Bizi aciz, ümitsiz ve yararsız hissettiriyor.Nos hace sentirnos impotentes, deseperados e inútiles.
Bizi aciz, ümitsiz ve yararsız hissettiriyor.Μας κάνει να αισθανόμαστε αβοήθητοι, άχρηστοι και χωρίς ελπίδα.
Bizi aciz, ümitsiz ve yararsız hissettiriyor.Мы ощущаем себя ненужными и бесполезными.
Bizi aciz, ümitsiz ve yararsız hissettiriyor.זה גורם לנו להרגיש חסרי אונים. וחסרי תקווה וחסרי תועלת.
Böylece yedi yaşındaki küçük, ümitsiz aklımın bu trajediyi önlemek için düşünebildiği tek şeyi yaptım.Also tat ich das Einzige, das meinem panischen siebenjährigen Gehirn einfiel, um die Tragödie abzuwenden.
Böylece yedi yaşındaki küçük, ümitsiz aklımın bu trajediyi önlemek için düşünebildiği tek şeyi yaptım.Am făcut singurul lucru la care mintea mea disperată de şapte ani s-a putut gândi ca să evite tragedia.
Böylece yedi yaşındaki küçük, ümitsiz aklımın bu trajediyi önlemek için düşünebildiği tek şeyi yaptım.Dus ik deed het enige wat mijn koortsachtige 7-jaar oude brein kon bedenken.
Böylece yedi yaşındaki küçük, ümitsiz aklımın bu trajediyi önlemek için düşünebildiği tek şeyi yaptım.Entonces hice lo único que mi loca cabeza de 7 años pudo pensar temiendo una tragedia.
Böylece yedi yaşındaki küçük, ümitsiz aklımın bu trajediyi önlemek için düşünebildiği tek şeyi yaptım.J'ai donc fait la seule chose que mon petit cerveau paniqué pouvait imaginer pour éviter la catastrophe.
Böylece yedi yaşındaki küçük, ümitsiz aklımın bu trajediyi önlemek için düşünebildiği tek şeyi yaptım.그래서 저의 일곱 살 짜리의 작고 놀란 뇌가 이 비극을 피하고자 짜낼 수 있는 유일한 일을 했습니다.
Böylece yedi yaşındaki küçük, ümitsiz aklımın bu trajediyi önlemek için düşünebildiği tek şeyi yaptım.Så jag gjorde det enda som min desperata, sjuåriga hjärna kunde komma på för att avvärja tragedin.
Böylece yedi yaşındaki küçük, ümitsiz aklımın bu trajediyi önlemek için düşünebildiği tek şeyi yaptım.Så jeg gjorde det eneste min lille overvældede syvårige hjerne kunne finde på for at foregribe denne tragedie.
Böylece yedi yaşındaki küçük, ümitsiz aklımın bu trajediyi önlemek için düşünebildiği tek şeyi yaptım.Spanikowany 7-letni umysł mógł zrobić tylko jedno by zapobiec tragedii.
Böylece yedi yaşındaki küçük, ümitsiz aklımın bu trajediyi önlemek için düşünebildiği tek şeyi yaptım.Tak jsem udělal to jediné, co mohl můj malý 7-letý zuřivý mozek vymyslet, aby odvrátil tuto tragédii.
Böylece yedi yaşındaki küçük, ümitsiz aklımın bu trajediyi önlemek için düşünebildiği tek şeyi yaptım.Takže som urobil jedinú vec, ktorú môj zbesilý 7-ročný mozog dokázal vymyslieť, aby sa vyhol tejto tragédii.
Böylece yedi yaşındaki küçük, ümitsiz aklımın bu trajediyi önlemek için düşünebildiği tek şeyi yaptım.Поэтому я сделал первое, что пришло в мою испуганную семилетнюю голову.
Böylece yedi yaşındaki küçük, ümitsiz aklımın bu trajediyi önlemek için düşünebildiği tek şeyi yaptım.Щоб запобігти трагедії, я зробив єдине, до чого у розпачі додумався мій семирічний мозок.
Böylece yedi yaşındaki küçük, ümitsiz aklımın bu trajediyi önlemek için düşünebildiği tek şeyi yaptım.אז עשיתי את הדבר היחידי שהמוח הקודח בן השבע שלי יכול לחשוב עליו כדי למנוע את הטרגדיה הזו.
Böylece yedi yaşındaki küçük, ümitsiz aklımın bu trajediyi önlemek için düşünebildiği tek şeyi yaptım.ففعلت الشيء الوحيد والذي يمكن أن يفكر فيه عقل طفل في السابعة لكي يتجنب هذه المأساة
Böylece yedi yaşındaki küçük, ümitsiz aklımın bu trajediyi önlemek için düşünebildiği tek şeyi yaptım.悲劇を回避すべく思い付いた唯一のことをしました お子さんがいれば よく目にするでしょう
Bu çok farklı kültür ve topraklarda, kurumlar ve bu çocukların oralardaki yolculuğu ümitsizce aynıydı.이렇게 다양한 나라와 문화를 가로질러 보육원들과 그곳을 거친 아이들의 여정은 안타깝지만 정말 유사했습니다
Bu çok farklı kültür ve topraklarda, kurumlar ve bu çocukların oralardaki yolculuğu ümitsizce aynıydı.Mimo różnic krajobrazu i kultury instytucje i los oddanych im dzieci wyglądały przygnębiająco podobnie.
Bu çok farklı kültür ve topraklarda, kurumlar ve bu çocukların oralardaki yolculuğu ümitsizce aynıydı.И во всех этих отличающихся друг от друга странах жизнь детей в детдомах угнетающе похожа.
Bu çok farklı kültür ve topraklarda, kurumlar ve bu çocukların oralardaki yolculuğu ümitsizce aynıydı.Сред тези разнообразни земи и култури институциите и премеждията на децата в тях са депресиращо идентични.
Bu çok farklı kültür ve topraklarda, kurumlar ve bu çocukların oralardaki yolculuğu ümitsizce aynıydı.У всіх цих таких різних країнах і культурах сиротинці та шлях дітей через них до болю схожі.
Bu çok farklı kültür ve topraklarda, kurumlar ve bu çocukların oralardaki yolculuğu ümitsizce aynıydı.בכל מגוון המדינות והתרבויות הזה, המוסדות, וחוויות הילדים בהן הן דומות באופן מדכא.
Bu çok farklı kültür ve topraklarda, kurumlar ve bu çocukların oralardaki yolculuğu ümitsizce aynıydı.في جميع أنحاء هذه البقاع و الحضارات، دار الأيتام، رحلة الطفولة فيهم، متشابهون بشكل كئيب.
Bu çok farklı kültür ve topraklarda, kurumlar ve bu çocukların oralardaki yolculuğu ümitsizce aynıydı.施設や そこでの子どもの暮らしは 憂鬱になるほどよく似ています 外からの刺激が少ないため 自己刺激行動 -
Bu konuda ümitsizliğe kapıldığımda Japonya'yı düşünürüm.Jadi saat saya merasa sedih akan sanitasi, saya berpikir tentang Jepang, karena 70 tahun yang lalu,
Bu konuda ümitsizliğe kapıldığımda Japonya'yı düşünürüm.Vậy khi tôi buồn về vấn đề vệ sinh, tôi nghĩ đến Nhật Bản, vì Nhật Bản 70 năm trước
Bu konuda ümitsizliğe kapıldığımdaKiedy przygnębia mnie myśl o warunkach sanitarnych, myślę o Japonii.
Bu konuda ümitsizliğe kapıldığımda위생에 대해 비관적이 될 때면,
Bu konuda ümitsizliğe kapıldığımdaאז כשאני נעצבת בקשר לתברואה,
Bu konuda ümitsizliğe kapıldığımdaلذا عندما أكون حزينة حول وضع الصرف الصحي
Bu konuda ümitsizliğe kapıldığımda日本が頭に浮かびました 70年前の日本では
Bu yüzden ümitsizliği dışarı atmak için tek başına olduğun vakitleri kullan.Nutze also deine Zeit als Single, um deine Verzweiflung abzuwerfen!
Bu yüzden ümitsizliği dışarı atmak için tek başına olduğun vakitleri kullan.Portanto usem o vosso tempo a sós para eliminar o desespero.
Bu yüzden ümitsizliği dışarı atmak için tek başına olduğun vakitleri kullan.Takže využijte svůj nezadaný čas, abyste zahodili zoufalost.
Bu yüzden ümitsizliği dışarı atmak için tek başına olduğun vakitleri kullan. Ve gerçeğe demir atmak için.Dus gebruik je tijd apart om wanhoop af te gooien, en sterk te staan in de waarheid.
Bu yüzden ümitsizliği dışarı atmak için tek başına olduğun vakitleri kullan.Итак, используйте время одиночества, чтобы избавиться от отчаяния!
Durum ancak çok ümitsizse kişisel direk iflası seçiyor olmalıyım. .Ale pokud je to zoufalá situace, mohu to udělat.
"Durum ümitsiz."A helyzet reménytelen.
"Durum ümitsiz."Hopplöst läge".
"Durum ümitsiz."Não há esperança.
"Durum ümitsiz."Ninguna posibilidad.
"Durum ümitsiz. Nokta. Ayakkabı giymiyorlar.""אין סיכוי. נקודה. לא נועלים כאן נעליים."
"Durum ümitsiz. Nokta.Chúng ta phải dừng lại thôi.
"Durum ümitsiz. Nokta."Jest beznadziejnie.
"Durum ümitsiz. Nokta."Никаких вариантов.
"Durum ümitsiz. Nokta."Становище - безнадійне!
"Durum ümitsiz."Situace beznadějná.
"Durum ümitsiz."Situácia je beznádejná.
"Durum ümitsiz."Situaţie fără speranţă.
"Durum ümitsiz."Situatie hopeloos. Stop.
"Durum ümitsiz."Situation håbløs.
"Durum ümitsiz."Situation hoffnungslos.
"Durum ümitsiz."Situazione disperata.
"Durum ümitsiz."Tak ada harapan.
"Durum ümitsiz."Κατάσταση απελπιστική.
"Durum ümitsiz."Ситуацията безнадеждна.