за правду, то вы блаженны; а страха их не бойтесь и не смущайтесь.
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››Тільки ж, коли б і страждали задля правди, блаженні ви; страху яс їх не бійтесь, анї трівожтесь;
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››אבל אשריכם גם אם תענו למען הצדקה אך מוראם לא תיראו ולא תעריצו׃
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››ولكن وان تألمتم من اجل البر فطوباكم. واما خوفهم فلا تخافوه ولا تضطربوا
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››你 們 就 是 為 義 受 苦 、 也 是 有 福 的 . 不 要 怕 人 的 威 嚇 、 也 不 要 驚 慌 . 〔 的 威 嚇 或 作 所 怕 的
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››你 們就是 為義 受苦 、 也是 有福 的 . 不要 怕人 的 威嚇 、 也 不要 驚慌 . 〔 的 威嚇 或 作 所 怕 的
Dunedain Efendisi insanlarıyla büyük cesaretli bir saldırı yaptı ve düşman köleleri ürktüler.Dunedain folkets Herre, sine mænd i et storslået og ærefuldt slag, og fjenden tjenere skælvede.
Dunedain Efendisi insanlarıyla büyük cesaretli bir saldırı yaptı ve düşman köleleri ürktüler.Herr der Dúnedain, seine Mannen in einen großen und kühnen Angriff und die Diener des Feindes verzagten.
Dunedain Efendisi insanlarıyla büyük cesaretli bir saldırı yaptı ve düşman köleleri ürktüler.liderou seu povo em uma grande ofensiva, e os serviçais do Inimigo cederam.
Dunedain Efendisi insanlarıyla büyük cesaretli bir saldırı yaptı ve düşman köleleri ürktüler.Pán Dúnadanov, viedol svoj ľud do veľkého a odvážneho boja, a služobníci Nepriateľa sa triasli hrôzou.
Dunedain Efendisi insanlarıyla büyük cesaretli bir saldırı yaptı ve düşman köleleri ürktüler.Wódz Dúnedainów poprowadził swych ludzi do mężnego szturmu, i słudzy zła zadrżeli.
Dunedain Efendisi insanlarıyla büyük cesaretli bir saldırı yaptı ve düşman köleleri ürktüler.敵のしもべは恐れをなした
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod