Ben de "Evet, biliyorsun, ben de pek kurbağaların üremesi ile ilgili değilim.Y yo le dije: "Si. Bueno, no se tanto sobre la reproducción de las ranas.
Ben de "Evet, biliyorsun, ben de pek kurbağaların üremesi ile ilgili değilim.Και είπα, "Ναι. Ξέρεις, δεν ξέρω και πολύ καλά την αναπαραγωγή του βατράχου"
Ben de "Evet, biliyorsun, ben de pek kurbağaların üremesi ile ilgili değilim.А аз казах, "Да. Нали знаете, не съм много в час с репродукцията на жабите.
Ben de "Evet, biliyorsun, ben de pek kurbağaların üremesi ile ilgili değilim."Знаешь ли, - говорю я.
Ben de "Evet, biliyorsun, ben de pek kurbağaların üremesi ile ilgili değilim.ואני אמרתי, "טוב, אני לא ממש בעניין של התרבות צפרדעים.
Ben de "Evet, biliyorsun, ben de pek kurbağaların üremesi ile ilgili değilim.قلت لها، " أجل, أتعلمين، أنا لست على دراية كافية بتكاثر الضفادع.
Ben de "Evet, biliyorsun, ben de pek kurbağaların üremesi ile ilgili değilim.「雌が卵を産むんだと思う」
Benim hikayem bitkilerin üremesi değil, polenin kendisi hakkında.A minha história não é sobre a propagação das plantas, mas sobre o próprio pólen.
Benim hikayem bitkilerin üremesi değil, polenin kendisi hakkında.Az én történetem nem a növények szaporodásáról szól, hanem magáról a virágporról.
Benim hikayem bitkilerin üremesi değil, polenin kendisi hakkında.Câu chuyện của tôi thực sự không phải về sự nhân giống thực vật, mà về chính phấn hoa.
Benim hikayem bitkilerin üremesi değil, polenin kendisi hakkında.Cerita saya bukanlah tentang reproduksi tumbuhan, tetapi tentang serbuk sari itu sendiri
Benim hikayem bitkilerin üremesi değil, polenin kendisi hakkında.Jednak nie będę mówił o rozmnażaniu się roślin, ale o pyłkach jako takich.
Benim hikayem bitkilerin üremesi değil, polenin kendisi hakkında.제 이야기는 실제로 식물의 확산에 관한게 아닙니다. 꽃가루 그 자체죠.
Benim hikayem bitkilerin üremesi değil, polenin kendisi hakkında.Mijn verhaal gaat echter niet over de voortplanting van planten, maar over het stuifmeel zelf.
Benim hikayem bitkilerin üremesi değil, polenin kendisi hakkında.Mir geht es eigentlich nicht um die Pflanzenvermehrung, sondern um die Pollen selbst.
Benim hikayem bitkilerin üremesi değil, polenin kendisi hakkında.Moje přednáška nemá být vlastně o rozmnožování rostlin, ale o pylu samotném.
Benim hikayem bitkilerin üremesi değil, polenin kendisi hakkında.Môj príbeh ale nie je o propagácii rastlín, ale samotného peľu.
Benim hikayem bitkilerin üremesi değil, polenin kendisi hakkında.Pero mi charla no es acerca de la reproducción de las plantas sino acerca del polen en sí mismo.
Benim hikayem bitkilerin üremesi değil, polenin kendisi hakkında.Povestea mea nu este, de fapt, despre răspândirea plantelor, ci despre polenul însuşi.
Benim hikayem bitkilerin üremesi değil, polenin kendisi hakkında.Questa storia non è solo sul propagarsi delle piante ma sul polline in sé.
Benim hikayem bitkilerin üremesi değil, polenin kendisi hakkında.Η ιστορία μου όμως δεν έχει να κάνει με την αναπαραγωγή των φυτών αλλά με τη γύρη αυτή καθ΄ αυτή.
Benim hikayem bitkilerin üremesi değil, polenin kendisi hakkında.Историята ми всъщност не е пропаганда относно цветята, но за цветния прашец сам по себе си.
Benim hikayem bitkilerin üremesi değil, polenin kendisi hakkında.Мой рассказ на самом деле не о размножении цветов, а о самой пыльце.
Benim hikayem bitkilerin üremesi değil, polenin kendisi hakkında.הסיפור שלי אינו עוסק בהפצת הפרחים, אלא באבקה עצמה.
Benim hikayem bitkilerin üremesi değil, polenin kendisi hakkında.في الحقيقة لا اريد التحدث عن تكاثر النباتات بل عن حبة اللقاح نفسها
Benim hikayem bitkilerin üremesi değil, polenin kendisi hakkında.花粉そのものについてです そもそも 花粉の特徴とは何かとお尋ねになるかもしれません
Birbirleri arasında üreme gerçekleştirip yine doğurgan canlılar üretebilmeleriydi.단순히 비슷한 생김새와 행동을 한다는 것보다
Bireyler yeteri kadar üremeleri için bütün hastalıklarla savaşacaklar.번식을 할 수 있을 때까지 살기 위해 면역체계를 발달 시키며 진화해왔습니다.
Bireyler yeteri kadar üremeleri için bütün hastalıklarla savaşacaklar.כדי להילחם בכל המחלות כך שבודדים יחיו זמן רב יותר כדי להתרבות.
Bireyler yeteri kadar üremeleri için bütün hastalıklarla savaşacaklar.يقاوم الأمراض، حتى يستطيع بعضها أن يبقى على قيد الحياة ليتكاثر...
Bireyler yeteri kadar üremeleri için bütün hastalıklarla savaşacaklar.しかし 私の知る限り 全ての生物は死にます
Biyolojik olarak, bizim bir tür olarak hayatta kalabilmemiz üç temele dayanır: gıda, barınma ve üreme.Biologicamente, a nossa sobrevivência como espécie depende de três fatores: comida, abrigo e reprodução.
Biyolojik olarak, bizim bir tür olarak hayatta kalabilmemiz üç temele dayanır: gıda, barınma ve üreme.생물학적으로 한 종의 생존은 세 가지 핵심요소에 달려 있습니다. 음식, 거주지, 그리고 번식입니다.
Bizim öbeğimizdeyse, kilolarca kavak mantarı üremişti.저희의 더미로 가보았더니, 더미는 수백 킬로그램의 굴 버섯으로 뒤덮혀 있었습니다.
Bizim öbeğimizdeyse, kilolarca kavak mantarı üremişti. Rengi de daha açık bir ton almıştı.Chúng tôi nhìn lại đống của mình, nó được bao trùm bởi hàng trăm cân nấm bào ngư -- và màu sắc đã nhạt hẳn đi.
Bizim öbeğimizdeyse, kilolarca kavak mantarı üremişti. Rengi de daha açık bir ton almıştı.Il nostro, invece, era coperto da quintali di funghi-ostrica, e il colore era divenuto più chiaro.
Bizim öbeğimizdeyse, kilolarca kavak mantarı üremişti. Rengi de daha açık bir ton almıştı.Když jsme došli k naší, byla pokryta stovkami kil hlívy ústřičné a barva byla světlejší.
Bizim öbeğimizdeyse, kilolarca kavak mantarı üremişti. Rengi de daha açık bir ton almıştı.Naša bola pokrytá metrákmi hlivy ustricovej a zosvetlela.
Bizim öbeğimizdeyse, kilolarca kavak mantarı üremişti. Rengi de daha açık bir ton almıştı.Visszamentünk a mi kupacunkhoz, több száz font laskagomba borította, és a színe világosra változott.
Bizim öbeğimizdeyse, kilolarca kavak mantarı üremişti. Rengi de daha açık bir ton almıştı.Vores bunke var dækket med kilovis af østershatte, og farven skiftede til en mere lys udgave.
Bizim öbeğimizdeyse, kilolarca kavak mantarı üremişti. Rengi de daha açık bir ton almıştı.Wróciliśmy do naszego nasypu pokryty był boczniakami ostrygowatymi a kolor zmienił się na jasny.
Bizim öbeğimizdeyse, kilolarca kavak mantarı üremişti. Rengi de daha açık bir ton almıştı.Возвращаясь к нашей куче - она была покрыта сотнями килограмм вешенок -- а сама куча стала заметно светлее.
Bizim öbeğimizdeyse, kilolarca kavak mantarı üremişti.הערימה שלנו הייתה מכוסה במאות קילו של פטריות צדפה
Bizim öbeğimizdeyse, kilolarca kavak mantarı üremişti.عدنا إلى كومتنا. كانت مغطاة بمئات الأرطال من فطر المحارة -ـ
Bizim öbeğimizdeyse, kilolarca kavak mantarı üremişti.大量のヒラタケに覆われ 明るい色をしていました
- Bu bir üreme hücresi.Am un cromozom de la tata alcătuit din două cromatide.
Bu bir üreme hücresi.Dies ist eine Keimzelle.
Bu bir üreme hücresi.Ini adalah sel germinal.
Bu bir üreme hücresi.이것은 원시 생식세포입니다
- Bu bir üreme hücresi.My si ukážeme meiózu, protože tu máme zárodečnou buňku.
Bu bir üreme hücresi.Questa è una cellula germinale.
Bu bir üreme hücresi.To jest gametocyt.
Bu bir üreme hücresi.Това е зародишна клетка.
Bu bir üreme hücresi.前期Ⅰに、入るよ
Bu fotoğraftaysa, son üreme mevsiminde rastladığımız oldukça garip ve anlaşılmaz bir vaka görüyoruz:Ici, un évènement étrange et inexplicable s'est produit pendant la dernière saison des amours
Bu fotoğraftaysa, son üreme mevsiminde rastladığımız oldukça garip ve anlaşılmaz bir vaka görüyoruz:이 경우에는 지난 산란기 때 일어난 약간 이상하고 설명이 안 가는 행동인데
Bu fotoğraftaysa, son üreme mevsiminde rastladığımız oldukça garip ve anlaşılmaz bir vaka görüyoruz:Однако, во время последнего случного сезона произошло очень странное и необъяснимое явление.
Bu fotoğraftaysa, son üreme mevsiminde rastladığımız oldukça garip ve anlaşılmaz bir vaka görüyoruz:במקרה הזה קרה דבר מוזר ולא מוסבר שהתרחש במהלך עונת הרבייה האחרונה,
Bu fotoğraftaysa, son üreme mevsiminde rastladığımız oldukça garip ve anlaşılmaz bir vaka görüyoruz:في هذه الحالة كان السلوك غريبا وغير قابل للشرح هذا النشاط حدث في موسم التزاوج الماضي
Bu fotoğraftaysa, son üreme mevsiminde rastladığımız oldukça garip ve anlaşılmaz bir vaka görüyoruz:説明のつかない出来事に遭遇しました 大きなオスのキングコブラがメスに噛みついたと思ったら