Eğer bir Hallyu starı ezikse, sen nesin? Ümitsiz aptal olabilir mi?Daca o vedeta Hallyu este un rarat, tu, cum crezi ca esti in momentul de fata?
Eğer bir Hallyu starı ezikse, sen nesin? Ümitsiz aptal olabilir mi?Jeśli gwiazda Hallyu jest przegranym, to co z tobą? <br />Byłbyś żałosnym głupcem?
Eğer bir Hallyu starı ezikse, sen nesin? Ümitsiz aptal olabilir mi?Wenn ein Hallyu Stern ein Verlierer ist, was macht dich das dann?<br />Wäre es ein erbärmlich Narr?
Eğer bir Hallyu starı ezikse, sen nesin? Ümitsiz aptal olabilir mi?Αν ένα αστέρι της Hallyu είναι χαμένος, τότε τι σε κάνει εσένα αυτό; έναν αξιολύπητο ανόητο;
Eğer bir Hallyu starı ezikse, sen nesin? Ümitsiz aptal olabilir mi?Если звезда корейской музыки лузер, то кто ты? жалкий придурок?
Eğer ümitsizlik içerisindeysen bu demek ki, kendi düşünce akışın tarafından yanlış yönlendiriliyorsun.Als je wanhopig bent, dan betekent dat dat je volledig misleid bent door je eigen denken.
Eğer ümitsizlik içerisindeysen bu demek ki, kendi düşünce akışın tarafından yanlış yönlendiriliyorsun.Pokud jste zoufalí, znamená to, že jste hodně zmatení vlastním přemýšlením.
Eğer ümitsizlik içerisindeysen bu demek ki, kendi düşünce akışın tarafından yanlış yönlendiriliyorsun.Se forem desesperados significa que estão tão perdidos no vosso próprio pensar....
Eğer ümitsizlik içerisindeysen bu demek ki, kendi düşünce akışın tarafından yanlış yönlendiriliyorsun.Si vous êtes désespéré, cela signifie que vous êtes vraiment égaré par votre propre façon de penser.
Eğer ümitsizlik içerisindeysen bu demek ki, kendi düşünce akışın tarafından yanlış yönlendiriliyorsun.Wenn du verzweifelt bist, bedeutet das, dass du von deinem eigenen Denken so sehr in die Irre geführt wirst.
Eğer ümitsizlik içerisindeysen bu demek ki, kendi düşünce akışın tarafından yanlış yönlendiriliyorsun.Если вы отчаялись, это значит, что ваше собственное мышление ввело вас в заблуждение.
"Gillian, nasıl dansçı oldun?" Ve o ilginç bir hikayesi olduğunu söyledi, okuldayken, gerçekten ümitsizmiş."¿Cómo llegaste a ser bailarina?"
"Gillian, nasıl dansçı oldun?" Ve o ilginç bir hikayesi olduğunu söyledi, okuldayken, gerçekten ümitsizmiş.E interesant: la școală era irecuperabilă.
"Gillian, nasıl dansçı oldun?" Ve o ilginç bir hikayesi olduğunu söyledi, okuldayken, gerçekten ümitsizmiş.Es war interessant. In der Schule war sie wirklich hoffnungslos.
"Gillian, nasıl dansçı oldun?" Ve o ilginç bir hikayesi olduğunu söyledi, okuldayken, gerçekten ümitsizmiş."Gillian, como te tornaste bailarina?" Disse, quando andava na escola, estava desesperada.
"Gillian, nasıl dansçı oldun?" Ve o ilginç bir hikayesi olduğunu söyledi, okuldayken, gerçekten ümitsizmiş."Gillian, hogyan lettél táncos?" Mire azt mondta, érdekes volt, mert az iskolában teljesen reménytelen volt.
"Gillian, nasıl dansçı oldun?" Ve o ilginç bir hikayesi olduğunu söyledi, okuldayken, gerçekten ümitsizmiş."Gillian, kuinka sinusta tuli tanssija?" Hän sanoi, että ollessaan koulussa hän oli täysin toivoton.
"Gillian, nasıl dansçı oldun?" Ve o ilginç bir hikayesi olduğunu söyledi, okuldayken, gerçekten ümitsizmiş."Hoe word je een danser?" Ze zei: dat was interessant. Op school was ze echt hopeloos.
"Gillian, nasıl dansçı oldun?" Ve o ilginç bir hikayesi olduğunu söyledi, okuldayken, gerçekten ümitsizmiş.I co ciekawe, jako uczennica była beznadziejna.
"Gillian, nasıl dansçı oldun?" Ve o ilginç bir hikayesi olduğunu söyledi, okuldayken, gerçekten ümitsizmiş."어떻게 해서 댄서가 되셨어요?"라고 물어 봤더니, 흥미롭게도, 학창 시절 때 점수가 엉망이었다고 하더라고요.
"Gillian, nasıl dansçı oldun?" Ve o ilginç bir hikayesi olduğunu söyledi, okuldayken, gerçekten ümitsizmiş."Джиліан, як ти стала танцівницею?" І вона розповіла, що в школі її вважали безнадійною,
"Gillian, nasıl dansçı oldun?" Ve o ilginç bir hikayesi olduğunu söyledi, okuldayken, gerçekten ümitsizmiş.Это интересная история. Она сказала, что в школе её считали безнадёжной.
"Gillian, nasıl dansçı oldun?" Ve o ilginç bir hikayesi olduğunu söyledi, okuldayken, gerçekten ümitsizmiş."איך הגעת להיות רקדנית?" והיא אמרה, וזה מעניין. כשהיא היתה בביה"ס, היא היתה חסרת-תקנה,
"Gillian, nasıl dansçı oldun?" Ve o ilginç bir hikayesi olduğunu söyledi, okuldayken, gerçekten ümitsizmiş."جيليان، كيف أصبحت راقصة؟" فقالت لقد كان ذلك مثيرا، فحين كانت في المدرسة،
"Gillian, nasıl dansçı oldun?" Ve o ilginç bir hikayesi olduğunu söyledi, okuldayken, gerçekten ümitsizmiş.彼女の答えは興味深かった。ジリアンは小学生の頃 まったくもって絶望的でした。1930年代のことです
- ki hatırlayın, "Hayat berbat, ümitsiz husumet, hayatta kalmak için herşeyi yaparım" -1단계를 탈출하여 "엿같은 인생, 절망적인 적대감, 살아남기 위해서는 뭐든지 할 수 있는" 단계에서
- ki hatırlayın, "Hayat berbat, ümitsiz husumet, hayatta kalmak için herşeyi yaparım" -בשלב אחד - זכרו, "החיים מסריחים, עויינות מייאשת, אני אעשה מה שצריך כדי לשרוד" -
- ki hatırlayın, "Hayat berbat, ümitsiz husumet, hayatta kalmak için herşeyi yaparım" -في المرحلة الأولى -- تذكروا، " الحياة بائسة، خصومة يائسة، سأفعل كل شئ للبقاء على قيد الحياة"--
- ki hatırlayın, "Hayat berbat, ümitsiz husumet, hayatta kalmak için herşeyi yaparım" -とステージ1で怒っていたところから ボーイズ・アンド・ガールズ・クラブに入り
Kurzweilian ifadesiyle bu ümitsiz bir durum.Dalam bahasa Kurzweilian, ini prediksi suram.
Kurzweilian ifadesiyle bu ümitsiz bir durum.En termes Kurzwelien, c'est lugubre.
Kurzweilian ifadesiyle bu ümitsiz bir durum.För någon som Ray Kurzweil är detta pessimism.
Kurzweilian ifadesiyle bu ümitsiz bir durum.In Kurzweil-termen is het somber.
Kurzweilian ifadesiyle bu ümitsiz bir durum.În termeni Kurzweil-ieni aceasta este sumbră.
Kurzweilian ifadesiyle bu ümitsiz bir durum.레이 커즈와일의 관점에서 보자면 이건 우울한 거죠.
Kurzweilian ifadesiyle bu ümitsiz bir durum.Kurweil-i mértékekben ez egy komor előrejelzés.
Kurzweilian ifadesiyle bu ümitsiz bir durum.Kurzweilian by to považoval za ponurou předpověď.
Kurzweilian ifadesiyle bu ümitsiz bir durum.Kurzweil uznałby to za ponure.
Kurzweilian ifadesiyle bu ümitsiz bir durum.Med Kurzweilian's ord så er det dystert.
Kurzweilian ifadesiyle bu ümitsiz bir durum.Nach Kurzweil'schen Maßstäben ist das schwarzseherisch.
Kurzweilian ifadesiyle bu ümitsiz bir durum.Numa perspetiva utópica isto é lúgubre.
Kurzweilian ifadesiyle bu ümitsiz bir durum.Quasi da disfattista.
Kurzweilian ifadesiyle bu ümitsiz bir durum.Với những điều kiện tại Kurzweilian, điều này thật ảm đạm.
Kurzweilian ifadesiyle bu ümitsiz bir durum.Ζοφερή σύμφωνα με τον Κουρζγουέιλ.
Kurzweilian ifadesiyle bu ümitsiz bir durum.В курцвайлиански смисъл това е мрачно.
Kurzweilian ifadesiyle bu ümitsiz bir durum.За Курцвейлем (Kurzweil), це похмуро.
Kurzweilian ifadesiyle bu ümitsiz bir durum.По Курцвайлю, это мрачновато.
Kurzweilian ifadesiyle bu ümitsiz bir durum.במונחים של קורצוויל - זו הערכה עגומה וקודרת.
Kurzweilian ifadesiyle bu ümitsiz bir durum.حسب رأي كورزويل هذا تشاؤم
Kurzweilian ifadesiyle bu ümitsiz bir durum.私は「くまのプーさん」に出てくる陰気なロバのイーヨーといったところでしょうか
Merak hissediyorum, ve hayranlık duyuyorum ama bazen de ümitsiz hissediyorum.Cítim zvedavosť, a cítim údiv, ale niekedy som cítil aj zúfalstvo.
Merak hissediyorum, ve hayranlık duyuyorum ama bazen de ümitsiz hissediyorum.Cítím zvědavost. A taky úžas. Ale někdy jsem taky cítil zoufalství.
Merak hissediyorum, ve hayranlık duyuyorum ama bazen de ümitsiz hissediyorum.Czuję zaciekawienie zdumienie i podziw ale czasem też rozpacz.
Merak hissediyorum, ve hayranlık duyuyorum ama bazen de ümitsiz hissediyorum.Ich fühle Neugier und ich wundere mich aber manchmal habe ich auch Verzweiflung gespürt.
Merak hissediyorum, ve hayranlık duyuyorum ama bazen de ümitsiz hissediyorum.Ik voel nieuwsgierigheid, en verwondering, maar soms heb ik ook wanhoop gevoeld.
Merak hissediyorum, ve hayranlık duyuyorum ama bazen de ümitsiz hissediyorum.Je ressens une vraie curiosité, et une vraie envie de comprendre mais parfois je ressens aussi du désespoir.
Merak hissediyorum, ve hayranlık duyuyorum ama bazen de ümitsiz hissediyorum.Kíváncsiságot érzek, és csodálatot érzek, de időnként kétségbeesést is éreztem.
Merak hissediyorum, ve hayranlık duyuyorum ama bazen de ümitsiz hissediyorum.저는 호기심을 느꼈고, 궁금했었죠, 하지만 그 당시 저는 또한 좌절했었습니다.
Merak hissediyorum, ve hayranlık duyuyorum ama bazen de ümitsiz hissediyorum.Provo curiosità, e provo meraviglia, ma ho anche provato disperazione, a volte.
Merak hissediyorum, ve hayranlık duyuyorum ama bazen de ümitsiz hissediyorum.Siento curiosidad, y siento asombro, pero a veces, también desesperación.